Dergide ara

Yazı başlıkları, yazar adları ve sayı adları içinde arar. Şapka ve büyük harf fark etmez: “adalet” yazınca “Adâlet” de bulunur.

Göz atın: Sayılar · Yazarlar · Arşiv

Rasûlullah’ın (sav.) Çocuklarla İlişkileri

58. Sayı · 2019/2

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

Ço­cuk­lar, dün­ya­nın süs­le­rin­den ve im­ti­han ve­si­le­le­rin­den bi­ri­dir. Kur’ân-ı Kerîm, ken­di­le­rin­den so­rumlu ol­du­ğu­muzu ve on­ları ateş­ten ko­ru­ma­mız ge­rek­ti­ğini bil­di­rir.1 Bu so­rum­lu­lu­ğu­muzu ye­rine ge­tirme hu­su­sunda en güzel örnek, Pey­gam­ber (s.a.v) Efen­di­miz’dir. Buna bi­naen bu bö­lümde, Ra­sû­lul­lah’ın (s.a.v) ço­cuk­larla iliş­ki­le­rini ele ala­ca­ğız.

1) Çocuklara Karşı Sevgi ve Merhameti

Ra­sû­lul­lah (s.a.v), ço­cuk­lara karşı son de­rece müş­fikti ve on­ları ihmal et­mezdi. Me­sela sü­tan­ne­si­nin ya­nın­daki oğlu İb­ra­him’i sık sık gör­meye gider, onu ku­cak­lar öperdi.2 Efen­di­miz’in (s.a.v), de­veye binen ka­dın­la­rın en ha­yır­lısı ola­rak Ku­reyş ka­dın­la­rını gör­me­si­nin ne­deni de Ku­reyş ka­dın­la­rı­nın ço­cuk­la­rına son de­rece müş­fik ve düş­kün ol­ması idi.3 Yine bir başka ha­diste Pey­gam­be­ri­miz’in, Hz. Hasan’ı om­zuna alıp, “Ya Rabbi! Ben bu yav­ru­cağı se­vi­yo­rum, onu sen de sev.” şek­lin­deki dua ifa­desi ken­di­si­nin ço­cuk­lara şef­ka­ti­nin gös­ter­ge­le­rin­den­dir.4

2) Çocuklara Selam Vermesi ve Onlarla İlgilenmesi

Ara­mız­daki sevgi ba­ğı­nın kuv­vet­len­mesi için selam ver­meyi öğ­re­ten Ra­sû­lul­lah Efen­di­miz, ço­cuk­lara da selam ver­miş­tir. Ni­te­kim Hz. Enes, oyun oy­na­dığı es­nada, Pey­gam­ber (s.a.v) Efen­di­miz’in ken­di­sine selam ver­di­ğini söy­le­miş­tir.5 Ra­sû­lul­lah (s.a.v), ço­cuk­larla il­gi­sini se­lamla sı­nır­la­ma­yıp, on­la­rın du­rum­la­rıyla il­gi­len­miş, ha­tır­la­rını da sor­muş­tur. Ni­te­kim Ebû Ümeyr’i üzgün gören Ra­sû­lul­lah (s.a.v) Efen­di­miz; bunun ne­de­nini sor­muş, ne­de­ni­nin ku­şu­nun öl­mesi ol­du­ğunu öğ­ren­di­ğinde de onu te­sel­liye ça­lış­mış­tır.6 Yine, ken­di­sine hiz­met eden Ya­hudi ço­cu­ğu­nun hasta ol­du­ğunu öğ­re­nince ken­di­sini zi­ya­rete gidip onun ima­nına ve­sile ol­muş­tur.7

