Dergide ara

Yazı başlıkları, yazar adları ve sayı adları içinde arar. Şapka ve büyük harf fark etmez: “adalet” yazınca “Adâlet” de bulunur.

Göz atın: Sayılar · Yazarlar · Arşiv

Hısım ve Akraba ile Nasıl Konuşmalı?

51. Sayı · 2018/1

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

1 – Konunun Çerçevesi

Rab­bi­miz, bir ta­raf­tan ak­raba bağ­la­rını pe­kiş­tir­me­mizi em­re­der­ken diğer ta­raf­tan kadın-erkek ara­sın­daki me­sa­feyi aşın­dı­rıp ha­rama yol aça­cak dav­ra­nış­larda bu­lun­ma­mızı da şid­detle ya­sak­la­mak­ta­dır. Ba­zı­ları bu iki ilâhî hükmü, ol­ması ge­re­ken yere ko­ya­ma­makta ve ne­rede nasıl dav­ra­na­ca­ğını kes­ti­re­me­mekte, ya if­rata ya da tef­rite düş­mek­te­dir. Bu cüm­le­den olmak üzere me­sela amca, dayı, hala ve teyze ço­cuk­ları ya ha­ram­dır di­ye­rek bir­bir­le­riyle hiç gö­rüş­me­mekte veya ak­ra­ba­dır di­ye­rek to­ka­la­şıp sa­rıl­makta bir sa­kınca gör­me­ye­bil­mek­te­dir­ler. Diğer ta­raf­tan gelin hanım, ko­ca­sı­nın ya­kın­ları; keza damat, ha­nı­mı­nın ya­kın­ları ile ben­zeri bir ifrat ve tef­rite varan dav­ra­nış­lar ser­gi­le­diği ola­bil­mek­te­dir. Bunun iti­dali nasıl ol­ma­lı­dır?

Ki­şi­nin, ken­disi ile ev­len­mesi mut­lak su­rette caiz ol­ma­yan bi­rinci de­re­cede ak­ra­bası ile ne­za­ket ve mu­â­şe­ret ku­ral­ları içinde di­le­diği gibi gö­rü­şüp ko­nuş­ma­sı­nın caiz ola­cağı her­ke­sin ma­lu­mu­dur. Bu da­i­re­nin dı­şında olan ve amca, dayı, hala, teyze ço­cuk­ları gibi bir­biri ile ni­kâh­ları caiz olan ikinci de­re­cede ak­raba mü­na­se­bet­le­rinde ise bazı hu­sus­lara dik­kat et­me­miz lazım gelir ki bun­ları şöyle sı­ra­la­ya­bi­li­riz:

a. Halvet

Hal­vet, yal­nız kal­mak, bi­risi ile baş başa bu­lun­mak de­mek­tir. Haram-helal ba­bında özel­likle bir er­ke­ğin bir ha­nımla baş başa kal­ması de­mek­tir. Di­ni­miz bu ko­nuda biz­den has­sa­si­yet is­te­mek­te­dir. Tir­mizî’nin ri­va­yet et­tiği bir ha­diste Ra­sû­lul­lah (s.a.v), “Sakın bir erkek bir ka­dınla yal­nız bu­lun­ma­sın, yoksa üçün­cüsü şey­tan olur.” bu­yur­muş­tur. Bir başka ha­di­sinde ka­dı­nın ya­nında mah­remi bu­lun­mak­sı­zın yola git­mesi te­kitli bir üs­lupla ya­sak­lan­mış­tır.1 “Er­kek­lere, ka­dın­lar­dan daha za­rarlı bir fitne bı­rak­ma­dım.”2 gibi hadîs-i şe­rîf­le­rin rast­gele irad edil­me­diği, mut­laka biz­lere bir şey­ler söy­le­diği açık­tır. Her­halde bu hadîs-i şe­rîf­ler­den kimse, bir­biri ile ev­len­me­leri caiz olan bir ka­dınla bir er­ke­ğin, ak­raba ise­ler di­le­dik­leri gibi bir arada otu­rup-kalk­ma­la­rı­nın, gülüp-oy­na­ma­la­rı­nın bir mah­zuru ol­ma­ya­cağı hük­münü çı­kar­maz.

