Çok Cimridir İnsan!

53. Sayı · 2018/3

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

“Bugün size di­ni­nizi ikmal ettim, üze­ri­nize ni­me­timi ta­mam­la­dım ve sizin için din ola­rak İslâm’ı be­ğen­dim”1

Mâide Sû­resi’nin bu âye­tinde ifade edil­diği gibi İslam, kâmil bir din­dir. İslam’ın koy­duğu ku­ral­lara tes­lim olan ise kâmil insan olma yo­luna gir­miş­tir. Bu yolun sonu ise iki cihan mut­lu­lu­ğu­dur.

İslam di­ni­nin in­sa­nın ke­mâle er­mesi hu­su­sunda or­taya koy­duğu bu ku­ral­lar iman, amel ve ahlâk olmak üzere üç temel alanı teş­mil eder ve bun­lar bir­bi­rin­den ba­ğım­sız değil, iç içe­dir. Bi­ri­nin ek­sik­li­ğinde ke­mâl­den söz ede­me­yiz. Bu­nunla bir­likte bi­ri­nin ek­sik­liği ki­şi­nin diğer iki alanda da eksik ol­du­ğunu gös­te­rir. Yine bu durum ki­şi­nin iki cihan mut­lu­lu­ğunu et­ki­le­mek­te­dir. Diğer ta­raf­tan bu üç alan­dan bi­rine ya­pı­la­cak olan tak­viye di­ğer­le­rini de des­tek­le­mekte ve güç­len­dir­mek­te­dir.

İslam’ın ke­mâ­lat nok­ta­sında koy­duğu il­ke­le­rin hepsi “orta yol”da bu­luş­mak­ta­dır. Bu durum ahlâk ala­nında ken­dini daha be­lir­gin ola­rak gös­ter­mek­te­dir. Bir ah­lâ­kın fa­zi­letli ol­ması için ifrat ve tef­rit­ten ka­çın­ması, iki aşırı ucun or­ta­sında yer al­ması ge­rek­mek­te­dir. Orta yolda ol­ma­yan ah­lâ­kın fa­zi­le­tin­den söz ede­me­yiz.

Ya­zı­mı­zın ko­nusu olan cim­ri­lik, is­ra­fın kar­şı­sında diğer bir uç nok­ta­dır. İsraf, ver­mede ifrat, al­mada tef­rit; cim­ri­lik ise, al­mada ifrat, ver­mede tef­rit­tir. Bun­la­rın or­tası ise cö­mert­lik­tir. Ya­zı­mızda ki­şi­nin önce cim­ri­li­ği­nin se­bep­le­rin­den, ar­dın­dan za­rar­la­rın­dan ve te­da­vi­sin­den bah­se­di­le­cek­tir.2

1- Cimriliğin Sebepleri

Cim­ri­li­ğin se­bep­le­rine geç­me­den önce in­san­la­rın cim­ri­liğe me­yilli ol­du­ğunu ifade eden şu âyet­lere dik­kat çek­mek is­te­riz:

“İnsan pek de cim­ri­dir.”3

“Yoksa on­lara mülk­ten bir hisse mi var? Öyle olsa dahi in­san­lara ondan bir çe­kir­dek bile ver­mez­ler.”4

“Bir iyi­liğe uğ­rarsa onu her­kes­ten men eder”5

Bu âyet­le­rin yanı sıra Kur’ân-ı Kerîm’de is­raf­tan sa­kın­dı­ran âyet­ler­den çok daha fazla, infak et­meyi teş­vik eden âyet­ler bu­lun­ması in­sa­nın cim­ri­lik yö­nün­deki mey­line işa­ret eder ni­te­lik­te­dir.