Ço­cuk­lara sev­gi­sin­den­dir ki ço­cuk­lar da ken­di­sin­den ay­rıl­mak is­te­me­miş­ler­dir. Enes (r.a), bı­ra­kın bu dün­yayı daha ile­ri­sini dü­şü­nüp, ahi­rette Ra­sû­lul­lah’la (s.a.v) ola­bi­le­cek miyim dü­şün­ce­siyle Efen­di­miz’e (s.a.v), “Seni ahi­rette ne­rede bu­la­bi­li­rim?” diye sor­muş­tur. Ra­sû­lul­lah (s.a.v) da ken­di­sine sı­ra­sıyla, “Sırat, mizan, Kev­ser ha­vuzu” şek­linde cevap ver­miş­tir.8 Yine, Pey­gam­ber (s.a.v) Efen­di­miz’e köle ola­rak he­diye edi­lip de ken­di­si­nin azat et­tiği Hz. Zeyd de ba­ba­sıyla Efen­di­miz (s.a.v) ara­sın­daki se­çimde Ra­sû­lul­lah’ı (s.a.v) ter­cih et­miş­tir.9 Bu durum ço­cuk­larla zi­ya­de­siyle il­gi­le­nen Ra­sû­lul­lah’a (s.a.v) ço­cuk­la­rın ver­diği kar­şı­lı­ğın gös­ter­ge­le­rin­den­dir.

3) Çocuklar İçin Doğum Öncesi ve Sonrasında Yapılması Gerekenler

Ra­sû­lul­lah (s.a.v), ço­cu­ğun şey­ta­nın şer­rin­den ko­run­ması için cima anında dua edil­di­ğinde, şey­ta­nın ço­cuğa ebe­di­yen zarar ve­re­me­ye­ce­ğini söy­le­miş­tir.10 Çocuk için dua doğ­duk­tan sonra da ihmal edil­me­me­li­dir. Hz. Aişe, Ra­sû­lul­lah’a (s.a.v) ço­cuk­la­rın ge­ti­ril­di­ğini Ra­sû­lul­lah’ın (s.a.v) da on­lara dua et­ti­ğini söy­le­miş­tir.11 Ra­sû­lul­lah’ın (s.a.v) ço­cuk­larla il­gili bir diğer fiili de ço­cu­ğun do­ğu­mun­dan sonra ku­la­ğına ezan oku­ma­sı­dır.12 Ço­cuk­la­rın isim­le­riyle de ya­kın­dan il­gi­le­nen Pey­gam­ber (s.a.v) Efen­di­miz kı­ya­met günü ki­şi­nin kendi ismi ve ba­ba­sı­nın is­miyle çağ­rı­la­ca­ğını, do­la­yı­sıyla ço­cuk­lara güzel isim­le­rin ko­nul­ması ge­rek­ti­ğini söy­le­miş­tir.13

Ço­cuk­larla il­gili bir başka sün­net de akika kur­banı ke­sil­me­si­dir. Ni­te­kim Pey­gam­be­ri­miz’in (s.a.v), to­run­ları Hz. Hasan ve Hz. Hü­se­yin için akika kur­banı kes­miş­tir. Ha­diste, akika ile be­ra­ber saçın tıraş edil­mesi ve ço­cuğa isim ve­ril­me­sin­den de bah­se­di­lir.14

Ço­cuk­la­rı­mızı sün­net et­tir­mek de fıt­rat­tan­dır.15 Ço­cuk­larla il­gili dik­kat edi­le­cek bir başka husus da ço­cu­ğun eme­ceği sütün kay­na­ğı­dır. Şöyle ki Gaz­zâlî, ha­ramla bes­le­nen ka­dın­dan hâsıl olan sütle bes­le­nen ço­cu­ğun ile­ride habis şey­lere mey­le­de­ce­ğini söy­le­miş­tir.16

4) Çocukların Terbiyesi

Kur’ân-ı Kerîm’de, “Ey ina­nan­lar! Ken­di­nizi ve ai­le­nizi ya­kıtı in­san­lar ve taş­lar olan ce­hen­nem ate­şin­den ko­ru­yun.”17 buy­ru­la­rak; Cenâb-ı Hakk’ın emir ve ya­sak­la­rına itaat edip isyan et­me­me­le­rini öğüt­le­mek su­re­tiyle, ço­cuk­la­rın, ai­le­le­rin ve emri al­tında olan her­ke­sin ce­hen­nem ate­şin­den ko­run­ma­ları için, ge­re­ke­nin ya­pıl­ması aile re­i­sine em­re­dil­miş­tir.18