b. Halvet ve Hamv

Diğer ta­raf­tan ak­ra­ba­mız ol­masa da mec­bu­ren mü­na­se­bette bu­lun­duk­la­rı­mız var­dır. Eniş­te­ler ve bal­dız­lar ve ör­fü­müzde bu yolla kıs­men de olsa ai­le­den sa­yı­lan­ları bu grup­tan sa­ya­bi­li­riz. Bun­larla mü­na­se­bet­le­ri­mizde yine hal­vete dik­kat et­me­li­yiz. Gü­nü­müzde in­sa­nı­mız, “O benim eniş­tem, o bal­dı­zım…” di­ye­rek ser­best dav­ran­dığı gibi Ra­sû­lul­lah (s.a.v) za­ma­nında da ser­best dav­ra­nı­lı­yordu. Ra­sû­lul­lah (s.a.v), bunun yol aça­cağı fe­sa­dın önünü kes­mek için: “Sakın ha­nım­la­rın ya­nına gir­me­yin.” bu­yurdu. Bi­risi “Ya Ra­sû­lal­lah, “hamv”e ne der­si­niz?” dedi. Efen­di­miz (sav), “Hamv, ölüm­dür.” bu­yurdu.3 Ham­vin çe­şitli izah­ları bu­lun­mak­ta­dır. Bun­lar­dan biri de hı­sım­lık yolu ile ka­za­nı­lan ak­ra­ba­dır. Me­sela er­keğe göre ha­nı­mı­nın kız kar­deş­leri, ka­dına göre ko­ca­sı­nın erkek kar­deş­le­ri­dir. Kadın veya er­kek­ten biri, eşi­nin kar­deş­leri ile mü­na­se­bet­le­rinde hal­vet ya­sa­ğına dik­kat etmez, soh­beti ko­yu­laş­tı­rırsa, çı­ka­cak dedi-ko­du­nun ai­leyi par­ça­la­ya­ca­ğını, do­ğa­cak so­nu­cun ölüm­den de beter ola­ca­ğını kim inkar ede­bi­lir?

c. Ciddiyet

Ko­nuşma ve gö­rüş­me­ler­deki cid­di­yet de kadın-erkek mü­na­se­bet­le­rine te­ret­tüp ede­cek hük­mün ne ola­cağı ko­nu­sunda te­siri bü­yük­tür. Di­ni­miz ih­ti­yacı kar­şı­la­ya­cak kadar ve cid­di­yet içinde ya­pı­la­cak ko­nuş­ma­lara yasak ge­tir­me­miş­tir. Bi­lin­diği gibi hanım sa­hâ­bî­ler Ra­sû­lul­lah’a gelir, soru so­rar­lardı. Hatta bazen Ra­sû­lul­lah’ın, ha­yâ­sın­dan yü­zü­nün kı­zar­dığı, ha­nım­lara mah­sus mah­rem so­ru­lar bile so­rar­lardı. Me­sela, ikinci ko­caya varan bir hanım o ko­ca­sın­dan da ay­rıl­mak is­te­di­ğini Ra­sû­lül­lah’a arz et­ti­ğinde, Efen­di­miz se­be­bini sordu. Kadın da onda er­kek­lik ol­ma­dı­ğını söy­ledi, “Bez par­ça­sın­dan farkı yok.” dedi. Ra­sû­lul­lah (s.a.v), bun­la­rın hiç­bi­ri­sini, “ya­bancı ha­nımla ko­nuş­mak ha­ram­dır” di­ye­rek geri çe­vir­medi. Ashâb-ı kirâm, çö­ze­me­dik­leri bazı me­se­le­le­rin hü­küm­le­rini Hz. Ayşe Va­li­de­miz’e so­rar­lardı. Bütün bun­lar tabiî öl­çü­leri dâ­hi­linde erkek ve ka­dın­la­rın bir­biri ile ko­nuş­ma­la­rında bir vebal ol­ma­dı­ğını gös­te­rir. Ancak mü­na­se­bet­ler tabiî öl­çü­le­rini aşar, ko­nuş­ma­lar cid­di­yet ve ih­ti­yaç sı­nır­la­rını aşarsa, işte orada Yüce Mevla’mızın şu hi­ta­bını ha­tır­la­ya­lım: “Ey Pey­gam­ber ha­nım­ları, (er­kek­lerle ko­nu­şur­ken) yu­mu­şak bir eda ile söy­le­me­yin ki kal­binde has­ta­lık (kötü niyet) olan kimse ümide ka­pıl­ma­sın.”4 Bu­rada Rab­bi­miz, ha­nım­la­rın er­kek­lerle ko­nu­şur­ken se­sine, kar­şı­sın­daki ki­şide farklı duy­gu­lar dep­reş­ti­re­bi­le­cek bir eda, bir cilve yük­le­me­sini ya­sak­la­makta ve tabiî bir şe­kilde ko­nuş­ma­sını em­ret­mek­te­dir. On­lara yasak olan bize iki kere yasak olur. Çünkü ka­dın­la­rı­mız Pey­gam­ber ha­nımı değil, er­kek­le­ri­miz de on­larla ko­nu­şan sa­hâbe değil.