İn­san­la­rın fıtrî ola­rak cim­ri­liğe me­yilli ol­ması ve bu mey­lin te­za­hür et­mesi ise şu üç ana se­bep­ten kay­nak­lan­mak­ta­dır:

a) Malın tü­kenme kor­kusu: Malın tü­kenme kor­kusu veya başka bir de­yişle fa­kir­lik kor­kusu cim­ri­li­ğin inkâr edi­le­mez se­be­bi­dir. “Rab­bi­ni­zin rah­met ha­zi­ne­le­rine siz sahip ol­say­dı­nız, tü­ke­nir kor­ku­suyla yine de cim­ri­lik eder­di­niz. Zaten insan pek cim­ri­dir.”6 “Şey­tan sizi fa­kir­likle kor­ku­ta­rak cim­ri­liği ve ha­yâ­sız­lığı em­re­der; Allah ise ken­di­sin­den mağ­fi­ret ve bol nimet va­de­der. Allah’ın lütfu bol­dur, O her şeyi bilir.”7 gibi âyet­ler apa­çık olan bu du­rumu or­taya koy­mak­ta­dır.

b) Aşırı mal sev­gisi: “Ger­çek o, mal sev­gi­sin­den do­layı pek ka­tı­dır.”8, “Ve malı, aşırı bir sevgi ile se­vi­yor­su­nuz”9

Bu hu­susta Pey­gam­ber Efen­di­miz (s.a.v), “İn­sa­noğ­lu­nun iki vadi do­lusu malı olsa, üçüncü va­diyi de ister, onun gö­zünü ancak top­rak dol­du­rur. Tevbe ede­nin tev­be­sini Allah kabul eder”10 bu­yur­mak­ta­dır.

Ha­ki­katte in­sanı cim­ri­liğe sevk eden asıl şey mal var­lığı ve çok­lu­ğu­dur. Bu, cimri kim­se­le­rin ek­se­ri­si­nin de mut­lu­luk se­be­bi­dir ve hatta mut­lu­luk­la­rı­nın tek öl­çü­tü­dür. Bun­dan do­layı ma­lını ço­ğalt­mak için, sü­rekli, yol­lar arar ve sa­dece bu gaye için ya­şar­lar.

c) Ço­cuğa düş­kün­lük: Cim­ri­li­ğin bir diğer se­bebi ki­şi­nin ço­cu­ğuna olan düş­kün­lü­ğü­dür. Çocuk sa­hibi ol­ma­dan önce cesur ve cö­mert bazı kim­se­le­rin ço­cuğu ol­duk­tan sonra son de­rece kor­kak ve cimri ol­duğu gö­rü­le­bil­mek­te­dir. Bunun temel saiki ki­şi­nin, ço­cu­ğu­nun fakr u za­ru­rete düş­me­mesi veya ço­cu­ğu­nun daha rahat bir hayat ya­şa­ması dü­şün­ce­si­dir. Bu bağ­lamda, ge­liri çok yük­sek olup her bir ku­ru­şun he­sa­bını yap­ma­sına rağ­men ço­cu­ğuna her türlü lüksü sağ­la­maya ça­lı­şan bir­çok kimse mü­şa­hede edi­le­bil­mek­te­dir.

Pey­gam­ber Efen­di­miz (s.a.v) bu du­rumu şu şe­kilde dile ge­tir­mek­te­dir: “Mu­hak­kak ki, çocuk cim­ri­lik ve kor­kak­lık se­be­bi­dir.”

Esa­sında kişi ço­cuğu dı­şında bir kimse için de cimri ola­bi­lir. Ancak ço­cuğa olan düş­kün­lük başka kim­se­lere olan düş­kün­lüğe nis­pe­ten daha fazla cim­ri­liğe yol aç­mak­ta­dır.

2- Cimriliğin Zararları

Cim­ri­li­ğin za­rar­ları iki ci­handa da söz ko­nu­su­dur. Uh­revî za­rar­la­rı­nın yanı sıra dün­yevî za­rar­ları da var­dır. Bun­ları özel­den ge­nele şu şe­kilde sı­ra­la­ya­bi­li­riz:

