Dergide ara

Yazı başlıkları, yazar adları ve sayı adları içinde arar. Şapka ve büyük harf fark etmez: “adalet” yazınca “Adâlet” de bulunur.

Göz atın: Sayılar · Yazarlar · Arşiv

Kalplerin Ölümü ve Hayatı

17. Sayı · 2010/1

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

  1. Sayıdan devam…

Kalp müs­bet ola­rak iman­dan, salih amel­ler­den bes­le­nir ve hayat bulur.

Ahir zaman ne­bisi Mu­ham­med (s.a.v) Efen­di­mize ve O’na gön­de­ri­len İslam di­nine iman, kalp ha­ya­tı­nın de­vamı için, ilk ve temel şart­tır. Bu şart ol­mazsa ol­maz­lar­dan­dır. Onun için Müs­lü­man­la­rın, İslam di­nini güzel ola­rak öğ­ren­me­leri, aka­it­le­rini, hi­da­yet fır­kası olan Ehli Sün­net vel Ce­maat ön­der­le­ri­nin gö­rüş­leri is­ti­ka­me­tinde tas­hih edip dü­zelt­me­leri la­zım­dır. “Ey iman eden­ler, Allah’a, Ra­sû­lüne, Ra­sû­lüne in­dir­diği ki­taba ve daha önce in­dir­miş bu­lun­duğu ki­taba ina­nın. Kim Allah’ı, me­lek­le­rini, ki­tap­la­rını, Ra­sûl­le­rini ve ahi­ret gü­nünü inkar ederse o, uzak bir sa­pık­lığa düş­müş­tür.1 Bu Ayet-i Ke­ri­mede, iman eden mü­min­le­rin, Allah’a, pey­gam­be­rine, Kuran’a, Kuran’dan önce inen ki­taba, Me­lek­lere ve ahi­ret gü­nüne ye­ni­den inan­ma­ları, iman­la­rını ye­ni­den göz­den ge­çir­me­leri, ek­sik­leri varsa ta­mam­la­ma­ları, yan­lış­ları varsa tas­hih edip dü­zelt­me­leri ve böyle bir imana devam et­me­leri, hem de, (ye­ni­den) iman et­me­leri tar­zında is­ten­mek­te­dir.

İkinci ola­rak, bu fır­ka­nın müç­te­hit­le­ri­nin izah­ları doğ­rul­tu­sunda şer’i ahkam ile amel edip, bi­dat­ler(İslam di­nine son­ra­dan ek­le­nen ve çı­ka­rı­lan)dan uzak dur­ma­ları, üçüncü ola­rak da, fır­kayı Na­ciye, Ehli sün­net yolu Ta­ri­kat-ı Aliye üzere, tas­fiye ve tez­kiye-i nefis(ne­fis­le­rini Hak yo­lunda arın­dı­rıp du­ru­la­ma­ları) ge­rek­mek­te­dir. İmam Rab­bani’nin ifa­de­siyle bu üçüncü olan şart asl’a ait bir şart ol­ma­yıp ke­ma­lata ait bir şart­tır. Bu üç te­mele ay­kırı olan amel zor ri­ya­zet­ler ve şid­detli mü­ca­he­de­ler cin­sin­den olsa da, bun­lar Allah Teala’ya karşı iş­len­miş isyan, az­gın­lık ve tuğ­yan­dan başka bir şey de­ğil­dir.2 Bun­ları iş­le­yen­ler, Allah Teala’ya yak­laş­tık­ları zan­nında ol­sa­lar da, bu amel­leri ile ancak Allah Teala’dan uzak­la­şır­lar.

Ölü olan gö­nül­le­rin di­ril­mesi, diri olan­la­rın iman ha­yat­la­rı­nın de­vamı için, yu­ka­rıda sa­yı­lan hu­sus­lara ek ola­rak, aşa­ğıda sa­yı­lan hu­sus­la­rın bi­lin­mesi ve ye­rine ge­ti­ril­mesi ay­rıca önem arz et­mek­te­dir.

Ra­sû­lul­lah (s.a.v); “Sizin içi­nizde iman, el­bi­se­nin es­ki­diği gibi eskir. Allah’tan is­te­yin ki, sizin kal­bi­niz­deki ima­nı­nızı ta­ze­le­sin.”3 Yine Ra­sû­lul­lah (s.a.v); bir başka zaman “ima­nı­nızı ta­ze­le­yin de­yince, orada bu­lu­nan­lar Ey Al­la­hın Ra­sûlu ima­nı­mızı nasıl ta­ze­le­ye­lim de­dik­le­rinde. O da, La­i­lahe il­lal­lah sö­zünü çokça tek­rar ede­rek.”4 diye cevap verdi.