Ter­bi­ye­nin, ana ba­ba­nın ço­cu­ğuna bı­ra­ka­bi­le­ceği en de­ğerli bağış ol­du­ğunu söy­le­yen19 Ra­sû­lul­lah (s.a.v), iki kız ço­cu­ğunu bes­le­yip bü­yü­ten ve ter­bi­ye­sini gö­ze­te­nin cen­nette ken­di­siyle be­ra­ber ola­ca­ğını söy­le­miş,20 ço­cuk­la­rın bakım ve ter­bi­ye­sinde sa­bırla kat­la­na­ca­ğı­mız sı­kın­tı­la­rın kar­şı­lı­ğında biz­lere cen­net vaat et­miş­tir.21 Ay­rıca üç kız ço­cu­ğuna veya üç kız kar­deşe iyi dav­ra­nıp on­larla iyi ge­çinme ve onlar hak­kında so­rum­lu­luk bi­lin­cine sahip olmak da bizim için cen­net ve­si­le­le­rin­den­dir.22

Ço­cuğa ter­bi­ye­nin ilk ve­ril­diği yer ai­le­si­dir. Sey­yid Kutup, ai­le­nin öne­mini şu şe­kilde açık­lar:

“İslam’da aile ni­zamı, kâ­i­na­tın için­den, fıtrî ni­za­mın ken­di­sin­den doğar. İslam, Allah’ın bütün kâ­i­nat için ikame et­tiği ni­zamla insan için ikame et­tiği ni­zamı bir­leş­ti­rir. İşte insan bu iki ni­za­mın ara­sında ge­li­şir. Aile, yav­ruyu ko­ru­mak; hak­kına ri­a­yet etmek; ru­hunu, ak­lını ve ce­se­dini ge­liş­tir­mek için ça­lı­şan tabii bir yu­va­dır. Bu yu­vada rah­met sevgi ve da­ya­nışma duy­gu­ları ge­li­şir. Amelî tec­rü­be­ler ispat et­miş­tir ki aile yu­va­sın­dan başka her­hangi bir yolla bu ih­ti­yaç kar­şı­la­na­ma­mak­ta­dır. Bil­hassa Allah’ın in­sa­noğ­luna bah­şet­tiği fıtrî ni­za­mın zıd­dına ola­cak şe­kilde fasık ve yap­ma­cık sis­tem­ler­den ba­zı­la­rı­nın aile ni­za­mı­nın ye­rine yer­leş­tir­mek is­te­dik­leri toplu çocuk yu­va­ları, asla ai­le­nin ye­rini tu­ta­maz.”23

Ço­cuk­la­rın ted­ri­sine iman esas­la­rını an­lat­makla baş­la­nır. İbn-i Mâce’de geçen bir ha­diste, Ra­sû­lul­lah (s.a.v) dev­rinde eği­tim öğ­re­time ilk ola­rak iman esas­la­rıyla baş­lan­dığı gö­rü­lür.24 İman esas­la­rıyla baş­la­nan eği­timde, Kur’ân öğ­re­timi de önem­sen­miş­tir. Zira “Sizin en ha­yır­lı­nız Kur’ân’ı öğ­re­nen ve öğ­re­ten­dir.”25 bu­yu­ran Efen­di­miz (s.a.v), ken­di­sine gelen bir he­yete, ara­la­rında Kur’ân’ı en iyi bilen ço­cuğu imam tayin et­miş­tir.26 Ço­cuğa öğ­re­til­mesi ge­re­ken diğer bir husus da na­maz­dır. Ni­te­kim Pey­gam­ber (s.a.v) Efen­di­miz, ço­cuğa 7 ya­şın­day­ken na­ma­zın em­re­dil­mesi ge­rek­ti­ğini söy­le­miş­tir.27 Ra­sû­lul­lah (s.a.v) dev­rinde ço­cuk­la­rın er­kek­le­rin ar­ka­sında safa dur­ma­la­rı­nın28 bir ne­deni de namaz eği­ti­mi­dir.