a) Ken­di­sine olan za­rar­ları: Cim­ri­lik, fark edil­mek­si­zin ki­şi­nin ben­li­ğinde de­rin­le­şirse ki­şi­nin dün­yevî açı­dan za­rara uğ­ra­ma­sına sebep ola­bi­le­ceği gibi Allah’a kul­luk­tan alı­ko­ya­rak uh­revî açı­dan da za­rara uğ­ra­ma­sına sebep ola­bi­lir. O kadar ki; Allah’ın emir­le­rini ye­rine ge­tir­mek­ten im­tina eder hale ge­le­bi­lir; hac, zekât gibi malî yönü bu­lu­nan iba­det­leri ye­rine ge­tir­meyi is­te­me­ye­bi­lir. Ki­misi türlü ba­ha­ne­lerle ken­dini kan­dı­rır, ki­misi de ba­ha­neye ih­ti­yaç his­set­mez bile. Ki­misi de öyle rezil bir du­ruma düş­müş­tür ki iba­det için ay­rıl­ması ge­re­ken vakti, ka­zan­cına mani gö­re­rek zaman is­rafı sayar.

Bu iti­barla şunu söy­le­mek müm­kün­dür: Cimri ki­şi­ler mala karşı hırslı olur. Bu hırs­ları kalp­le­rini ka­tı­laş­tı­rır. Ne­ti­cede zalim in­san­lar­dan daha acı­ma­sız ve ada­let­siz ola­bi­lir­ler. İş­le­rinde hak­ka­ni­yet öl­çü­sünü kay­be­der­ler. Do­la­yı­sıyla ken­di­sine zul­met­mekle bir­likte baş­ka­la­rına da zul­me­der­ler ve zi­yan­ları kat­la­na­rak artar.

Cim­ri­li­ğin dile ge­tir­di­ği­miz bu uh­revî za­rar­la­rı­nın ya­nında dün­yevî za­rar­ları var­dır. Bun­lar­dan biri cim­ri­li­ğin, sa­hi­bini yal­nız­lığa mah­kûm et­me­si­dir. Zira cimri in­san­la­rın ar­ka­daş­lık iliş­ki­leri ge­nel­likle men­faat üze­re­dir. Bun­dan do­layı ha­yat­la­rında hiç­bir zaman sa­mimi dost­ları olmaz. Za­hirde çev­re­leri olsa bile as­lında yal­nız bir hayat ya­şar­lar. Ak­ra­ba­lık bağ­ları da za­yıf­tır.

Cimri ki­şi­ler yük­sek un­van­lar al­sa­lar veya yük­sek mev­ki­lere gel­se­ler bile cim­ri­lik­leri se­be­biyle top­lumda say­gın­lık­ları yok­tur. Ör­ne­ğin; mev­ki­le­rine, yük­sek ge­lir­le­rine rağ­men be­dava yemek pe­şinde koşan veya baş­ka­la­rı­nın var­lık­ları üze­rin­den ge­çin­meye ça­lı­şan in­san­lar ola­bil­mek­te­dir. So­nuçta buna ta­nık­lık eden çev­resi na­za­rında onlar, ufak he­sap­la­rın pe­şinde koşan küçük in­san­lar ol­mak­ta­dır­lar.

Cimri in­san­lar, mut­lu­luğu mal ço­ğalt­mak san­dık­ları için her zaman ça­lı­şır­lar. Mas­raf ol­duğu dü­şün­ce­siyle ih­ti­yaç duy­duk­ları veya hoş­la­rına giden bir­çok şey­den de mah­rum ya­şa­ya­bi­lir­ler. Çok zen­gin ol­sa­lar bile ken­di­le­rini fakir his­se­der­ler ve her zaman ma­lını kay­be­de­ceği kor­ku­suyla mut­suz bir hayat sü­rer­ler.

b) Ai­le­sine olan za­rar­lar: Bazı cimri ki­şi­ler ken­di­si­nin mal üze­rin­deki has­sa­si­ye­tini ai­le­si­nin de gös­ter­me­sini is­ter­ler. Ken­di­sini bir­çok şey­den mah­rum bı­rak­ma­nın ya­nında ai­le­sini de bir­çok şey­den mah­rum bı­ra­kır­lar. Ne­ti­cede aile fert­leri psi­ko­lo­jik trav­ma­lar yaşar ve ai­le­le­rinde huzur kal­maz. Bu or­tamda ye­ti­şen ço­cuk­la­rın da so­runlu fert­ler ol­ması muh­te­mel­dir.

