Dergide ara

Yazı başlıkları, yazar adları ve sayı adları içinde arar. Şapka ve büyük harf fark etmez: “adalet” yazınca “Adâlet” de bulunur.

Göz atın: Sayılar · Yazarlar · Arşiv

Azim ve Gayret Numûnesi Bir Âlim: Hâfız Mehmed Gâlib Efendi (v. 1286/1870)

40. Sayı · 2015/4

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

Hâfız Meh­med Gâlib Efendi, İs­tan­bul­lu­dur. Ha­yatı hak­kında fazla bir bil­giye ula­şa­ma­dık. Eriş­ti­ği­miz kay­nakta Hâfız Gâlib Efendi’nin son de­rece güçlü bir ha­fı­zaya sahip, azimli ve gay­retli bir âlim ol­duğu zik­re­di­lir. Onun azim ve gay­re­tiyle il­gili ola­rak şöyle bir ri­vâ­yet ak­ta­rı­lır:

Gâlib Efendi med­rese ta­le­be­siydi. Os­man­lıda med­rese ta­le­be­le­ri­nin âdeti Ra­ma­zan ayında vaaz ver­mek ve te­ra­vih kıl­dır­mak üzere de­ği­şik bel­de­lere git­mekti. Gâlib Efendi de bu gö­re­vini yap­mak üzere bir bel­deye gider. Ra­ma­zan gir­me­den önce güzel vaaz ve soh­bet­lerde bu­lu­nur. İn­san­lar ondan çok mem­nun ka­lır­lar. Ona hafız olup ol­ma­dı­ğını so­runca “hayır” der. Bunun üze­rine “Çok güzel vaaz ve­ri­yor­sun, ancak Ra­ma­zan’da bizim âde­ti­miz te­ra­vihi ha­timle kıl­mak­tır.” der­ler. Gâlib Efendi bir süre dü­şün­dük­ten sonra “Bu iş kolay” der. Ce­maat onun ha­fız­lık yap­tı­ğını dü­şü­nür ve Ra­ma­zan’da kal­ma­sını kabul eder­ler. Oysa o, bunu ha­fız­lık için büyük bir fır­sat ola­rak görür. Her gün Kur’ân-ı Kerîm’den bir cüz ez­ber­le­ye­rek ha­timle te­ra­vih kıl­dır­maya baş­lar ve hiç ta­kıl­ma­dan ez­bere her akşam bir cüz okur. Bay­ramda bel­de­nin ileri ge­len­le­rine şöyle der:

“Sa­dece bay­ra­mımı teb­rik et­me­niz yet­mez. Ay­rıca bir de ha­fız­lık ce­mi­yeti ter­tip et­me­niz ge­re­kir. Çünkü ben, Kur’ân-ı Kerîm’i sizin ya­nı­nızda ez­ber­le­dim. Meş­hur hâ­fız­la­rın beni din­le­me­sini is­ti­yo­rum.” Bunun üze­rine büyük bir ha­fız­lık ce­mi­yeti ter­tip edi­lir, ha­fız­lığı kut­la­nır ve teb­rik edi­lir.

Daha sonra Eyüplü Ab­dul­lah Efendi (ö. 1252/1837)’den kı­raat okur ve meş­hur kurrâ ara­sına girer. Gi­ritli Sü­ley­man Efendi ve Şey­hü­lis­lâm Ârif Hik­met Efendi’den icâ­zet alır. Sonra mü­der­ris ola­rak ta­lebe ye­tiş­tir­meye baş­lar. En önemli ta­le­be­leri Hâfız Ahmed Şâkir Efendi (ö. 1315/1898), Gü­mül­ci­neli Ahmed Âsım Efendi (ö. 1911) ve Tik­veşli Yusuf Efendi (ö. 1339/1920) gibi âlim­ler­dir.

1286 yı­lında (1870) Hac yo­lunda Cidde’de vefat eder.

ALMAMIZ GEREKEN DERSLER

Hâfız Meh­met Gâlib Efen­di­nin ha­ya­tında he­pi­miz için çok önemli ders­ler bu­lun­mak­ta­dır:

Bi­rin­cisi; fır­sat­ları de­ğer­len­di­rip mâ­nevi bir ka­zanca çe­vir­mek.

İkin­cisi; ya­pa­ca­ğı­mız iş­leri, ne kadar büyük olursa olsun, önce zih­ni­mizde yen­mek. Ya­pa­ca­ğı­mız bir iş gö­zü­müzde çok büyük gö­zü­kürse zaten moral ola­rak bu bizi çö­ker­tir ve so­nunda hüs­ran ve piş­man­lık biç­me­mize yol açar.

Üçün­cüsü; Allah için ihlas ve sa­mi­mi­yetle atı­lan hiç­bir adım boşa çık­maz. Bu yolda bazı zor­luk­lar olsa da mut­laka so­nunda ba­şarı ve mu­vaf­fa­ki­yet nasip olur.

Son ola­rak ise bir şeye karar ver­dik­ten sonra, o yolda gay­ret gös­te­rip Allah’a te­vek­kül edil­me­li­dir. Aynen şu âyet-i ke­rî­mede bu­yu­rul­duğu gibi:

“Bir şeye karar ver­di­ğinde Allah’a te­vek­kül et.”1

Gay­ret biz­den mu­vaf­fa­ki­yet Allah’tan­dır.

(Kay­nak: Mu­ham­med Zâhid b. el-Hasan el-Kev­serî, et-Tah­rîru’l-vecîz fîmâ yeb­te­gîhi’l-müs­te­cîz, nşr. Ab­dül­fet­tâh Ebû Gudde, s. 42-44.)

1 Âl-i İmrân, 3/159.