Ço­cu­ğun ter­bi­ye­sinde, bil­mesi ge­re­ken hem dinî hem dün­yevî bil­gi­ler, ken­di­sine öğ­re­til­me­li­dir. Çünkü Müs­lü­ma­nın ha­ya­tında ruh ve beden ay­rıl­maz bir bü­tün­dür. Zira ruhî ih­ti­yaç­lar için be­denî; be­denî ih­ti­yaç­lar için de ruhî ge­rek­si­nim­ler ihmal edi­le­mez. Kasas Sû­resi 14. ayet­teki, “Allah’ın sana ver­diği mal ile ahi­ret yur­dunu ara, dün­ya­dan da na­si­bini unutma.” an­la­mın­daki ifade bu dü­şün­ce­nin doğ­ru­lu­ğunu gös­te­rir ma­hi­yet­te­dir. Ra­sû­lul­lah (s.a.v) Efen­di­miz de ko­nuyla il­gili “Rab­bi­nin senin üze­rinde hakkı var, nef­si­nin de senin üze­rinde hakkı var.” 29 de­miş­tir.

İn­sa­noğlu, dünya ha­ya­tında iken her türlü maddî ve ma­nevî sı­kın­tıyla kar­şı­la­şa­bi­lir. Bu tür du­rum­larda ço­cuk­la­rı­mıza yar­dımcı ola­cak en önemli etken sağ­lam bir kader inancı ile sabır ve zühd eği­ti­mi­dir. Ni­te­kim Fahr-i kâ­i­nat (s.a.v) Efen­di­miz, çek­tik­leri maddî sı­kın­tı­lar­dan do­layı ken­di­sine gelen kı­zına, “tes­bih, tah­mid, tek­bir” tes­bih­le­rini öğ­re­te­rek kı­zı­nın sı­kın­tı­sını gi­der­meye ça­lış­mış­tır.30

Çocuk eği­ti­minde dik­kat edil­mesi ge­re­ken bir başka husus, ço­cu­ğun dav­ra­nış­la­rı­nın takip edi­lip de­ğer­len­di­ril­mesi ve ona göre tavır be­lir­len­me­si­dir. Zira dav­ra­nış­ları takip edil­me­yen çocuk ken­dini ba­şı­boş his­se­der. Ba­şı­boş­luğa alış­ması da ha­ya­tı­nın de­va­mında ken­di­sine zarar verir. Ni­te­kim Pey­gam­ber (s.a.v) Efen­di­miz, Numan ibn Beşîr’e bir sal­kım üzüm ver­miş, “Bunu an­nene götür.” de­miş­tir. Bir­kaç gün sonra da “Ver­din mi?” di­ye­rek, İbn Beşîr’i kont­rol et­miş­tir.31 Bu­nunla be­ra­ber Ra­sû­lul­lah’ın (s.a.v) çocuk eği­tim me­to­dunda da­yağa hatta azar­la­maya bile yer yok­tur. Ni­te­kim Hz. Enes ken­di­sine on yıl hiz­met et­tiği halde, yap­tığı işler için Pey­gam­be­ri­miz’in (s.a.v), “Bunu neden yap­tın?”; yap­ma­dığı işler için de “Bunu neden yap­ma­dın?” de­me­di­ğini dile ge­ti­rir.32 Pey­gam­ber (s.a.v) Efen­di­miz’in aynı za­manda ço­cu­ğun ço­cuk­lu­ğuyla il­gili hu­sus­larda ço­cuğa sert mü­da­hale edil­me­me­sini is­te­miş­tir. Bir se­fe­rinde Pey­gam­ber (s.a.v) Efen­di­miz’in to­run­la­rın­dan biri ku­ca­ğına bev­let­ti­ğinde, ço­cu­ğun azar­la­nıp dür­tül­mesi üze­rine, “Allah iyi­li­ği­nizi ver­sin. Oğ­lu­mun ca­nını yak­tı­nız.” de­miş­tir.33

5) Çocuk Terbiyesinde Mekânın Rolü

Ço­cuk­la­rın ye­tiş­ti­ril­me­sinde dik­kate alın­ması ge­re­ken bir diğer konu da evin ya­pı­sı­dır. Şöyle ki yedi ya­şın­dan iti­ba­ren ço­cuk­la­rın, özel­likle erken yaşta cinsî duy­gu­la­rı­nın be­lir­me­mesi için, ya­tak­ları ay­rıl­ma­lı­dır. Bu da en güzel şe­kilde oda­la­rı­nın ay­rıl­ma­sıyla olur. Do­la­yı­sıyla köy­den şehre göç edip bir veya iki odalı ev­lerde ya­şa­mak zo­runda ka­lan­lar, en azın­dan odaya perde çekme gibi yol­lara baş­vur­ma­lı­dır.

