Dergide ara

Yazı başlıkları, yazar adları ve sayı adları içinde arar. Şapka ve büyük harf fark etmez: “adalet” yazınca “Adâlet” de bulunur.

Göz atın: Sayılar · Yazarlar · Arşiv

Son Nefesini “Ev”in Dışında Verme ya da Evinde Ölememe Sorunu

68. Sayı · 2021/4

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

Bu ya­zı­mız gü­nü­müzde ölü­mün gi­de­rek bir prob­leme dö­nüş­me­siyle il­gi­li­dir. Ya­zı­mızda prob­lem ede­ce­ği­miz temel me­se­le­ler şun­lar­dır: “Beni evime gö­tü­rün, öle­cek­sem evimde ölmek is­ti­yo­rum.” ne de­mek­tir? Gü­nü­müzde bir kişi arzu etse bile evinde ölme im­kânı var mıdır? Evde öl­mekle ev dı­şında, ya­bancı bir me­kânda ölmek ara­sında nasıl fark­lı­lık­lar var­dır?

Ölüm hiç şüp­he­siz in­san­la­rın, hangi meş­rep­ten olur­larsa ol­sun­lar, gör­mez­den ge­le­me­ye­cek­leri kadar mut­lak bir ha­ki­kate te­ka­bül et­mek­te­dir. Ölüm inkâr edi­le­mez bir ha­ki­kat­tir. Ölüm duy­gu­suyla baş etme, ki­şi­nin içinde ya­şa­dığı top­lu­mun ölüme yak­la­şımı ile ya­kın­dan il­gi­li­dir. Gün­lük ha­ya­tın meş­ga­le­leri ki­şiyi ku­şat­mış­ken bir salâ oku­nur ve bir ki­şi­nin adı zik­re­di­lir. Kim ölmüş, kaç ya­şın­day­mış, kim­ler­den­miş so­ru­ları, özel­likle Ana­dolu in­sa­nı­nın me­ra­kını celp eder. Eğer ölen kişi, ha­ya­tı­nın ba­ha­rında, genç bir kişi ise üzüntü kat be kat artar ve tu­tu­lan yas daha derin olur. Ancak ölen kişi yaşlı ve hasta, özel­likle ba­kıma muh­taç bir kişi ise “Kur­tuldu.” de­ni­lir. Ölen kişi kim olursa olsun ha­ya­tında hep eksik bir şey­ler bı­rak­mış­tır. Gü­nü­müzde ise ölüm başlı ba­şına bir prob­leme dö­nüş­müş­tür, çünkü içinde ya­şa­dı­ğı­mız mo­dern dün­yada yaş­lı­lara yer yok­tur.

Gü­nü­müzde yaş­lı­lık, üre­te­me­yen ve tü­ke­te­me­yen bir or­ga­nizma ola­rak ha­ya­tın dı­şında ko­num­lan­dı­rıl­mış­tır. Ge­çen­lerde ga­ze­tede şöyle bir ha­bere denk gel­miş­tim: İn­gil­tere’de pan­demi sü­re­cinde ba­kıma muh­taç yaş­lı­la­rın yüzde alt­mı­şı­nın öl­me­siyle dev­let şu kadar kâr elde etti. Üre­te­me­yen ve tü­ke­te­me­yen ki­şi­ler ola­rak yaş­lı­lar çok­tan ıs­kar­taya çı­ka­rıl­mış. Gü­nü­müz dün­ya­sında yaş­lı­la­rın elin­den alı­nan sa­dece top­lum­daki yer­leri değil el­bette. Gü­nü­müzde bir yaş­lı­nın “evinde ölme” hakkı da elin­den alın­mış­tır. Ölüm kay­gı­sı­nın yük­sek ol­duğu bir zaman di­li­minde yaş­lı­lar ölümle, has­tane oda­la­rında, bir baş­la­rına, “ya­ban­cısı” ol­duk­ları bir me­kânda yüz­leş­mek zo­runda kal­mak­ta­dır. Bu “ya­bancı” me­kânda ne baş­la­rında “Yâsîn” oku­yan bir ak­ra­bası var ne de on­ları son an­la­rında te­selli ede­cek­leri dost­ları. İn­san­lar ken­di­le­rini saran bir top­lum içinde ya­şı­yor­lar ama ölür­ken tek baş­la­rına ölmek zo­runda bı­ra­kı­lı­yor­lar. “Fa­lanca ağır­laş­mış hadi bir gidip zi­ya­ret ede­lim, te­selli ve­re­lim.” di­ye­cek yakın bir çev­re­den çok uzak­ta­lar. Has­tane pro­se­dür­le­ri­nin dü­zen­le­diği zi­ya­ret sa­at­leri dı­şında bir has­tayı zi­ya­ret etmek hâ­li­ha­zırda çok zor. Bu zi­ya­re­tin ka­la­ba­lık bir gu­rupla ger­çek­leş­mesi ise ne­re­deyse im­kân­sız bir durum, do­la­yı­sıyla has­ta­nede ölüm sü­re­cinde ge­le­nek­sel ola­rak ya­pı­la­ge­len dinî ya da ge­le­nek­sel tö­ren­le­rin ya­pıl­ması pek müm­kün gö­rün­mü­yor. Bunun far­kında olan bir­çok yaş­lı­nın, onunla il­gi­le­nen ya­kın­la­rın­dan son is­teği “Beni evime gö­tü­rün, evimde ölmek is­ti­yo­rum.” olu­yor. Bu istek öy­le­sine söy­len­miş, içi boş bir cümle de­ğil­dir.