Ta­be­rani Ebu Ümame’den nak­let­ti­ğine göre Ra­sû­lul­lah’ın, Lok­man’ın oğ­luna şöyle na­si­hat et­ti­ğini haber ver­miş­tir: “Yav­ru­cu­ğum! Âlim­lerle otur kalk. Hü­ke­ma­nın sö­zünü dinle. Çünkü Allah Teala, ölü ara­ziyi sa­ğa­nak yağ­murla di­rilt­tiği gibi, ölü olan kalbi de hik­met nuru ile di­ril­tir.” 5

Ra­sû­lul­lah (s.a.v) Efen­di­miz “Az yi­ye­rek, az gü­le­rek kal­bi­nizi di­ril­tin ve açlık ile onu saf­laş­tı­rıp in­cel­tin”6

Ebu Hu­reyre’nin nak­let­ti­ğine göre; ada­mın biri, Ra­sû­lul­lah (s.a.v) Efen­di­miz’e kal­bi­nin ka­sa­ve­tin­den şi­ka­yette bu­lundu. O da, kal­bi­nin yu­mu­şa­ması seni se­vin­di­re­cekse, ye­ti­min ba­şını okşa ve ça­re­siz­leri doyur” diye, bu­yurdu.

Top­ra­ğın ba­harı yağ­mur ol­duğu gibi, kalp­le­rin ba­harı da Kur’an-ı Kerim’dir.7 Kalp­ler için, te­fek­kür ve huşu ile oku­nan Kur’an’dan ve Allah Teala’yı zi­kir­den daha fay­dalı bir şey yok­tur.

İb­ra­him Havas kal­bin ila­cı­nın te­fek­kür ile oku­nan Kur’an-ı Kerim, boş mide, ge­ce­leri kâim olmak, seher za­ma­nında ya­ka­rış, sa­lih­lerle bir­likte olmak ola­rak beş şey ol­du­ğunu bil­dir­mek­te­dir..8

Ye­mek­le­rin pe­şine uyu­mak ta kal­bin ka­tı­laş­ma­sına neden ol­mak­ta­dır.“Ye­mek­le­ri­nizi zikir ve na­mazla eri­ti­niz. Ye­mek­le­rin pe­şine uyu­ma­yı­nız sonra kalp­le­ri­niz ka­tı­la­şır”9. Tok kar­nına uyu­mak kalp­le­rin ka­tı­laş­ma­sına vur­dum­duy­maz hale gel­me­sine, söz ve na­si­ha­tin tesir et­me­me­sine sebep olur. Yemek yen­dik­ten sonra zikir ve na­mazla eri­ti­lirse hem o ye­me­ğin şükrü eda edil­miş hem de kal­bin ka­sa­veti ön­len­miş olur. Bunun da en azı, her ye­me­ğin pe­şine dört rekât namaz kıl­mak veya yüz tes­bih çek­mek­tir. Süf­yanı Sevri, akşam ye­di­ğinde sa­baha kadar, sabah ye­di­ğinde haz­me­din­ceye kadar zikir yapar namaz kı­lardı.10

Kalp menfi ola­rak yan­lış inanç­tan, büyük ve küçük gü­nah­lar­dan ve gü­naha gö­tü­ren şeh­vet­ten, kötü ah­lak­lar­dan bes­le­ne­rek zarar görür ve has­ta­la­nır. İnsan be­deni has­ta­lan­dı­ğında te­davi edi­lirse nasıl kur­tu­lur, te­davi edil­mese nasıl ölürse, kalp de iman nok­ta­sın­dan aynen böy­le­dir. Bun­lar te­davi edi­lir­lerse kur­tu­lur­lar Te­davi edil­mez­lerse za­manla ölür­ler. Böyle kalp­ler önce isyan ile ita­ati, daha sonra iman ile küfrü bir­bi­rine ka­rış­tı­ra­rak bu ikisi ara­sında mü­te­ma­di­yen bo­ca­la­yıp du­rur­lar.

Gü­na­hın âşi­kâra olanı yani, her­kes ta­ra­fın­dan gö­rü­leni terk edil­diği gibi, gizli olanı yani, baş­ka­ları ta­ra­fın­dan gö­rü­lüp bi­lin­me­yen ancak Allah Teala ve ki­şi­nin ken­disi ta­ra­fın­dan bi­li­nen ve kalpte sev­gisi bu­lu­nan bu gizli gü­nah­la­rın da terk edil­mesi ge­re­kir. “Gü­na­hın âşi­kâra ola­nını da gizli ola­nını da bı­ra­kın.”11 Bu­rada in­sa­nın iki şeyi terk et­mesi is­ten­mek­te­dir Bi­risi gözle gö­rü­le­bi­len mü­şa­hede, edi­le­bi­len açık gü­nah­lar, di­ğeri de gözle gö­rül­me­yen ama kalpte ahlak ve niyet ola­rak bu­lu­nan­lar­dır. Bu Ayet-i Ke­ri­me­nin iza­hında; zahir gü­nah­lar, or­gan­larla iş­le­nen ve on­la­rın fiili olan gü­nah­la­rı­dır. Batın gü­nah­lar, kal­bin fi­il­leri ve ni­yet­leri olan kötü ah­lak­la­rın ta­mamı ki; bun­la­rın ba­şında, -Kibir (hakkı kabul et­meme), Haset (baş­ka­sı­nın elin­deki ni­meti çe­ke­meme), ucup (sahip ol­duk­ları ile ken­dini üstün görme) ve Müs­lü­man­lara karşı kötü niyet ta­şıma- gibi olan gü­nah­lar­dır. Gizli gü­nah­la­rın içe­ri­sine yan­lış iti­kat­lar, imanî ve amelî bi­dat­ler da­hil­dir.