Öğ­ren­mek sa­dece oku­makla olmaz. İnsan gö­re­rek, du­ya­rak ve biz­zat ya­şa­ya­rak tec­rübe yo­luyla öğ­re­nir. Bu hu­susu ço­cuk­lar için de göz önünde bu­lun­dur­mak ge­re­kir. Ra­sû­lul­lah (s.a.v), ko­nuyla il­gili “Na­file na­maz­la­rı­nızı evi­nizde kılın ev­le­ri­nizi ka­bir­lere çe­vir­me­yin.”34, “Ev­le­ri­nizi ka­bir­lere çe­vir­me­yin Kur’ân oku­yun. Kur’ân oku­nan eve şey­tan­lar gi­re­mez.”35 bu­yu­ra­rak ev­lerde ma­nevî bir at­mos­fer oluş­tu­rul­ma­sını ister. Zira bu ma­nevî at­mos­fer ço­cuk­la­rın ile­ri­deki dinî ha­yat­la­rı­nın te­meli ola­cak­tır. Şu halde ço­cuk­la­rın bü­yü­dü­ğünde din­dar ol­ma­ları için, oluş­tu­ru­la­cak ma­nevî at­mos­ferle, on­lara dini öğ­renme ve ya­şa­ma­la­rında yar­dımcı olun­ma­lı­dır.

6) Çocuklara Örneklik

Pey­gam­ber (s.a.v) Efen­di­miz, Hay­ber’e gi­der­ken, Ebu Talha’ya, hiz­met etmek için bize ço­cuk­lar­dan bi­rini temin et, de­miş­tir.36 Bu hadis biz­lere ço­cuk­la­rın top­lumla iç içe ol­ması ge­rek­ti­ğini gös­te­rir. Çünkü ge­le­ce­ğin bü­yük­leri ola­cak ço­cuk­lar, bü­yük­ler­den ha­yatla il­gili öğ­re­nil­mesi ge­re­ken bil­gi­leri öğ­re­ne­mez­lerse, ile­riki yaş­la­rında top­lumla iliş­ki­le­rinde zor du­rumda ka­la­bi­lir, gö­rev­le­rini -bilgi ve görgü yok­sun­lu­ğun­dan do­layı- ye­rine ge­ti­re­me­ye­bi­lir­ler. Zira ağaç yaş­ken eği­lir.

Ço­cu­ğun sos­yal­leş­mesi açı­sın­dan bay­ram­lar, dü­ğün­ler, ce­naze me­ra­sim­leri büyük önem taşır. Bu za­man­lar top­lu­mun as­garî müş­te­rek­leri olup, mut­laka bir araya ge­lin­mesi ge­re­ken za­man­lar­dır. Çocuk, içinde ya­şa­dığı top­lumda se­vinç ve üzüntü anında ya­pıl­ması ge­re­ken­leri bü­yük­le­rin­den gö­re­cek ve bü­yü­dü­ğünde ken­disi de uy­gu­la­ya­cak­tır. Ni­te­kim Ra­sû­lul­lah (s.a.v) za­ma­nında bay­ram­larda ço­cuk­lar da mu­sal­laya çı­ka­rı­lır­lardı.37 Ömer ibn Ebî Se­leme de ko­nuyla il­gili, bir de­fa­sında Ra­sû­lul­lah’ın (s.a.v) ken­di­sini sof­raya “Oğlum yanaş.” di­ye­rek davet et­ti­ğini söy­le­miş­tir.38

7) Toplumsal Hiyerarşi

Ra­sû­lul­lah (s.a.v), “Ya­şın­dan do­layı ih­ti­yara hür­met eden her gence Allah, yaş­lı­lı­ğında hür­met ede­cek kim­se­ler mü­yes­ser kılar.”;39 “Bü­yü­ğüne hür­met et­me­yen, kü­çü­ğüne mer­ha­metli ol­ma­yan­lar biz­den de­ğil­dir.”40 bu­yu­rur. Bu söz­le­rin sa­hibi Pey­gam­be­ri­miz (s.a.v), ken­di­sine Ab­dul­lah b. Sehl’in Hay­ber’de öl­dü­rül­düğü ha­be­rini ge­ti­ren he­yette söze baş­la­yan ve yaşı küçük ola­nın ko­nuş­ma­sına, büyük olan söze baş­la­sın, di­ye­rek mani olur.41 Bü­yük­lere saygı hu­su­sunda ön­ce­lik ana-ba­baya ait­tir. Allah Teâlâ ana ba­baya iyi dav­ra­nıl­ma­sını, on­lara öf bile de­nil­me­me­sini ister.42 Ancak bunu ya­pa­bil­mesi için de ço­cu­ğun sağ­lam bir edep eği­ti­min­den geç­mesi ge­re­kir.

Bü­yüğü ön­ce­leme yeme-iç­mede de ge­çer­li­dir. Ra­sû­lul­lah (s.a.v), ken­di­sin­den önce ye­meğe baş­la­yan bir be­devi ile kı­zı­nın el­le­rin­den tu­ta­rak, bu du­ruma mü­da­hale et­miş­tir.43 Bir şey iç­tik­le­rinde de sağ ta­ra­fın­daki kü­çü­ğün iz­nini ala­rak, içe­cek ka­bını bü­yüğe uzat­mış­tır.44 Bü­yüğe ön­ce­lik ver­mek, ca­mide saf tut­mada da ken­dini gös­te­rir. Ra­sû­lul­lah (s.a.v) dev­rinde ca­mide önce bü­yük­ler sonra ço­cuk­lar saf tut­muş­lar­dır. Yine Pey­gam­ber (s.a.v) Efen­di­miz, ima­met ko­nu­sunda Kur’ân ve sün­net bil­gisi ile hic­rette önde olma ko­nu­sunda eşit du­rumda olan­lar ara­sında bü­yüğü imam ola­rak tak­dim et­miş­tir.45

Bir top­lumda küçük-bü­yü­ğün gö­ze­til­me­mesi o top­lumda sos­yal anarşi do­ğu­rup var ol­ması ge­re­ken hi­ye­rar­şiyi alt üst eder. Bu durum büyük olan­la­rın kü­çü­ğüne gü­ve­nini ze­de­le­yip ge­le­ce­ğini ka­ram­sar gör­me­sine sebep olur. Yaşça küçük olan­lar da bü­yük­le­rin tec­rü­be­le­rin­den mah­rum kalıp geç­miş­le­riyle bağ­lan­tı­la­rını ko­pa­rır­lar. Bir in­sa­nın geç­mişle ba­ğı­nın kop­ması ağa­cın kö­kün­den sö­kül­mesi gi­bi­dir. Ra­sû­lul­lah (s.a.v) Efen­di­miz de, bu du­rumda olan kim­se­leri ken­di­siyle be­ra­ber olan­lar­dan kabul etmez.46

8) Çocukların İhtiyaçlarının Gözetilmesi

Ço­cuk­la­rın du­ru­munu gö­ze­ten Ra­sû­lul­lah (s.a.v), na­maza durup da çocuk ağ­la­ması sesi işi­tince an­ne­sine me­şak­kat ver­me­mesi için na­mazı kı­sal­ta­bi­le­ce­ğini be­lirt­miş,47 ço­cuk­la­rın her­hangi bir ih­ti­yacı söz ko­nusu olunca da ih­ti­yaç­la­rını göz ardı et­me­miş­tir.