d. Gözü İndirmek

Kalp evine fe­sa­dın gir­diği men­fez­ler­den biri de göz­ler­dir. Na­mah­re­mi­miz olan hısım-ak­raba ile gö­rü­şüp ko­nu­şur­ken Rab­bi­mi­zin, “Göz­le­ri­nizi in­di­rin!” em­rini de çiğ­ne­me­me­li­yiz. Sev­gili Pey­gam­be­ri­miz’in, Hz. Ali’ye bu­yur­du­ğuna göre, ta­nı­mak mak­sadı ile kul­lan­dı­ğı­mız ilk ba­kışa mü­sa­ade edi­li­yor, ama ikinci ve son­ra­ki­ler, he­sabı so­rul­mak üzere kayıt edi­li­yor: “Kulak, göz ve kalp hepsi so­rumlu.”5

e. Tokalaşmamak

To­ka­laş­ma­nın haram ol­du­ğuna dair delil bu­la­ma­yan­lara şunu söy­le­mek is­te­riz: Bi­risi, “Kur’ân-ı Kerîm’de ana-ba­baya “öf” demek haram kı­lın­mış ama vur­mak haram kı­lın­ma­mış.” dese bu, ne kadar man­tıklı olur? Aynı man­tıkla yü­rü­sek ve desek ki: “Kur’ân-ı Kerîm’de sa­dece bak­mak haram kı­lın­mış, ama -duy­gu­la­rın dep­reş­me­sinde bak­mak­tan daha et­kili olan- to­ka­laş­mak haram olmaz.” desek ne kadar makul olu­ruz?

2 – Netice

Vel­ha­sıl “NAMAHREM” yani bir­biri ile ev­len­me­leri haram ol­ma­ya­cak uzak­lıkta olan ak­raba kadın ve er­kek­le­rin gö­rü­şüp ko­nuş­ma­la­rında za­hi­ren dik­kat edi­le­cek en önemli hu­sus­lar, -tes­pit ede­bil­di­ğim ka­darı ile- yu­ka­rıda say­dı­ğı­mız hu­sus­lar­dır. Rab­bi­miz, Kitâb-ı Kerîm’inde de­fa­larca biz­den ak­raba mü­na­se­bet­le­rini sı­kı­laş­tır­ma­mızı is­te­mek­te­dir. Diğer ta­raf­tan di­ni­miz kadın-erkek ara­sın­daki mü­na­se­bet­le­ri­mizde haram-helal eşi­ği­nin aşıl­ma­ma­sını ve aşın­dı­rıl­ma­ma­sını is­te­mek­te­dir. Biz za­hi­ren hal­vet, cid­di­yet ve diğer esas­lara dik­kat ede­rek bu iki ilâhî emri de ye­rine ge­ti­re­bi­li­riz. Orta yol budur. Mah­re­mi­yete dik­kat ede­ce­ğim, der­ken if­rata gi­de­rek dayı, amca, teyze ve hala ço­cuk­ları ile gö­rüş­me­mek, “Ak­raba bağ­la­rını sık­laş­tı­rın.” em­rine ay­kırı dav­ran­mak olur. Diğer ta­raf­tan ev­li­lik yolu ile ka­za­nı­lan ya­kın­lık­ları da, ev­len­me­leri mut­lak haram olan MAHREM ak­raba ya­kın­lığı mer­te­be­sinde görüp mah­re­mi­yet sı­nır­la­rını kal­dır­mak, iliş­ki­leri Ra­sû­lul­lah’ın: “Hamv ölüm­dür.” de­diği nok­taya ta­şı­ya­bi­lir. Dik­kat ede­lim, şey­tana fır­sat ver­me­ye­lim.

  1. Buhârî, Müslim. ↩︎
  2. Buhârî, Müslim. ↩︎
  3. Buhârî, Müslim. ↩︎
  4. Ahzâb, 33/32. ↩︎
  5. İsrâ, 17/36. ↩︎