Dergide ara

Yazı başlıkları, yazar adları ve sayı adları içinde arar. Şapka ve büyük harf fark etmez: “adalet” yazınca “Adâlet” de bulunur.

Göz atın: Sayılar · Yazarlar · Arşiv

Toplumsal Denge: Refah Döneminde İnfak ve Şükür; Zorluk Zamanında Sabır ve Tahammül

44. Sayı · 2016/4

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

Sos­yo­loji il­mi­nin ön­cü­le­rin­den olan İbn Hal­dun’a göre top­lum­lar ve dev­let­ler in­san­lara ben­zer. Hep­si­nin ortak ka­de­rinde doğ­mak, ser­pil­mek ve ni­ha­yete ermek var­dır. Yüce Ya­ra­tıcı bütün ni­zamı bu esas üze­rine inşa et­miş­tir. Bu min­valde nasıl ki in­san­la­rın mu­te­dil olanı mak­bulse top­lum­la­rın ise ah­lakî de­ğer­leri yük­sek se­vi­yede olan­ları, dev­let­le­rin de is­tik­rar bu­lan­ları de­ğer­li­dir.

Top­lum­la­rın ah­lâkî den­ge­sini be­lir­le­yen en önemli husus ise refah za­ma­nında pay­la­şan ve şük­re­den, dar­lık ve zor­luk za­ma­nında da sab­re­den in­san­lar­dır. Zira Kur’an-ı Kerim’de an­la­tıl­dı­ğına göre bazı ka­vim­ler refah za­man­la­rında az­gın­lık ve is­yanı ter­cih et­tik­leri için helak edil­miş­ler, ba­zı­ları da sab­ret­tik­leri için övül­müş­ler­dir.1 Her şey zıd­dıyla kâ­im­dir il­ke­sine göre refah ve dar­lık hali her ne kadar bir­bir­le­rine zıt ol­sa­lar da bi­ri­nin kıy­meti di­ğe­ri­nin var­lı­ğıyla an­la­şı­la­bi­lir. Çünkü ilahi irade iyi ile kö­tüyü, güzel ile çir­kini, şükür ile sabrı, zen­gin­lik ile fa­kir­liği kul­ları ara­sında tak­sim etmiş ve eş­ya­nın kıy­meti in­san­larca bu şe­kilde tak­dir edil­miş­tir.

Ebu Zerr Gı­fârî (r.a)’den nak­le­dil­di­ğine göre ashâb-ı Ra­sû­lul­lah (sav)’tan ve fu­karâ-yı mu­ha­ci­rîn­den bazı kim­se­ler Nebi-yi Ekrem’e (sav) gelip şöyle de­miş­ler­dir: “Ey Allah’ın Ra­sûlü! Ser­vet sa­hibi olan­lar büyük büyük ecir­leri ve se­vap­ları alıp gi­di­yor­lar. Onlar hem bizim gibi namaz kı­lı­yor­lar hem de bizim gibi oruç tu­tu­yor­lar. Ay­rıca artan mal­la­rıyla da sa­daka ve­ri­yor­lar. Bunun üze­rine Hz. Ra­sû­lul­lah (sav) şöyle bu­yu­ru­yor: “Allah Teâlâ ve Te­kad­des Haz­ret­leri size ta­sad­duk ede­cek şey ver­me­miş mi ki? Niçin böyle söy­lü­yor­su­nuz? Her tes­bi­hi­nize kar­şı­lık yani Süb­hâ­nel­lah sö­zü­nüze bir sa­daka ecri var­dır. Her tah­mi­di­nize yani El­ham­dü­lil­lah sö­zü­nüze kar­şı­lık bir sa­daka ecri var­dır. Her teh­li­li­nize yani Lâ­i­lâ­hil­lal­lah sö­zü­nüze kar­şı­lık bir sa­daka ecri var­dır. Emr-i bi’l-ma­rufta da sa­daka ecri var­dır. Nehy-i ani’l-mün­kerde de sa­daka ecri var­dır.”2

Bu ha­diste fakir olan bazı sa­ha­be­nin zen­gin­le­ri­nin sa­daka ver­me­le­rine öze­ne­rek cen­nette ken­di­le­rin­den daha yük­sek de­re­ce­lerde ola­cak­la­rına im­ren­dik­leri ve bunun te­la­fisi için Efen­di­miz’den ta­lepte bu­lun­duk­ları an­la­şıl­mak­ta­dır. Ne­biyyi zî-şân Efen­di­miz on­ları zik­rul­lah ve emr-i bi’l-maruf nehy-i ani’l-mün­ker yap­maya teş­vik et­miş­tir. Çünkü her iki salih amel de ahi­ret azık­la­rı­nın en de­ğer­li­le­rin­den ve zen­gin­le­rin sa­da­ka­sına denk ge­le­cek kıy­meti ha­iz­dir. Ni­te­kim bu görüş En­dü­lüslü hadis âlim­le­rin­den Kâdı Iyâz’a ait­tir. Ona göre tes­bih, tek­bir ve ben­zer­le­rine sa­daka de­nil­mesi ben­zetme su­re­tiyle ger­çek­leş­miş ve sa­daka gibi bun­la­rın da se­vap­ları eşit de­ğer­de­dir. Bu hadis-i şe­rifte ehl-i düsûr ile kas­te­di­len kim­se­ler ise çokça malı olan zen­gin­ler­dir.3 Hz. Pey­gam­ber’in hu­zu­runa ge­le­rek ondan ta­lepte bu­lu­nan­lar ise as­ha­bın fakir ola­rak bi­li­nen­le­ri­dir.