Ço­cuk­la­rın önemli ih­ti­yaç­la­rın­dan biri de oyun­dur. Oyun oy­na­mak, ruhî ve be­denî ih­ti­yaç­lar­dan­dır. Ruhî ih­ti­yaç­tır; çünkü çocuk oyun sa­ye­sinde sos­yal­leş­meyi öğ­re­nir. Be­denî ih­ti­yaç­tır; çünkü oyun, kas­la­rın ge­li­şi­mine yar­dımcı olur. Bü­yük­le­rin de bu ih­ti­yacı göz ardı et­me­mesi ge­re­kir. Ri­va­yet­lerde Ra­sû­lul­lah’ın (s.a.v), om­zunda Hz. Hasan’ı gez­dir­diği an­la­tıl­mış­tır.48 Bu durum biz­lere Pey­gam­be­ri­miz’in (s.a.v) ço­cuk­lar için oyun ve eğ­len­ceyi göz ardı et­me­di­ğini gös­te­rir. Ra­sû­lul­lah’ın (s.a.v) zaman zaman ço­cuk­lara güzel lakap tak­tığı da gö­rü­lür. Hz. Enes’in küçük kar­de­şine Ebû Umeyr la­ka­bını tak­ması bu du­ru­mun ör­nek­le­rin­den­dir.49

9) Çocuklar Arasında Ayrım Yapmamak

Ço­cuk­lar ara­sında ayrım ya­pıl­ma­sın­dan hoş­lan­ma­yan Fahr-i kâ­i­nat (s.a.v) Efen­di­miz, bir se­fe­rinde ken­di­sine gelip de ay­rım­cı­lık yap­mak su­re­tiyle ço­cuk­la­rın­dan bi­rine yap­tığı hi­be­sine şahit ol­ma­sını is­te­yen ada­mın diğer ço­cuk­la­rına hibe et­me­di­ğini öğ­re­nince; şa­hit­lik­ten ka­çın­mış ve “Allah’tan kor­kun! Ço­cuk­la­rı­nız ara­sında adil olun.” bu­yur­muş­tur.50

Ço­cuk­lar ara­sında adil olun­ma­yıp ayrım ya­pıl­ması du­ru­munda; ço­cukta haset, kin gibi Allah Teâlâ’nın sev­me­diği duy­gu­lar olu­şa­bi­lir. Bu tür duy­gu­la­rın oluş­ma­ması için ço­cuk­lara karşı ta­vır­la­rı­mızda dik­katli ol­ma­mız, ço­cuk­lar­dan bi­riyle il­gi­le­nip de di­ğer­le­rini ih­mal­den ka­çın­ma­mız ge­re­kir.

10) Çocukların Evlendirilmesi

Bir ba­ba­nın ço­cu­ğuyla il­gili dü­şün­mesi ge­re­ken bir diğer şey de ço­cu­ğun ev­li­li­ği­nin ko­lay­laş­tı­rıl­ması ko­nu­su­dur. Ni­te­kim Fe­zâre oğul­la­rın­dan bir kadın, bir çift ayak­ka­bıyı mehir ola­rak kabul et­ti­ğinde, Pey­gam­ber (s.a.v) Efen­di­miz, bunu onay­la­mış­tır.51 Yine Ra­sû­lul­lah (s.a.v) Efen­di­miz, bir sa­ha­bî­nin ez­be­rin­deki Kur’ân sû­re­le­rini ev­le­ne­ceği ka­dına öğ­ret­mesi şek­lin­deki meh­rini kabul et­miş­tir.52 Bu ha­dis­ler bize ev­li­lik ha­zır­lık­la­rında ko­lay­laş­tı­rıcı ol­ma­mız ge­rek­ti­ğini gös­te­rir. Bugün top­lu­mu­muzda bazı ai­le­lerde ev­li­lik­le­rin daha baş­la­ma­dan düğün har­ca­ma­la­rın­dan do­layı bit­ti­ğini gö­rül­dü­ğünde ha­dis­le­rin ne kadar ma­ni­dar ol­duğu daha iyi an­la­şı­la­bi­lir.

