NEFHA-İ MUHAMMED (S.A.V) -ŞÜKÜR DAMLALARI-

عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، إِذَا صَلَّى قَامَ حَتَّى تَفَطَّرَ رِجْلَاهُ، قَالَتْ عَائِشَةُ: يَا رَسُولَ اللهِ أَتَصْنَعُ هَذَا، وَقَدْ غُفِرَ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ، فَقَالَ: «يَا عَائِشَةُ أَفَلَا أَكُونُ عَبْدًا شَكُورًا»

Hz. Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre o, şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (geceleyin) ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Bunun üzerine Ona: “Yâ Rasûlallah! Senin geçmiş ve gelecek bütün hataların bağışlandığı halde niye böyle yapıyorsun?” dedim. O da: “Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?” buyurdu.

Buhârî, Tefsîrû sûre (48) 2; Müslim, Münâfikîn 81.

عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ، فِي قَوْلِ اللهِ عَزَّ وَجَلَّ  {إتَّقُوا اللهَ حَقَّ تُقَاتِهِ} قَالَ: أَنْ يُطَاعَ فَلَا يُعْصَى، وَأَنْ يُشْكَرَ فَلَا يُكْفَرَ، وَأَنْ يُذْكَرَ فَلَا يُنْسَى

Abdullah b. Mes‘ud radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre o, Allah Teâlâ’nın “Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının.”[1] ayetini şöyle tefsir etti: “Allah’a isyan edilmeyip itaat edilmesi; nankörlük edilmeyip şükredilmesi; unutulmayıp zikredilmesi.”

İbn Ebî Şeybe, Musannef, 19/170; Beyhakî, Şuabu’l-îmân, 12/297.

عَنْ صُهَيْبٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «عَجَبًا لِأَمْرِ الْمُؤْمِنِ، إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ، وَلَيْسَ ذَاكَ لِأَحَدٍ إِلَّا لِلْمُؤْمِنِ، إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ، فَكَانَ خَيْرًا لَهُ، وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ، فَكَانَ خَيْرًا لَهُ»

Suheyb radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müminin hâli ilginçtir. Çünkü onun her işi kendisi için hayırlıdır. -Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır.-  Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur.  Başına musibet gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.”

Müslim, Zühd 64.

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «كُلُّ أَمْرٍ ذِي بَالٍ، لَا يُبْدَأُ فِيهِ بِالْحَمْدِ أَقْطَعُ»

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Elhamdülillâh ile başlanmayan her önemli işin bereketi kesiktir.”

İbn Mâce, Nikâh 19. 

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «إِنَّ اللهَ لَيَرْضَى عَنِ الْعَبْدِ أَنْ يَأْكُلَ الْأَكْلَةَ فَيَحْمَدَهُ عَلَيْهَا أَوْ يَشْرَبَ الشَّرْبَةَ فَيَحْمَدَهُ عَلَيْهَا»

Enes b. Mâlik radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hiç şühhesiz Cenâb-ı Allah, kulun bir şey yedikten veya içtikten sonra hamdetmesinden hoşnut olur.”

Müslim, Zikir 89. Tirmizî, Et’ime 18.

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: «اَلطَّاعِمُ الشَّاكِرُ بِمَنْزِلَةِ الصَّائِمِ الصَّابِرِ»

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yemek yiyip şükreden, oruç tutup sabre­den gibidir.”[2]

Tirmizî, Kıyamet 43; İbn Mâce, Sıyam 55.

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «كُلُّ كَلَامٍ لَا يُبْدَأُ فِيهِ بِالْحَمْدُ للهِ فَهُوَ أَجْذَمُ» 

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Elhamdülillâh diye başlamayan her konuşma bereketsizdir.”

Ebû Dâvûd, Edeb 21.

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لَا يَشْكُرُ اللهَ مَنْ لَا يَشْكُرُ النَّاسَ»

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanlara teşekkür etmeyen; Allah’a şükretmez.”[3]

Ebû Dâvûd, Edeb 12; Tirmizî, Birr ve Sıla 35.

عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى الْمِنْبَرِ : «مَنْ لَمْ يَشْكُرْ الْقَلِيلَ لَمْ يَشْكُرْ الْكَثِيرَ، وَمَنْ لَمْ يَشْكُرْ النَّاسَ لَمْ يَشْكُرْ اللهَ، اَلتَّحَدُّثُ بِنِعْمَةِ اللهِ شُكْرٌ وَتَرْكُهَا كُفْرٌ، وَالْجَمَاعَةُ رَحْمَةٌ وَالْفُرْقَةُ عَذَابٌ»

Numan b. Beşîr radıyallahu anhumâ’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Aza şükretmeyen çoğa da şükretmez. İnsanlara teşekkür etmeyen; Allah’a şükretmez.  Allah’ın nimetini anmak/dile getirmek şükür, bunu terk etmek ise nankörlüktür; toplulukta rahmet, ayrılık da azap vardır.”

Ahmed, Müsned, 30/390; Beyhakî, Şuabu’l-îmân, 11/377.

عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللهِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ أُعْطِيَ عَطَاءً فَوَجَدَ فَلْيَجْزِ بِهِ، فَإِنْ لَمْ يَجِدْ فَلْيُثْنِ بِهِ، فَمَنْ أَثْنَى بِهِ فَقَدْ شَكَرَهُ، وَمَنْ كَتَمَهُ فَقَدْ كَفَرَهُ»

Câbir b. Abdullah radıyallahu anhumâ’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kime bir iyilik yapılırsa (iyilik yapana) imkan bulursa karşılığını versin. imkân bulamazsa (kendisine yapılan) bu iyiliği övsün. (Kendisine yapılan) bu iyili­ği öven kimse onun şükrünü yerine getirmiş olur. Bu iyiliği  gizleyen kimse de nankörlük etmiş olur.”

Ebû Dâvûd, Edeb 12.

 

[1] Âl-i İmrân, 3/102.

[2] Hadisten oruç tutmanın çok da önemli olmadığı, bunun yerine yiyerek şükretmenin de yeterli olduğu gibi bir anlam çıkarılmamalıdır. Burada kastedilen; yemek yiyerek Allah’a şükreden ve tok karnı ile ibadet ve taatten geri durmayan insan ile nafile oruç tutarak Allah’a kulluk yapanlardır. Hadiste zikredilen, Peygamberimizin “İman iki kısımdır; sabır ve şükür” (Beyhakî, Şuabu’l-îmân, 12/192) hadisinde beyan edilen husus ile aynıdır. İnsan bazen oruç tutup sabır göstermeli, bazen de yiyerek şükretmelidir. Oruçlu olduğu zaman sabrı ile, yediği zaman da şükrü ile sevap kazanmaya çalışmalıdır.

[3] Gördüğü iyilikler karşısında insanlara teşekkür etme nezaketi olmayan insanların Allah’ın nimetlerine karşı edeceği şükrü, Cenab-ı Allah kabul etmez. (Sehâranfûrî, Bezlü’l-mechûd, 13/240.)

BİRİLERİNE ESİR OLMAK İÇİN Mİ OKUYORUZ?

İnsanoğlu, nereden geldiğini, nereye doğru gittiğini; her an, her nefes neler yapma mecburiyetinde olduğunu daima tefekkür etmelidir. Çünkü her nefesimiz o anda değerlendirilmesi gereken bir hayat parçasıdır. Alınan her nefesle beraber hayatımız eksilmektedir. Hayatımızın ne…

BUNCA NİMETLERİN SAHİBİNİ TANIMAMAK EN BÜYÜK NANKÖRLÜKTÜR

Şükür, sözlükte “yapılan iyiliği bilmek ve onu yaymak, iyilik edeni iyiliğiyle övmek, ona minnettar olmak” demektir. Şükür kelimesinin ıstılâhî manası; “verilen herhangi bir nimetten dolayı bu nimeti verene karşı söz, fiil veya kalp ile saygı…

ŞÜKRÜN HAKÎKÂTİ

er-Râğib el-İsfehânî, Müfredât adlı eserinde şöyle diyor: “ Şükür; nimeti tasavvur etmek ve onu izhar etmektir. Şükrün zıddı küfürdür. Küfür ise nimeti unutmak ve onu örtmektir.”

ŞÜKÜR

Bismillahirrahmanirrahim Elhamdü lillâhi Rabbil âlemin. Vessalâtü vesselâmü alâ Rasûlinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. “Rabbiniz şunu ilan etti. Eğer şükrederseniz artırırım. Şayet nankörlük yaparsanız azabım şiddetlidir.”[1]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir