Dergide ara

Yazı başlıkları, yazar adları ve sayı adları içinde arar. Şapka ve büyük harf fark etmez: “adalet” yazınca “Adâlet” de bulunur.

Göz atın: Sayılar · Yazarlar · Arşiv

Ahkâm Hadislerini Şerhsiz Okumak

47. Sayı · 2017/3

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

  1. Ahkâm Hadisleri

Bi­lin­diği gibi iman­dan ah­lâka, iba­det­ten ukû­bata hadis kül­li­ya­tında pek çok hadîs-i şerîf bu­lun­mak­ta­dır. Bazı mü­el­lif­ler bun­lar­dan sa­dece ah­kâmla il­gili olan­la­rını bir araya ge­ti­re­rek kıy­metli eser­ler bı­rak­mış­lar­dır. İbnü’l-Har­rât’ın (v.581 h.) el-Ah­kâmü’ş-Şer‘iy­yetü’l-Kübrâ’sı, Abdü’l-Ğanî el-Mak­disî’nin (v.600 h.) el-Ahkâm’ı, Mecd b. Tey­miye’nin el-Mün­tekâ mine’l-Ahbâr fi’l-Ahkâm’ı, İbnü Da­kîki’l-Îd’in el-İlmâm bi-Ehâ­dîsi’l-Ahkâm’ı, İbnü Hacer’in (v. 852 h.) Bü­lûğu’l-Merâm min Edil­leti’l-Ahkâm’ı bun­lar­dan ba­zı­la­rı­dır (İ‘lâmü’l-Enâm Şerhu Bü­lûği’l-Merâm, Nu­rud­din Itr, 1/16-19). Bu ki­tap­larda ta­ha­ret, namaz, oruç, zekât, hacc, büyü‘, nikâh gibi konu baş­lık­ları yer alır ve bu ko­nu­la­rın hü­küm­leri ha­dis­lerle or­taya konur.

  1. Şerhlerde Yapılanlar

Diğer hadis şerh­le­rinde ol­duğu gibi ahkâm ha­dis­le­rini şerh eden eser­ler de, hac­mine göre ha­disi bir­çok yön­den ele alır. Baş­lı­ca­ları şun­lar­dır: Ke­li­me­le­rin söz­lük ve ıs­tı­lah ma­na­ları açık­la­nır, varsa ri­va­yet fark­lı­lık­ları be­lir­ti­lip tah­rîci ya­pı­lır, en önem­lisi de o ha­dis­ten çıkan hü­küm­ler or­taya konur. Buna Arapça ve Türkçe şerh­ler­den birer örnek ve­re­lim:

Arapça şerh­ler­den bir örnek:

عن أبي هريرة أن النبي عليه السلام قال: “مَطْلُ الغَنِيِّ ظُلْمٌ فإذا أُتْبِعَ أحدُكم على مليٍّ فَلْيتْبَع”

(Zen­gi­nin, bor­cunu sal­lan­tıda bı­rak­ması zu­lüm­dür. Bi­ri­niz bir zen­gine ha­vale olu­nursa hemen ha­va­leyi takip etsin)

Bu­hârî’nin şâ­rih­le­rin­den Aynî, bu ha­di­sin şer­hinde şöyle bir yol izler:

1) Ha­di­sin “ha­vale” babı ile mü­na­se­beti,

2) Ha­di­sin diğer hadis kay­nak­la­rın­daki yeri ve lafız fark­lı­lık­ları,

3) “المَطْل” ke­li­me­si­nin açık­la­ması: “İm­kânı ol­duğu halde borcu vak­tinde öde­me­yip er­te­le­mek.”

4) “أُتْبِعَ” ke­li­me­si­nin şed­deli olup-ol­ma­dığı ko­nu­sun­daki tar­tış­ma­lar.

5) Ha­dis­ten çıkan hü­küm­ler ki şöy­le­dir:

Matl ha­ram­dır. Bunu ka­sıtlı ya­pa­nın yap­tığı büyük günah sa­yı­lır mı? Cum­hura göre sa­yı­lır. Bir defa ile fâsık olur mu? İmam Ne­vevî’ye göre Şâfiî mez­hebi esas­la­rına göre fâsık sa­yıl­ması için matlı tek­rar tek­rar yap­mış ol­ması şart­tır. Ancak Sübkî bunu red­de­di­yor ve yine mez­he­bin esas­la­rına göre bir defa yap­mış ol­ması ye­ter­li­dir. Çünkü ala­caklı, bor­cunu is­te­dik­ten son­rası gasp­tır, gasp büyük gü­nah­tır. “Zu­lüm­dür” den­mesi de buna de­la­let eder. Ki­şi­nin fâsık sa­yıl­ması için büyük gü­nahı tek­rar­la­ması şart de­ğil­dir. Bor­cunu ödeme im­kânı ol­ma­yan mâtıl sa­yıl­maz ve bor­cun­dan do­layı hap­se­di­le­mez.

Borç ha­va­le­si­nin ka­bulü ko­nu­sunda ha­diste geçen “فليتبع” emri, vücûb mu ifade eder is­tih­bâb mı? Et­ra­fın­daki ih­ti­lafa bağlı ola­rak “va­cip­tir, müs­te­hap­tır, men­dup­tur, mu­bah­tır” gibi farklı gö­rüş­ler ileri sü­rül­müş­tür. Cum­hura göre men­dup­tur. Çünkü ha­vale, darda ka­lana bir ko­lay­lık gös­terme ba­bın­dan­dır.