İslam ta­ri­hinde bu gibi hadis-i şe­rif­ler mü­za­kere edil­mek su­re­tiyle zen­gin­li­ğin mi yoksa fa­kir­li­ğin mi daha fa­zi­letli ol­duğu daima tar­tı­şıl­mış­tır. Bazı alim­ler fa­kir­liği daha fa­zi­letli ola­rak gör­müş ve ek­se­ri­yetle fa­kir­li­ğin le­hin­deki ha­dis­leri nak­let­miş­ler­dir. En­dü­lüslü Bu­hârî şâ­rih­le­rin­den İbn Bat­tal da fa­kir­li­ğin fa­zi­le­tiyle il­gili ha­dis­le­rin zâ­hi­rin­den fa­kir­li­ğin daha üstün ol­du­ğu­nun an­la­şı­la­bi­le­ce­ğini söy­le­miş­tir. Ona göre İmam Bu­hârî de onunla aynı fi­kir­de­dir. Çünkü el-Câmiu’s-sahîh’in­deki Rikâk bö­lü­mü­nün on al­tıncı bâb baş­lığı “Fa­kir­li­ğin fa­zi­leti” şek­lin­de­dir. İbn Bat­tal, bu bâb­daki ha­dis­le­rin şer­hini ya­par­ken zen­gin­liği yahut fa­kir­liği daha fa­zi­letli ad­de­den her iki gru­bun da delil ola­rak al­dığı ha­dis­lere işa­ret etmiş ve on­la­rın gö­rüş­le­rini zik­ret­miş­tir. Ancak ona göre her iki zümre de bu ko­nuda ya­nıl­mış­tır. Çünkü İbn Bat­tal’a göre ne fa­kir­lik ne de zen­gin­lik başlı ba­şına bir de­ğer­dir. Her iki durum da in­san­lar için bir sı­nanma ve im­ti­han ve­si­le­si­dir. Fa­kir­ler sab­ret­mekle, zen­gin­ler de şük­ret­mekle mü­kel­lef­tir. O, bu ha­dis­le­rin bir­bir­le­riyle çe­liş­me­di­ğini dü­şün­mekte ve zen­gin­lik yada fa­kir­li­ğin fa­zi­leti nok­ta­sında her­hangi bir ter­cihte bu­lun­ma­ya­rak orta yolu takip et­mek­te­dir. Ona göre baş­ka­sına muh­taç ol­ma­ya­cak se­vi­ye­deki kefâf hali yani orta yol en üstün olan­dır.4

Os­manlı âlim­le­rin­den İmam Bir­givî de sab­re­den fakir ile şük­re­den zen­gin­den han­gi­si­nin daha üstün ol­duğu ko­nu­sunda bir ri­sale yaz­mış ve bu ih­ti­lafta şük­re­den zen­gin­le­rin daha fa­zi­letli ol­duğu ka­na­a­tine sahip ol­muş­tur.5 Zira baş­ka­sına fayda veren zekât gibi iba­det­ler sa­dece ken­di­sine fayda veren namaz gibi iba­det­ler­den daha üs­tün­dür. Bun­dan do­layı hem mâlî hem de be­denî bir iba­det olan zekât zen­gin­ler ta­ra­fın­dan ya­pı­la­bi­le­ce­ğin­den şük­ret­tik­leri tak­dirde cen­nette fa­kir­lere göre daha yük­sek mer­te­be­lere nail ola­cak­lar­dır.

Ancak her iki âli­min gö­rüşü dik­kate alın­dı­ğında as­lo­la­nın ne fa­kir­lik ne de zen­gin­lik ol­duğu dü­şü­nü­le­bi­lir. İm­ti­han dün­ya­sında as­lo­lan, zen­gin­likte gaf­lete düşüp kibre ka­pıl­ma­mak ve infak etmek; dar­lıkta ise ha­rama te­nez­zül et­me­den sab­ret­mek­tir. Zira top­lum­lar dar­lık za­ma­nında ge­niş­li­ğin, refah za­ma­nında da yok­sul­lu­ğun kıy­me­tini idrak eder­ler. Ne­tice iti­ba­riyle Müs­lü­man top­lum­la­rın içinde bu­lun­duk­ları ik­ti­sadi şart­lara bağlı ola­rak mü­ref­feh dö­nem­lerde zühd, dar­lık za­man­la­rında da sa­daka ve in­fa­kın öne çık­tığı da bir vakıa ola­rak de­ğer­len­di­ril­me­li­dir.

  1. Âl-i İmrân, 3/181; Yunus, 10/24. ↩︎
  2. Müslim, Zekat, 53 ↩︎
  3. İbnü’l-Esîr, en-Nihaye fî garîbi’l-hadis, II/100. ↩︎
  4. İbn Battal, Şerhu Sahîhi Buhârî, X, 170-174. İbn Battâl’dan nakleden Saffet Sancaklı “İbn Battâl (ö. 449/1057) ve Buhârî Şerhi”, Din Bilimleri Akademik Araştırma Dergisi, 2007, c. VII, sy. 1, s. 85. ↩︎
  5. İmam Birgivî, “Şükreden Zengin ile Sabreden Fakirin Birbirine Olan Üstünlüğü”, çev. Saffet Sancaklı, Diyanet İlmi Dergi, 2008, c. XLIV, sy. 4, s. 107-120. ↩︎