Ancak bir kişi gü­nü­müzde arzu etse de evinde ölme im­kâ­nına pek ka­vu­şa­mı­yor. Ölüm dö­şe­ğinde olan ki­şi­nin ya­kın­ları ya da has­tane gö­rev­li­leri ki­şi­nin evinde ölme is­te­ğini kabul et­me­ye­bi­li­yor veya umur­sa­ma­ya­bi­li­yor. Kişi ölüm gibi insan için san­cılı bir tec­rü­beyi evi­nin dı­şında ya­bancı bir me­kânda ya­şa­ya­bi­li­yor. Bir kişi için ev me­kânı, evi­nin ik­limi, ha­vası ta­nı­dık­tır. Özel­likle yaşlı ki­şi­ler için evinde olmak çok önem­li­dir. Bir­çok yaşlı, bakım için bile evini terk edip ço­cuk­la­rı­nın ya­nına git­mek is­te­mez. Şart­ları gi­de­ceği yer­den daha kötü de olsa evinde huzur bulur. Yaşlı ki­şi­nin evi onun için bir sı­ğı­nak ve te­selli bul­duğu bir me­kân­dır. Bunun için evini terk etmek demek yaşlı kişi için, gü­ven­siz, tekin ol­ma­yan bir me­kânda olmak de­mek­tir. Ölüm gibi ha­ya­tın en önemli bir saf­ha­sını bu ta­nı­dık me­kân­dan uzakta, hiç ta­nı­dık ol­ma­yan bir mekân içinde ya­şa­mak başlı ba­şına bir olum­suz­luk­tur. Ancak mo­dern dünya ki­şiye ne­rede öle­ceği ko­nu­sunda bir ter­cih sun­mu­yor ve has­tane me­kâ­nını ki­şi­lere da­ya­tı­yor. Kişi evinde ölmek is­tese de bu pek müm­kün ol­mu­yor.