Başı şeh­vet, ne­ti­cesi kas­vet olan günah önce ves­vese ola­rak in­sa­nın ak­lına gelir . Bu ves­vese, en­gel­len­mezse te­fek­kür ha­line dö­nü­şür. O da dü­zel­til­mezse -azi­met- ka­rar­lı­lık ha­lini alır. O da te­lafi edil­mezse dine zıt ola­rak ya­şan­maya baş­la­nır. Bu şekil bir ya­şantı terk edil­mez devam edi­lirse, önce kas­vete, daha sonra reyn ve tab’a dö­nü­şür.12

Günah kalbe si­ra­yet eder ve kalpte has­ta­lık baş gös­te­rir. “On­la­rın kalp­le­rinde has­ta­lık var­dır. Allah da on­la­rın has­ta­lı­ğını ar­tır­mış­tır.”13 Bu Ayet-i Ke­ri­me­nin iza­hında, kal­bin hal­leri sı­ra­lan­mış, bun­lar­dan bi­rin­cisi ‘reyn’dir. Kal­bin gü­nahla küf­len­mesi ve pas­lan­ma­sı­dır ve ha­fi­fi­dir. Ra­sû­lul­lah (s.a.v): “Mü’min bir günah iş­le­yince o kal­bine siyah bir nokta ola­rak düşer. Ken­dini kı­na­ya­rak gü­nahı terk edip tevbe ederse, gü­nahı si­li­nir ve kalbi par­lar. Eğer gü­nah­lara devam ederse, si­yah­lık kal­bin ta­ma­mını kap­lar. İşte bu –reyn- pas­tır ki, Ce­nabı Hak onun hak­kında –Hayır on­la­rın ka­zan­dık­ları (se­be­biyle) kalp­le­rini pas bağ­la­mış­tır.” 14 diye bu­yur­muş­tur. Gü­nah­lar terk edil­mez devam edi­lirse, kalbi bir kat daha si­yah­lık sarar ki buna da, -Tabı- denir. Bu bir ev­velki ‘reyn’ den daha ağır ola­nı­dır. Bu nok­tada da gü­nah­lar­dan dö­nül­mez, ıs­rarla iş­len­meye devam edi­lirse, kalbe -Kufül- gelir. Bu ‘Tabı’dan daha şid­detli, kal­bin ki­lit­len­me­si­dir. Kalp ki­lit­le­nince iman kalbe gir­meye yol bu­la­maz ki gir­sin. Küfür de yol bu­la­maz ki çık­sın.15 Daha önce ameli olan günah, inan­cına si­ra­yet etmiş, kişi ya­şa­dığı gibi inan­maya baş­la­mış­tır. Çünkü her gü­nahta küfre giden bir yol var­dır.

Unu­ta­rak veya seh­ven iş­le­ni­len gü­nah­lar bun­dan sonra, şu­urlu ola­rak, kas­den iş­len­meye baş­la­nır. Çünkü insan ke­li­me­si­nin ma­nası, önce ge­çeni unu­tan, sonra olana ün­si­yet eden, alı­şan, uyum sağ­la­yan, de­mek­tir. Bu ün­si­yet ve alış­kan­lık­tan do­layı iş­le­ni­len gü­nah­lar, kalpte kök­le­şe­rek in­sanda huy ha­line gel­me­sine, so­nunda kal­bin Allah Teala’dan yüz çe­vir­me­sine sebep olur.

“Üç şey kalbe ka­sa­vet (ka­tı­lık) getirir.Yemeği sev­mek (Obur­luk). Uy­kuyu sev­mek ve Ra­hatı sev­mek.”16 Mide aç ka­lınca bütün or­gan­lar doyar. Mide do­lunca bütün or­gan­lar açlık ile uya­rı­lır. İn­san­daki ilmi te­fek­kür se­vi­yesi düşer, zi­hin­sel kav­ra­yış aza­lır, huşu kay­bo­lur, iba­det­le­rin ha­la­veti, tadı tuzu kal­maz.

