Dergide ara

Yazı başlıkları, yazar adları ve sayı adları içinde arar. Şapka ve büyük harf fark etmez: “adalet” yazınca “Adâlet” de bulunur.

Göz atın: Sayılar · Yazarlar · Arşiv

Metinlerarası Etkileşimlerde Münâzara İlmi

58. Sayı · 2019/2

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

Mü­na­zara, ge­nel­likle sözlü ilmî tar­tışma ola­rak an­la­şı­lır. Bunun ne­deni mo­dern dö­nemde bu tarz sözlü ak­ti­vi­teye mü­nâ­zara adı­nın ve­ril­mesi ola­bi­lir. Ne var ki İs­lâmî ilim­ler ge­le­ne­ğine ba­kıl­dı­ğında; mü­nâ­zara il­min­deki kav­ram­la­rın, sözlü mü­nâ­za­ra­la­rın ya­nında me­tin­ler arası tar­tış­ma­larda, kar­şı­lıklı eleş­tiri ve red­di­ye­lerde et­kili şe­kilde kul­la­nıl­dığı göze çar­par. Bu husus özel­likle hâ­şi­ye­lerde göz­lem­len­mek­te­dir. Ben bu ya­zıda, mü­nâ­zara il­mi­nin özel­likle Os­manlı dö­ne­minde te­lif­lerde ar­tı­şın ya­şan­dığı 17. yüz­yıl­daki iş­le­vi­nin ne ola­bi­le­ce­ğine dair fi­kir­le­rimi su­na­ca­ğım. Ön­ce­likle, mü­nâ­zara il­mi­nin mâ­hi­ye­tini bu­rada tek­rar etmek ye­rine ek­teki bilgi kar­tını bı­ra­ka­lım.

Münâzara İlminin Mebâdi-i Aşera Bilgi Kartı
1- İsim: Münazara, âdâbu’l-bahs
2- Tanım: Bir tartışmada, muhataplara yöneltilen itiraz veya cevapların mantıkî olarak doğru olup olmadığını bilmemize yarayan ilim.
3- Amaç: İlmi tartışmalarda doğrunun ortaya çıkartılması.
4- Konu: İlmi tartışmadaki muhatapların itiraz ve cevapları.
5- İlimler taksiminde yeri: Aklî ilim ve amelî ilim.
6- Yardım aldığı ilimler: Mantık, kelam/metafizik, fıkıh usulü, nahiv.
7- Kurucu: Adudiddin el-Îcî ve Şemseddin Semerkandî
8- Tahsil etmenin dini hükmü: Müstehap.
9- Önemi: Mantık kadar hayati olmasa da, mantığın pratikteki tezahürü olduğu için ona tebean önemlidir.
10- Temel problemleri: Bir iddiada bulunan kişinin önermelerinin, zikrettiği sonucu verip vermeyeceğini; bir nesneyi tanımlayan kişinin tanımının geçerli bir tanım olup olmadığını; belli şeyleri sınıflandırmaya tabi tutan kişinin bu sınıflandırmasında merkeze aldığı bölme noktasının doğru olup olmadığını incelemek.

Li­te­ra­türe ba­kıl­dı­ğında, mü­nâ­zara il­mine dair ya­zıl­mış eser­le­rin ta­ma­mına ya­kı­nı­nın Os­manlı coğ­raf­ya­sında ka­leme alın­dığı gö­rül­mek­te­dir. Tarih ola­rak ise bu eser­le­rin kâhir ek­se­ri­ye­ti­nin 1700’lü yıl­lar­dan sonra gerek telif ge­rekse is­tin­sah ola­rak yoğun şe­kilde üre­til­diği gö­rül­mek­te­dir. Os­manlı med­re­se­le­ri­nin müf­re­dat ya­pısı ge­reği, tez-an­ti­tez-sen­tez yak­la­şı­mı­nın öğ­ren­ci­le­rin for­mas­yo­nunda be­lir­le­yici ol­duğu bi­li­nen bir hu­sus­tur. Bu eği­tim tar­zı­nın di­ya­lek­tik ya­pı­sı­nın böyle bir ih­ti­yaca neden ol­du­ğunu söy­le­ye­bil­mekle be­ra­ber daha ön­ceki asır­larda bu tarz bir mü­nâ­zara li­te­ra­tü­rü­nün oluş­ma­ması so­rusu so­ru­la­bi­lir. Bu ne­denle bu ilgi ar­tışı için başka ne­den­ler ara­mak ge­rek­mek­te­dir.

Özel­likle man­tık, kelâm ve fel­sefe li­te­ra­türü içe­rik dü­ze­yinde in­ce­len­di­ğinde, mü­nâ­zara il­minde ele alı­nan temel un­sur­la­rın, şerh ve hâ­şi­ye­lerde gö­rü­nür hale gel­dik­le­rini gö­rü­lür. Ör­ne­ğin, Cür­cânî’nin Hâ­şiye alâ Şerhi’l-Me­tâli adlı ese­rine hâ­şiye yaz­mış olan İz­mitî’nin ese­rini ele ala­lım. Gerek çağ­daş ge­rekse eski mü­el­lif­le­rin iti­raz ve eleş­ti­ri­le­rini sık sık cevap veren İz­mitî mü­nâ­zara il­minde geçen tah­rîru’l-murâd, sened, men, tah­rîru’l-müdde‘â gibi pek çok kav­ramı ad­la­rını ver­me­den pra­tik ola­rak kul­lan­mak­ta­dır: “Bu­rada mü­el­li­fin mu­radı ten­bih­tir, iti­raz değil.”; “Yö­nel­ti­len bu iti­raz, mü­el­lif şunu kas­tet­seydi ge­çerli olurdu.”; “Bu iti­raz şu ge­rek­çe­den do­layı ge­çer­siz­dir.”; “Bu­rada mu­haş­şi­le­rin yan­lış an­la­ma­sı­nın se­bebi şudur.” şek­linde ne­re­deyse mü­nâ­zara il­minde kul­la­nı­lan tüm temel kav­ram­lar ör­nek­le­riyle uy­gu­lan­mış­tır. Ge­rek­çe­len­dirme, kıyas for­muna ge­tirme, ha­ta­nın kay­na­ğını izah etme, me­ramı izah etme, alın­tıya kay­nak ge­tirme gibi me­tin­le­ra­rası et­ki­le­şimde or­taya çıkan tüm du­rum­la­rın mü­nâ­zara il­minde tek tek kav­ram dü­ze­yinde ele alı­nıp ta­nım­lan­ması, şerh-hâ­şiye li­te­ra­türü ile mü­nâ­zara li­te­ra­türü ara­sın­daki ir­ti­bat ih­ti­ma­lini daha da güç­len­dir­mek­te­dir.