c) Top­luma olan za­rar­lar: Bir top­lu­mun var­lı­ğını sür­dü­ren asıl şey top­lum­daki her fer­din yek­vü­cut ola­bilme şu­u­ru­dur. Cim­ri­li­ğin hâkim ol­duğu top­lum­larda ise bir­lik şu­u­ru­nun ak­sine ben­cil­lik ön plan­da­dır. İn­fakta bu­lu­nan, sa­daka veren bir­bir­le­rine yar­dımcı olan top­lu­mun ak­sine top­lum içe­ri­sinde daha kes­kin sı­nıf­lar olu­şur. Zen­gin sa­dece zen­ginle bir arada olur, fa­ki­rin ken­di­sin­den bir şey is­te­ye­ceği dü­şün­ce­siyle fa­kiri ya­nında is­te­mez. “… Onlar uy­kuda iken Rab­bin­den gelen bir âfet o bah­çeyi ku­şattı. Bahçe yanıp sim­si­yah ke­si­li­verdi. (Bahçe sa­hip­leri) sa­bah­le­yin bir­bir­le­rine ‘Mah­su­lü­nüzü top­la­ya­cak­sa­nız erken dav­ra­nın.’ diye ses­len­di­ler. ‘Sakın ya­nı­mıza bir yok­sul so­kul­ma­sın.” di­ye­rek fı­sıl­da­şa­rak git­ti­ler…”11 âyeti de bu tip­teki in­san­dan söz et­mek­te­dir.

Cimri in­san­la­rın top­luma eko­no­mik ola­rak da za­rar­ları bu­lun­mak­ta­dır. Bu kim­se­ler has­let­le­ri­nin bir ge­reği ola­rak halk ara­sın­daki ta­bi­riyle pa­rayı yas­tık altı eder­ler. Bu da bir ülke eko­no­misi için en büyük za­rar­lar­dan bi­ri­dir. Onlar infak ede­rek veya ya­nında ça­lı­şan­lara ye­te­rince ücret ve­re­rek ya da borç ve­re­rek alım gücü ol­ma­yan kim­se­le­rin de har­cama yap­ma­sını sağ­la­yıp eko­no­miyi can­lan­dır­mak ye­rine, pa­rayı yas­tık altı etmek su­re­tiyle, pi­ya­sayı bu pa­ra­dan mah­rum eder­ler. Bu du­rumda da pi­ya­sa­nın li­ki­dite ih­ti­ya­cını ar­tır­dığı için bu kim­se­ler ülke eko­no­mi­sini za­yıf­lat­makta ve enf­las­yonu yük­selt­mek­te­dir­ler. Ser­ma­ye­le­rin­den sa­dece fa­izli ban­ka­lar üze­rin­den ya­rar­la­nıl­mak­ta­dır. Bu du­rumda da fa­i­zin maddî ve ma­nevî ola­rak top­luma ver­diği bütün za­rar­lar söz ko­nusu olur.

3- Cimriliğin Tedavisi

a) Ka­bul­len­mek: Her has­ta­lı­ğın te­da­vi­sinde ön­ce­likle ki­şi­nin hasta ol­du­ğunu kabul et­mesi ge­re­kir. Cim­ri­likte de durum aynı şe­kil­de­dir.

b) Cim­ri­li­ğin se­bebi bu­lu­nup o yönde doğru bilgi sa­hibi olma: Kişi cimri ol­du­ğunu kabul et­tik­ten sonra mal sev­gisi, fa­kir­lik kor­kusu ve ço­cuğa düş­kün­lüğü gibi hangi se­bep­ten do­layı cimri ol­du­ğunu bul­ması ge­re­kir.