Bor­cunu vak­tinde ver­me­ye­nin peşi bı­ra­kıl­maz, (mah­keme yolu ile) zorla almak dâhil her türlü yola baş­vu­rul­ması ca­iz­dir.1

Türkçe şerh­ler­den bir örnek:

Aynı ha­disi açık­lar­ken Mer­hum Ahmet Da­vu­doğlu ben­zer bir yol iz­le­miş­tir. Özetle şöy­le­dir:

1) Ha­vale hak­kında açık­lama

Ha­vale: Borcu bir zim­met­ten diğer bir zim­mete nak­let­mek­tir. Muhîl: Ha­va­leyi yapan. Mu­hâ­lü­na­leyh veya muh­tal: Ha­vale edi­len kişi. Mu­hâ­lün­leh: Ala­caklı. Mu­hâ­lün­bih: Ha­vale edi­len mal.

2) Ha­di­sin Arapça metni

3) Ha­di­sin ter­cü­mesi

“Zen­gi­nin bor­cunu sal­lan­tıda bı­rak­ması zu­lüm­dür. Bi­ri­niz bir zen­gine ha­vale olu­nursa hemen ha­va­leyi takip etsin.” Hadîs-i şerîf, zen­gi­nin bor­cunu öde­me­yip son­raya bı­rak­ma­sı­nın haram ol­du­ğuna de­la­let edi­yor.

4) “Matl” ke­li­me­si­nin açık­la­ması.

5) “Ha­va­leyi takip etsin.” em­rini cum­hur is­tih­bâb, Zâ­hi­rî­ler vücûb ma­na­sına al­mış­lar­dır.

6) Ha­dis­ten çıkan hü­küm­ler

Aciz fa­ki­rin bor­cunu öde­ye­me­mesi zulüm sa­yıl­maz, ödeme im­kânı bu­lun­caya kadar sı­kış­tı­rıl­maz. Ma­lın­dan uzakta bu­lu­nan zen­gin de fakir hük­mün­de­dir. Ba­zı­ları ha­dis­ten şu ma­nayı da çı­ka­rır­lar: Mu­hâ­lü­na­leyh, borcu öde­ye­mezse muh­tâl ala­ca­ğını mu­hîl­den is­te­ye­mez, Ha­ne­fî­lere göre is­te­ye­bi­lir.2

  1. Değerlendirme ve Sonuç

Ahkâm ha­dis­leri tabi ki şerh­siz, sırf meâl ola­rak oku­na­bi­lir, okun­ma­lı­dır da, bunda dini bir sa­kınca ol­duğu söy­le­ne­mez. Belki bu­rada so­ru­la­cak şey şudur: “Han­gisi daha fay­da­lı­dır?”

Âyet-i ke­rî­me­lerde ol­duğu gibi hadîs-i şe­rîf­ler üze­rinde de ashâb-ı ki­râm­dan iti­ba­ren yo­rum­lar ve açık­la­ma­lar ya­pı­la­gel­miş –ve yu­ka­rı­daki ör­nek­lerde gö­rül­düğü gibi – zen­gin bir ilmî ser­vet oluş­muş­tur. Tüm bun­lar asır­la­rın ilmî bi­ri­kimi ola­rak ancak şerh­lerde yer al­mak­ta­dır ve ha­di­sin tam an­la­şıl­ması ne­re­deyse bun­la­rın hâ­sı­lası bir bi­ri­kimle müm­kün ol­mak­ta­dır. Buna göre:

Bir ha­di­sin tam an­la­şıl­ması ile ala­kalı ola­rak ge­rekli bilgi ve bi­ri­kime sahip olan ki­şi­nin ha­di­sin şerh­le­rine ih­ti­yacı olmaz elbet. Buna sahip ol­ma­yan kişi de ha­disi şerh­siz oku­duğu zaman mut­laka is­ti­fade eder. Meyve ağa­cı­nın ya­nına ge­len­ler­den boyu uzun olan, mey­ve­le­rin en ol­gu­nuna ula­şa­bi­lir, boyu kısa olan da di­bine dü­şen­ler­den alır, ne­ti­cede her ikisi de meyve yer. Ge­rekli bi­ri­kimi ol­ma­yan da ha­dis­ten şerh­siz is­ti­fade ede­bi­lir, ama şerhi ile oku­mak el­bette daha be­re­ketli ve kap­samlı olur.

Ancak bil­hassa ahkâm ha­dis­le­rini oku­mada dik­kat edil­mesi ge­re­ken önemli bir husus var­dır: Kişi ha­dis­ten an­la­dığı hükmü tat­bik etmek is­te­di­ğinde mut­laka o me­se­le­nin hük­münü, men­subu bu­lun­duğu mez­he­bin fıkıh kay­nak­la­rın­dan bak­malı ve ona göre amel et­me­li­dir. Bunun is­tis­na­ları olsa da pek çok insan için en salim ve en sağ­lam yol budur ka­na­a­tin­de­yim. “وفوق كلّ ذى علم عليم” (Her bi­le­nin üs­tünde bir bilen var­dır).3

* Yrd. Doç. Dr., Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı.

  1. Bedrüddin el-Aynî, Umdetü’l-Kârî, 12/109-111. ↩︎
  2. Ahmet Davudoğlu, Selamet Yolları, 3/127-128. ↩︎
  3. Yûsuf, 12/76. ↩︎