Dergide ara

Yazı başlıkları, yazar adları ve sayı adları içinde arar. Şapka ve büyük harf fark etmez: “adalet” yazınca “Adâlet” de bulunur.

Göz atın: Sayılar · Yazarlar · Arşiv

Ninemizin Mutfağına Dönüş

44. Sayı · 2016/4

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

“Te­re­ya­ğını ka­şıkla gö­tü­rüp, 90 ya­şına kadar sağ­lıklı ya­şa­yan dede” kav­ramı emi­nim benim gibi ço­ğu­nu­zun da ha­fı­za­sında var­dır. Ya da “Se­fer­ber­likte Kaf­kasya’da Rus­la­rın elinde esir kalan, ay­larca bir kuru ek­meğe mah­kûm edi­lip sonra da yüz­yıl­dan fazla ya­şa­yan” ata­la­rı­nı­zın hi­kâ­ye­le­rini bü­yük­le­ri­niz­den din­le­miş­si­niz­dir. Yıl­larca has­ta­neye yolu hiç düş­me­diği halde uzun yıl­lar ya­şa­yan ata­la­rı­mı­zın yılda or­ta­lama sekiz kez he­kime baş­vu­ran to­run­ları…

Şim­diki nesil ge­liş­miş sağ­lık im­kân­la­rına rağ­men de­de­le­ri­mize göre çok daha fazla sağ­lık prob­lem­leri ya­şa­makta. Verem, za­türre gibi en­fek­si­yon­lara karşı önemli bir ba­şarı ka­za­nıldı, ne­re­deyse her ilde kalp cer­ra­hisi ya­pı­lı­yor. Yine de hangi has­ta­neye git­se­niz hep­si­nin tıka basa has­ta­larla dolu ol­du­ğunu gö­rü­yor­su­nuz.

Şüp­he­siz ki bu du­ru­mun en önemli ne­den­le­rin­den bi­risi de bes­lenme alış­kan­lık­la­rı­mız. Son 40-50 yılda po­pü­ler kül­tür ve sağ­lık oto­ri­te­le­ri­nin öner­diği pek çok tezin as­lında yan­lış ol­duğu bu­gün­lerde or­taya çı­kı­yor.

İlk “par­don”, yağ­larla il­gili ya­pı­lan öne­ri­lerde ya­şandı. Daha biz­ler doğ­ma­dan önce mar­ga­rin yağ­lar rek­lam edi­le­rek zey­tin­yağı ve te­re­yağı gibi doğal yağ­lar kö­tü­len­mişti. Bizim genç­lik yıl­la­rı­mızda ise fab­ri­ka­larda imal edi­len mar­ga­rin yağ­la­rın da za­rarlı ol­duğu an­la­şıl­mıştı. He­kim­li­ği­mi­zin ilk yıl­la­rında “yağ yeme, ne yer­sen ye” tar­zında za­yıf­lama öne­ri­leri moda idi. Yağ­la­rın, pro­tein ve kar­bon­hid­rat gibi diğer besin öğe­le­rine oranla en az iki kat daha fazla ka­lo­riye sahip ol­duğu dü­şü­nü­lürse as­lında man­tıklı gibi duran bu tezin yan­lış ol­duğu çok kısa sü­rede an­la­şıldı.

İlk ak­la­nan zey­tin­yağı oldu. Kur’an-ı Kerim’de “Ne do­ğuya, ne ba­tıya ait olan mü­ba­rek zey­tin ağacı”1 ola­rak ta­nım­la­nan zey­tin ağa­cı­nın yine Kur’an’da üze­rine yemin edi­len mey­vesi2… Belki bin yıl­lar­dır in­sa­noğ­lu­nun ana bes­lenme kay­nak­la­rın­dan bi­risi olan zey­tin ve zey­tin­ya­ğı­nın as­lında sağ­lığa fay­dalı ol­duğu or­taya çıktı. Ni­te­kim zey­tin ve zey­tin­yağı ile pi­şi­ri­len ye­mek­le­rin ön planda ol­duğu Ak­de­niz tipi bes­lenme de­di­ği­miz kül­türe sahip olan­larda kalp has­ta­lık­la­rı­nın daha az gö­rül­düğü, Ak­de­niz­li­le­rin or­ta­lama ola­rak daha uzun ve sağ­lıklı ya­şa­dığı an­la­şıldı. İrfan ehli mu­ta­sav­vıf­lar ta­ra­fın­dan yüz­yıl­lar­dır iti­kâf-hal­vet uy­gu­la­ma­la­rında ter­cih edi­len sızma zey­tin­yağı mar­ket raf­la­rında tek­rar baş­kö­şeye yer­leşti.