Şayet mala düş­kün ol­duğu için cimri ise malın ya­ra­tı­lış ga­ye­sini öğ­re­nip malın asıl sa­hibi olan Allah’ı dü­şün­mesi ge­re­kir. Ni­te­kim Ga­zâlî, cim­ri­lik ta­nımı için ser­ve­tin var oluş ga­ye­sini esas almak ge­rek­ti­ğini söy­le­mek­te­dir: “Buna göre malı ya­ra­tı­lış ga­ye­si­nin dı­şında har­ca­mak israf, bu gaye için har­ca­mak­tan ka­ça­rak elde tut­mak cim­ri­lik, ya­ra­tı­lış ga­ye­sine uygun ola­rak har­ca­maksa cö­mert­lik­tir.”12 Kişi, malın ya­ra­tı­lış ga­ye­sini ye­te­rince iç­sel­leş­ti­rirse mala yö­ne­lik hır­sı­nın ne denli önem­siz ol­du­ğunu görür. Aracı amaç edin­mek­ten kur­tu­lur.

Ki­şi­nin cim­ri­li­ği­nin se­bebi fa­kir­lik kor­kusu ise, “Şey­tan size fa­kir­liği va­de­de­rek cim­ri­liği ve ha­ya­sız­lığı em­re­der; Allah ise ken­di­sin­den mağ­fi­ret ve bol nimet va­de­der. Allah’ın lütfu bol­dur, O her şeyi bilir.” âyeti çer­çe­ve­sinde Rab­bi­nin ni­met­le­rini dü­şü­nür. Ken­di­si­nin im­ti­handa ol­du­ğunu ve fa­kir­lik gibi her türlü be­lada sab­ret­mesi ge­rek­ti­ğini bilir. Asıl ka­zanç yur­du­nun ahi­ret ol­du­ğu­nun far­kına varır.

Cim­ri­li­ğin se­bebi ki­şi­nin ço­cu­ğuna düş­kün­lüğü ise “Bi­li­niz ki, mal­la­rı­nız ve ço­cuk­la­rı­nız birer im­ti­han se­be­bi­dir ve büyük mü­kâ­fat Allah’ın ka­tın­da­dır.” âyeti çer­çe­ve­sinde oğ­luna olan sev­gi­si­nin eş­ya­nın ya­ra­tı­lış ga­ye­sine mani ola­ma­ya­ca­ğını bil­mesi ge­re­kir. Pey­gam­ber Efen­di­miz’in bu­yur­duğu gibi; “Bir baba ço­cu­ğuna güzel ah­lâk­tan daha üstün bir miras bı­ra­ka­maz.” Bu bi­linçte olan Müs­lü­man ger­çek bir ebe­veyn olup ço­cu­ğu­nun mut­lu­lu­ğunu sa­dece bu dünya ile sı­nırlı kıl­maz, ço­cu­ğu­nun ahi­ret yur­dun­daki mut­lu­lu­ğunu da dü­şü­nür.

c) Cim­ri­li­ğin dün­yevî ve uh­revî za­rar­la­rıyla bir­likte ölü­mün her­kes için ka­çı­nıl­maz ol­du­ğu­nun sık sık dü­şü­nül­mesi: Cimri in­sanda ben­cil­lik diğer in­san­lara göre daha fazla bu­lun­mak­ta­dır. Bun­dan do­layı cim­ri­lik has­ta­lı­ğın­dan kur­tu­la­bil­mek için cim­ri­li­ğin ki­şi­nin ken­di­sine ne gibi za­rar­la­rı­nın ol­du­ğunu te­fek­kür et­mesi ge­rek­mek­te­dir. Böy­le­likle ben mer­kezli olan bir has­ta­lığı yine ken­di­sini mer­keze ala­rak kur­tul­muş olur.