  1. Tahrîm, 66/ 6. ↩︎
  2. Müslim, Fedâil, 63, 2316. ↩︎
  3. Buharî, Nikâh, 12, 19. ↩︎
  4. Buharî, Fedâilü’s-sahâbe, 24, 89. ↩︎
  5. Ebu Dâvûd, Edeb, 135, 5203. ↩︎
  6. Ebû Dâvûd, Edeb, 69, 4969. ↩︎
  7. Ebu Dâvûd, Cenâiz, 3, 3095. ↩︎
  8. Ahmet Naim, Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, DİB Yayınları, Ankara, 3. bs. 1975, c. 12, s. 136. ↩︎
  9. Ahmet Naim, a.g.e, c.4, s. 422. ↩︎
  10. Buhârî, Nikâh, 67, 96; Tirmizî, Nikâh, 8, 1092. ↩︎
  11. Ebû Dâvûd, Edeb, 106, 5106. ↩︎
  12. Tirmizî, Edâhî, 17, 1514. ↩︎
  13. Ebû Dâvûd, Edeb, 61, 4948. ↩︎
  14. Nesâî, Akîka, 4, 4149. ↩︎
  15. İbni Mâce, Taharet, 8, 294. ↩︎
  16. İmam Gazâlî, İhya-u Ulûmu’d-dîn, trc. Ahmet Serdaroğlu, Bedir Yayınları, İstanbul, 1973, c. 3, s. 291. ↩︎
  17. Tahrîm, 66/6. ↩︎
  18. İbn Kesir, Tefsîru’l-Kurâni’l Azîm, trc. Bekir Karlığa, Bedrettin Çetiner, Çağrı Yayınları İstanbul 1988, c. 14, s. 7966. ↩︎
  19. Tirmizî, Birr ve Sıla, 13, 1913. ↩︎
  20. Tirmizî, Birr ve Sıla, 13, 1914. ↩︎
  21. Tirmizî, Birr ve Sıla, 13, 1913. ↩︎
  22. Tirmizî, Birr ve Sıla, 13, 1916. ↩︎
  23. Seyyid Kutub, Fî zilâli’l-Kur’an, trc. Emin Saraç, Bekir Karlığa, İ. Hakkı Şengüller, Çelik Yayınevi, İstanbul, 1993, c. 1, s. 487. ↩︎
  24. İbni Mâce, Mukaddime, 9, 61. ↩︎
  25. Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’an, 15, 2909. ↩︎
  26. Nesâî, İmamet, 11, 781. ↩︎
  27. Ebû Dâvûd, Salât, 26, 494. ↩︎
  28. Ebû Dâvûd, Salât, 96, 677. ↩︎
  29. Buharî, Savm, 56, 855. ↩︎
  30. Ebû Dâvûd, Harac, 20, 2968. ↩︎
  31. İbni Mâce, Et’ime, 61, 3368. ↩︎
  32. Müslim, Fedâil, 54, 2309. ↩︎
  33. İbni Mâce, Rüya, 10, 3923. ↩︎
  34. Buhârî, Tatavvû, 9, 13. ↩︎
  35. Tirmizî, Fezâilü’l Kur’an, 2,2877. ↩︎
  36. Buharî, Cihad, 73, 106. ↩︎
  37. Buharî, İydeyn, 16, 24. ↩︎
  38. Buharî, Et’ime, 2, 4. ↩︎
  39. Tirmizî, Birr, 75, 2022. ↩︎
  40. Tirmizî, Birr, 15, 1919. ↩︎
  41. Ebû Dâvûd, Diyât, 8, 4520. ↩︎
  42. İsrâ, 17/23. ↩︎
  43. Ebû Dâvûd, Et’ime, 15, 3766. ↩︎
  44. Buharî, Eşribe, 18, 44. ↩︎
  45. Müslim, Mesâcid, 53, 291. ↩︎
  46. Tirmizî, Birr, 15, 1919. ↩︎
  47. Buharî, Fedâil, 65, 98. ↩︎
  48. Tirmizî, Menâkıb, 31, 3784. ↩︎
  49. Tirmizî, Birr, 57, 1989. ↩︎
  50. Müslim, Hibât, 3, 13. ↩︎
  51. Tirmizî, Nikâh, 22, 1113. ↩︎
  52. Nesâî, Nikâh, 13, 1425. ↩︎