Faz­laca gül­mek. Re­sû­lul­lah (s.a.v) “vera sa­hibi (helal ve ha­rama dik­kat eden) ol ki: in­san­la­rın en fazla iba­det edeni ola­sın. Ka­na­atli ol (olana razı ol) ki, in­san­la­rın en fazla şük­re­deni ola­sın. Ken­din için sev­di­ğini in­san­lar için de sev ki, mümin ola­sın. Kom­şuna iyi­lik yap ki, Müs­lü­man ola­sın. Gül­meyi azalt, zira fazla gül­mek kalbi öl­dü­rür”17

İb­ra­him ibni Ethem’e Basra ehli, Allah Teala“Dua edin du­a­nıza ica­bet ede­yim (kar­şı­lık ve­re­yim)” diye bu­yur­duğu halde, biz dua edi­yo­ruz ama du­a­mız neden kabul edil­mi­yor? diye sor­duk­la­rında, on­lara: “Çünkü sizin kalp­le­ri­niz sekiz se­bep­ten do­layı öl­müş­tür. Neden öl­düğü so­ru­lunca da on­lara, Allah’ın hak­kını bil­di­niz ve onu ye­rine ge­tir­me­di­niz. Ku­ranı oku­du­nuz ama onun ku­ral­la­rına uy­ma­dı­nız. Ra­sû­lul­lah’ı se­vi­yo­ruz de­di­niz, sün­ne­tiyle amel et­me­di­niz. Ölüm­den kork­tu­ğu­nuzu söy­lü­yor­su­nuz fakat ona ha­zır­lan­mı­yor­su­nuz. Allah Teala “Şey­tan aley­hil­lane düş­ma­nı­nız­dır, siz de onu düş­man edi­ni­niz.”bu­yur­duğu halde siz Allah’a is­yanda şey­tanla el ele ver­di­niz. Ateş­ten kor­ku­yo­ruz di­yor­su­nuz, be­den­le­ri­nizi ateşe çe­ki­yor­su­nuz. Cen­neti sev­di­ği­nizi söy­lü­yor­su­nuz, ama ora için amel et­mi­yor­su­nuz. Ya­ta­ğı­nız­dan kalk­tı­ğı­nızda, kendi ayıp­la­rı­nızı ar­ka­nıza atı­yor, on­ları gör­mü­yor, in­san­la­rın ayıp­la­rını önü­nüze se­ri­yor on­ları gö­rü­yor­su­nuz. Rab­bi­nizi gü­cen­dir­di­niz. O sizin du­a­nızı nasıl kabul eder.” diye söy­le­miş­tir.18

“Kim zen­gin in­san­larla dost­lu­ğunu, fa­kir­lerle be­ra­ber bu­lun­maya ter­cih ederse, Allah onu kalp ölü­müne müp­tela eder.”19

Yu­ka­rıda kalbe ka­sa­vet(vur­dum­duy­maz­lık)veren ve kal­bin ölü­müne sebep olan me­se­le­lere dik­katle ba­kı­lınca gö­rü­le­cek­tir ki; bu hu­sus­larla in­san­daki dini de­rin­lik ve has­sa­si­yet yok ol­mada, din ba­kı­mın­dan sığ bir an­la­yış ve ya­şa­yış, za­manla dinde tam bir yoz­laş­maya dini du­yar­lı­lı­ğın si­li­nip git­me­sine, sebep ol­mak­ta­dır.

Ki­şi­nin ken­dini takip et­mesi, inan­cını göz­le­yip daima dinin te­ra­zisi ile öl­çe­rek kont­rol al­tında tut­ma­sın­dan başka ça­resi yok­tur.

Ve ahiru da’vana enil hamdü lil­lahi Rab­bil ale­min.

  1. Nisa, 4/136 ↩︎
  2. Mektubat: İmam Rabbani,187 ↩︎
  3. Ramuze’l-Ehadis; 96 ↩︎
  4. Ramuze’l-Ehadis; 270 ↩︎
  5. Dürrül Mensur, 2.69 ↩︎
  6. İhya:2,284 ↩︎
  7. İhya:1,294 ↩︎
  8. Risale-i Kuşeyri:411 ↩︎
  9. Ramuze’l-Ehadis.67. ↩︎
  10. Levamiu’l-Ukul, C.1. S,444. Ahmed Z. Gümüşhanevi. ↩︎
  11. Enam, 120 ↩︎
  12. Kuşeyri, 7.388 ↩︎
  13. Bakara, 2/10 ↩︎
  14. İbni Kesir.c,1. S,46 ↩︎
  15. A.g.e. C,1. S,45 ↩︎
  16. Ramuze’l-Ehadis, 264. ↩︎
  17. Kuşeyri, 1.51 ↩︎
  18. İhya.2,241 ↩︎
  19. Kuşeyri. 1.29 ↩︎