Şüp­he­siz, tar­tış­ma­larda kimin haklı kimin hak­sız ol­du­ğunu be­lir­le­yen il­ke­ler tayin etmek, bu ta­yini ön­ce­le­yen bir tar­tışma ve et­ki­le­şi­min ol­ma­sını ge­rek­ti­rir. Do­la­yı­sıyla, 17. yüz­yıl­daki bu ilke be­lir­le­yen eser­le­rin ilgi odağı ha­line gel­mesi biz­lere yoğun me­tin­le­ra­rası iliş­ki­le­rin mev­cu­di­ye­tini gös­ter­mek­te­dir. Bu­ra­dan şunu çı­kar­mak zor de­ğil­dir: Mü­nâ­zara ilmi, asır­lar bo­yunca li­te­ra­türü olu­şan di­ya­lek­tik bir me­tin­le­ra­rası iliş­ki­ler ağı so­nu­cunda ih­ti­yaca bi­naen oluş­muş, asır­lar içe­ri­sinde te­kâ­mül etmiş bir ilim­dir. Biraz daha ileri gi­der­sek, mü­nâ­zara il­mi­nin ger­çek iş­levi, şerh ve hâ­şiye li­te­ra­tü­rü­nün di­ya­lek­tik ve et­ki­le­şimli iliş­kisi göz önüne alın­dı­ğında hak­kıyla an­la­şı­la­bi­lir.

Bu­nunla be­ra­ber şu durum da inkâr edi­le­mez: İslam kül­tü­ründe sul­tan­la­rın hi­ma­ye­sinde ger­çek­leş­ti­ri­len ilmi tar­tış­ma­lar Os­manlı’da da örnek alın­mış­tır ve bu durum da el­bette mü­nâ­zara ko­nu­la­rı­nın oluş­ma­sına kat­kıda bu­lun­muş­tur. Bu tar­tış­ma­lar­daki ta­raf­la­rın gö­rüş­le­ri­nin meş­ru­i­yet ve ge­çer­li­liği için bir ilke be­lir­leme ih­ti­yacı da doğal his­se­dil­miş­tir. Hatta sul­tan­la­rın hu­zu­run­daki pek çok sözlü tar­tışma ri­sa­le­lere dö­kül­müş, tar­tışma son­rası bile et­ki­le­şim­ler sür­müş ve bir dizi li­te­ra­tür oluş­muş­tur (Hüsün-kubuh, Te­hâ­füt, yön tar­tış­ma­ları gibi.)

Şunun da al­tını çiz­mek ge­re­kir ki, ar­gü­man­la­rın man­tıkî ge­çer­li­li­ği­nin kıs­tas­la­rını be­lir­le­yen bir ilim ol­ması do­la­yı­sıyla uy­gu­la­malı man­tık ola­rak da ad­lan­dı­rı­la­bi­le­cek olan mü­nâ­zara il­mi­nin temel ko­nu­la­rına ba­kıl­dı­ğında, man­tık di­sip­li­ni­nin adeta pra­tiğe dö­kül­müş hâli ol­duğu or­taya çık­mak­tır: Tanım (tarif), bölme (tak­sim) ve öner­me­lerde (tas­dik) mü­nâ­zara.

Mü­nâ­zara il­mi­nin muh­te­mel iş­lev­le­rine dair yu­ka­rıda sa­yı­lan hu­sus­lara ek ola­rak farklı iş­lev­ler de el­bette mev­cut­tur ve bir­bi­rin­den farklı âlim­ler mü­nâ­zara il­mini de­ği­şik amaç­lara ve­sile ola­rak gör­müş­tür. Ör­ne­ğin Dâvud el-Karsî’nin Şerhu’l-Ve­le­diy­yeti’l-Ce­dîde’deki söz­le­rine ba­kı­lırsa, mü­nâ­zara ilmi tak­lit­ten tah­kike çık­maya bir araç­tır. Alana dair içe­rik ba­zında çok az ça­lışma ya­pıl­dı­ğında do­layı, bu farklı iş­lev­lere yö­ne­lik ancak temel çı­ka­rım­lar ya­pa­bil­mek­te­yiz. Bu­nunla be­ra­ber ya­pı­la­cak temel metin oku­ma­ları bile mü­nâ­zara il­mi­nin farklı eser­le­rin içe­ri­sine nüfuz etmiş kav­ram­la­rını gör­me­mize neden ol­makta ve po­tan­si­yel iş­lev­le­rini keş­fet­me­mize neden ol­mak­ta­dır.