Bun­la­rın ya­nında bir gün öle­ce­ğini ak­lında bu­lun­du­ran kimse için dünya ma­lı­nın çok önem­siz ol­duğu her­kes için ma­lum­dur. Do­la­yı­sıyla cimri kim­se­le­rin ölümü ha­tır­la­ması ve ibret al­ması için kabir zi­ya­ret­leri yap­ması da cim­ri­li­ğin te­da­vi­sinde önem­li­dir. Zira bu sa­yede nice zen­gin kim­se­nin ma­lı­nın mül­kü­nün kim­seye kal­ma­dı­ğı­nın far­kına va­ra­cak­tır.

d) Zekât gibi farz mali so­rum­lu­luk­la­rın dı­şında na­file ola­rak da ver­meye ça­lı­şıl­ması: Her kalbî has­ta­lı­ğın te­da­vi­sinde zihnî ha­zır­lıkla bir­likte te­da­vi­nin eylem bo­yutu bu­lun­mak­ta­dır. Ge­nelde bu bo­yu­tun ek­se­ri­ye­tini o has­ta­lı­ğın zıddı oluş­tur­mak­ta­dır. Cim­ri­lik için de aynı durum söz ko­nu­su­dur. Cimri insan, ön­ce­sinde zik­ret­tik­le­ri­mizi ye­rine ge­tir­dik­ten sonra, bir süre is­te­mese bile, ken­di­sini ver­meye zor­la­ması ge­rek­mek­te­dir. Cim­ri­lik bir alış­kan­lık­tır. Ara sıra ver­me­yen in­sana cimri den­me­ye­ceği gibi ara sıra veren ki­şiye de cö­mert den­mez. Do­la­yı­sıyla cim­ri­lik alış­kan­lı­ğın­dan kur­tul­mak sa­dece ak­si­nin bir­kaç kere ya­pıl­ma­sıyla değil alış­kan­lık ha­line ge­ti­ril­mesi ile müm­kün­dür.

Ne­tice ola­rak cim­ri­lik başta bu has­ta­lığa sahip ki­şi­nin ken­di­sine olmak üzere ai­le­sine ve top­luma maddî ve manevî/dünyevî ve uh­revî za­rar­ları var­dır. Bu za­rar­ları se­be­biyle cim­ri­lik ke­sin­likle kendi ha­linde bı­ra­kı­la­bi­le­cek bir has­let de­ğil­dir. Ölü­mün ne zaman ge­le­ceği bi­lin­me­diği, dünya ha­yatı sa­dece im­ti­han­dan iba­ret ol­duğu için der­hal te­davi edil­mesi ge­rek­mek­te­dir. Cim­ri­li­ğin te­da­vi­si­nin iki bo­yutu var­dır. Bi­rin­cisi zihnî, ikin­cisi pra­tik­tir. Cim­ri­li­ğin ki­şi­nin zihin ve dü­şünce dün­ya­sını et­ki­le­mesi yö­nüyle zihnî bo­yutta; ey­lem­lerde ken­di­sini gös­ter­mesi yö­nüyle pra­tik bo­yutta ele alın­ması ve çö­züm­len­mesi ge­rek­mek­te­dir.

Ya Rabbi! Kor­kak­lık­tan ve cim­ri­lik­ten sana sı­ğı­nı­rım.

  1. Mâide, 5/3. ↩︎
  2. Detaylı bilgi için bakınız: Abdurrahman Kasapoğlu, “Kur’an’a Göre Cimrilik -Sebepleri, Zararları ve Eğitimi-”, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2007 2. Sayı; Adem Dölek, “Sünnet Işığında Cimrilik Hastalığı ve Tedavi Yolları”, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, 2004 sayı: 4; Müfit Selim Saruhan, “İslam Ahlâkında İsraf ve Cimriliğin Tedavisi”, İslami Araştırmalar Dergisi, 2003 cilt: 16 sayı: 4. ↩︎
  3. İsrâ, 17/100. ↩︎
  4. Nisâ, 4/53. ↩︎
  5. Meâric, 70/21. ↩︎
  6. İsrâ, 17/100. ↩︎
  7. Bakara, 2/268. ↩︎
  8. Âdiyât, 100/8. ↩︎
  9. Fecr, 89/20. ↩︎
  10. Müslim, “Zekât” 116. ↩︎
  11. Kalem, 68/20-24. ↩︎
  12. DİA, “Cimrilik” maddesi. ↩︎