İn­san­lar, içinde ya­şa­dık­ları top­lu­mun norm­la­rını, inan­dık­ları dinin ge­rek­li­lik­le­rini biz­zat gö­re­rek, ya­şa­ya­rak öğ­re­nir­ler. Sa­hura kalk­mak, te­ra­vih na­ma­zına git­mek, bay­ram­laş­mak, se­lam­laş­mak gibi, bir ölüm ha­di­sesi du­ru­munda ne­le­rin nasıl ve ne şe­kilde ya­pı­la­cağı da bu tec­rübî öğ­ren­meye dâ­hil­dir. Eğer bu gibi norm­lar belli bir zaman di­li­minde terk edi­lir ya da önem­sen­mezse top­lum içinde ge­le­nek­sel­leş­miş tö­ren­ler, dinî ku­ral­lar bir son­raki ku­şağa ak­ta­rı­la­maz. Bu kay­gıyı ta­şı­yan ki­şi­ler ola­rak biz­ler is­te­di­ği­miz kadar bu hu­sus­larla il­gili ki­tap­lar ya­za­lım, te­le­viz­yon ya da radyo prog­ram­ları ya­pa­lım veya va­az­lar ve­re­lim, soh­bet­ler dü­zen­le­ye­lim bu gibi norm­ları ge­le­cek ku­şak­lara ak­ta­ra­ma­yız. Çünkü bu norm­lar, dinî ku­ral­lar tec­rübe edi­le­rek, biz­zat cari ha­ya­tın içinde öğ­re­ni­lir. Son za­man­larda bir sal­gın ne­ti­ce­sinde ya­şa­dı­ğı­mız cami içinde bir saf tutma düzeni/düzensizliği var. Di­ya­net İş­leri Baş­kan­lığı eski saf dü­ze­nine ge­çil­mesi yö­nünde ta­li­mat ver­me­sine rağ­men ca­miye gelen in­san­la­rın bir kısmı buna ri­a­yet eder­ken ço­ğun­luk ayrı ayrı du­ra­rak (buna saf di­ye­mi­yo­rum) na­maz­la­rını kı­lı­yor­lar. Şimdi önü­müzde, Allah nasip ederse, te­ra­vih na­mazı var. Bu na­maz­lar iki yıl­dan beri ma­a­le­sef kı­lın­mı­yor ve önü­müz­deki te­ra­vih na­maz­la­rına in­san­la­rın te­vec­cü­hü­nün es­kisi gibi ol­ma­ya­ca­ğını şim­di­den ön­gö­re­bi­li­riz. İşte bu tür iba­det­ler ve dinî tö­ren­ler gibi bir ki­şi­nin evde öl­mesi ve bu ölüme ak­ra­ba­la­rın, kom­şu­la­rın şa­hit­lik et­mesi çok önemli bir top­lum­sal olay­dır. Bir ki­şi­nin yaş­lı­lı­ğına, ölüm anına şa­hit­lik et­me­miş ve bu or­tamı tec­rübe et­meye im­kânı ol­ma­mış bir ki­şi­den ölüm­den na­si­hat al­ma­sını nasıl bek­le­riz? Bu kişi bir ya­kını öl­dü­ğünde ne yap­ması ge­rek­ti­ğini bi­le­bi­lir mi ya da ken­di­si­nin de bir gün öle­ce­ğini dü­şü­nür mü? Evet, ölüm kişi için en büyük na­si­hat­tir ama ölü­mün ne demek ol­du­ğunu gö­rürse, bu sü­reci biz­zat tec­rübe ederse böy­le­dir. Hiç ce­naze yı­ka­nır­ken gör­me­miş, ce­naze için ısı­nan suya odun ta­şı­ma­mış, ce­naze na­mazı kı­lı­nır­ken uzak­tan kı­lı­nı­şını sey­ret­miş, ağ­la­yan­larla bir­likte ağ­la­ma­mış, me­zar­lığa gidip ölü­nün üze­rine bir kürek top­rak at­ma­mış bir ki­şi­den nasıl ölümle il­gili na­si­hat al­ma­sını bek­le­ye­bi­li­riz? Bu sü­reci ki­tap­lar­dan, va­az­lar­dan nasıl an­la­tı­rız?

Bugün biz Müs­lü­man­la­rın üze­rine düşen en büyük görev bunu tek­rar top­lum içinde ta­hak­kuk et­ti­re­cek ku­rum­sal ya­pı­ları oluş­tur­mak­tır. Top­lum bir kez bir şeyi unut­tu­ğunda onu ayağa kal­dır­mak çok zor ve ma­li­yetli ola­cak­tır. Yoksa evi­miz­den uzak, bize ya­bancı, soğuk has­tane kö­şe­le­rinde ölmeye/ölememeye devam ede­riz. Bir paket gibi her şe­yiyle hazır ge­ti­ri­lip top­rakla bu­lu­şu­ruz.


* Dr. Öğr. Üyesi Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi.


Has­ta­ları, yaş­lı­ları, da­rü­la­ceze gibi ku­rum­ları zi­ya­ret etmek de na­si­hat için birer ve­sile ola­maz mı? “Ka­bir­leri zi­ya­ret edi­niz. Çünkü ka­bir­leri zi­ya­ret, size ahi­reti ha­tır­la­tır.” hadis-i şe­rifi kabir zi­ya­ret­le­ri­nin de bu an­lamda te­siri ola­ca­ğını gös­ter­mez mi?