Sanal Gıybet Gerçek Günah

61. Sayı · 2020/1

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

Gıy­bet, Müs­lü­man­la­rın tarih bo­yunca en çok iş­le­diği gü­nah­lar­dan ol­muş­tur. Kur’ân-ı Kerîm’deki en ağır ifa­de­ler­den biri, gıy­bet için kul­la­nıl­mış­tır. Pey­gam­ber Efen­di­miz’in en çok uyar­dığı ve ikaz et­tiği, içe­ri­ğini net bir şe­kilde ifade et­tiği ha­ta­la­rın ba­şında gıy­bet gel­miş­tir. Fakat tüm bun­lara rağ­men Müs­lü­man­lar bu gü­na­hın çekim ala­nın­dan ken­di­le­rini bir türlü kur­ta­ra­ma­mış­lar­dır.

Te­le­viz­yo­nun ica­dına kadar de­di­kodu, fı­sıltı ga­ze­tesi de­di­ği­miz cins­ten, ku­lak­tan ku­lağa ya­yı­lan, iki veya üç ki­şi­lik çapta olan gıy­bet lokal tarzda be­lirli ki­şi­lerle sı­nırlı bir gü­nahtı. Ama te­le­viz­yo­nun ica­dıyla gıy­bet bir mes­lek ha­line geldi. Kimin, ki­minle, ne­rede, ne yap­tığı, ne ye­diği, ne giy­diği, ne de­diği gibi ana ko­nusu gıy­bet olan özel prog­ram­lar ya­pıldı. Te­le­viz­yonu olan her ev bu gıy­bet et­kin­li­ğine ka­tıldı ve dar alanda ya­pı­lan gıy­be­tin etki gücü artık ev, okul, iş gibi sos­yal ha­ya­tın ol­duğu her alana sıç­radı.

Bun­dan daha be­teri olmaz her­halde diye dü­şü­nü­yor­duk ki cep te­le­fonu ve in­ter­ne­tin bütün in­san­lığı etki al­tına al­ma­sıyla gıy­bet çok farklı bir boyut ka­zandı. Sa­dece sözle iş­le­nen bir günah ol­mak­tan çıkıp yazı ve resim şek­line de bü­ründü. Kadın-erkek ay­rımı ol­ma­dan hatta yaş farkı bile bu­lun­ma­dan her­kesi ku­şa­tan, saran, yiyip bi­ti­ren bir günah olup çıktı.

Gıy­be­tin bu form de­ğiş­tir­miş hali çok daha teh­li­keli ve çok daha sinsi bir şe­kilde ken­dini gös­ter­mek­te­dir. Çünkü in­san­lar­daki gıy­bet man­tığı farklı ça­lı­şı­yordu. Nor­malde baş­ka­sı­nın ar­ka­sın­dan ko­nuş­ma­yan, din kar­de­şi­nin hoş­lan­ma­ya­cağı şe­kilde ondan bah­set­me­yen, kaş göz ha­re­keti yap­ma­yan ki­şi­le­rin, sos­yal med­yada in­san­la­rın re­sim­leri üze­rinde çe­şitli oy­na­ma­lar ya­pa­rak on­larla alay etmek, emoji de­ni­len kaş göz ha­re­keti yap­mak, ki­şi­le­rin zor ve utan­dı­rıcı an­ları ile il­gili fo­toğ­raf ve video pay­laş­mak, kor­ku­tucu ve te­laş­lan­dı­rıcı mail ve me­saj­lar yol­la­mak, sahte isim ve pro­fil­ler kul­la­na­rak in­san­lara ha­ka­ret etmek, onur ve hay­si­yet kı­rıcı, in­ci­tici yalan yan­lış şey­ler yaz­mak gibi gıy­be­tin ala­nına giren şey­leri çok rahat yap­makta ol­du­ğunu gö­rü­yo­ruz. El­le­rin ve par­mak­la­rın da ko­nuş­tu­ğunu, gıy­bet ve if­ti­raya bu­laş­tı­ğını Rab­bi­miz bize şu aye­tiyle ha­tır­lat­mak­ta­dır: “O gün biz on­la­rın ağız­la­rını mü­hür­le­riz. El­leri bize ko­nu­şur, ayak­ları da ka­zan­dık­la­rına şa­hit­lik eder.”1 Tek­no­loji ça­ğında ya­şa­yan ve günde or­ta­lama (We Are So­cial 2018) 7 sa­a­tini in­ter­nette ge­çi­ren in­san­lar için ahi­rette klavye dö­kümü ya­pı­la­cak­tır. İn­san­larla çok fazla gö­rüş­me­ye­bi­li­riz, nü­fusu çok az bir yerde ya­şı­yor ola­bi­li­riz ancak in­ter­net ara­cı­lı­ğıyla mil­yon­larca in­sana ula­şıl­mak­ta­dır. El­le­rin ve par­mak­la­rın ko­nuş­ma­la­rın­dan hangi si­te­lere kaç kere gi­ril­diği, hangi sos­yal medya plat­for­munda ne­le­rin ya­zıl­dığı, hangi hayır ve şer­le­rin iş­len­diği, kimin hak­kında ne­le­rin ifade edil­diği ba­şı­mıza bela ola­bi­lir. Zer­re­le­rin bile he­sa­bını ve­re­ce­ği­miz bir günde sanal âlemde ya­şa­dık­la­rı­mız bunun dı­şında ka­la­bi­lir mi?

  1. Yâsîn, 36/65. ↩︎