Son za­man­larda ya­pı­lan araş­tır­ma­lar so­nucu ise as­lında doğal, iş­len­me­miş bir gıda olan te­re­ya­ğı­nın da fay­dalı bir gıda ol­duğu ve belli mik­tar­larda tü­ke­til­mesi ge­rek­tiği söy­len­meye baş­ladı. Te­re­yağı tü­ke­ti­mi­nin belli vi­ta­min­le­rin vü­cutta kul­la­nıl­ma­sını ko­lay­laş­tır­dığı, her gün belli mik­tar te­re­yağı yi­yen­lerde me­sela şeker has­ta­lı­ğına daha az rast­la­na­bi­le­ceği söy­len­meye baş­ladı. Özel­likle bizim Ka­ra­de­nizli ni­ne­le­ri­mi­zin el­le­riyle yap­tığı te­re­ya­ğı­nın de­ğe­ri­nin önü­müz­deki dö­nemde daha da ar­ta­cağı ra­hat­lıkla söy­le­ne­bi­lir.

Yine son za­man­larda te­mize çıkan bir başka ana gıda ise yu­murta. Yakın za­mana kadar özel­likle kalp ve tan­si­yon has­ta­la­rına zarar ver­diği söy­le­nen ve haf­tada en fazla bir-iki kez tü­ke­til­mesi öne­ri­len yu­murta as­lında mü­kem­mel bir besin kay­nağı. Dü­şü­nün kâ­i­na­tın Ya­ra­tı­cısı bir can­lı­nın ge­liş­mesi için ge­re­ken bütün besin mad­de­le­rini tek bir yu­murta içine for­müle etmiş. Son de­rece ucuz, hatta -ev­deki gıda ar­tık­ları ile ya­pı­la­bi­le­cek ev-köy ta­vuk­çu­luğu- ile sı­fıra yakın ma­li­yetle üre­ti­le­bi­le­cek bir besin kay­nağı yu­murta. Son kli­nik kı­la­vuz­larda yu­mur­ta­nın da as­lında çok da za­rarlı ol­ma­dığı ve kalp has­ta­ları ta­ra­fın­dan bile belli öl­çü­lerde tü­ke­ti­le­bi­le­ceği ya­zıl­maya baş­landı.

Özel­likle genç­lerde ve aktif spor ya­pan­larda çok fay­dalı olan yu­murta –ne yazık ki- ül­ke­mizde ge­re­ken­den çok daha düşük dü­zeyde tü­ke­til­mekte. Oysa yaşlı nü­fusta bile pek çok has­ta­lı­ğın ana ne­den­le­rin­den olan kas kit­le­sinde azal­ma­nın (sar­ko­peni) ön­len­mesi açı­sın­dan yu­murta tü­ke­ti­mi­nin art­tı­rıl­ması çok çok önemli.

Kı­saca Tıp bi­limi ge­liş­tikçe var­dı­ğı­mız nokta ni­ne­le­ri­mi­zin mut­fa­ğına çok daha yakın ola­cak gibi du­ru­yor.

“As­malı ve as­ma­sız (üzüm) bah­çe­leri, hur­ma­ları, ürün­leri çeşit çeşit ekin­leri, zey­tin­leri ve nar­ları, bir­bi­rine ben­zer ve ben­ze­mez bi­çimde ya­ra­tan O’dur. Her biri meyve ve­rince mey­ve­sin­den yiyin, hasat günü de hak­kını (zekât ve sa­da­ka­sını) verin ama israf et­me­yin, çünkü O, israf eden­leri sev­mez.”3

  1. Nûr, 24/35. ↩︎
  2. Tîn, 95/1. ↩︎
  3. En’am, 6/141. ↩︎