Hak Yolunda Mücadele ve Hased

33. Sayı · 2014/1

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

Rah­man ve Rahim Allah’ın adıyla

Hamd ü se­nâ­la­rı­mız âlem­le­rin Rabbi olan Allah’a, salât ve se­lam­la­rı­mız âlem­lere rah­met ola­rak gön­de­ri­len Rasûl-i Ekrem Efen­di­miz’e, âline, as­ha­bına, tâ­bi­îne, tebe-i tâ­bi­îne ve kı­ya­met sa­ba­hına kadar em­re­dil­diği şe­kilde ya­şa­ya­rak İlâhî hu­zura çı­ka­bi­le­cek olan­la­rın üze­rine olsun.

Allah Teâlâ Haz­ret­le­rine son­suz hamd ü se­na­lar olsun ki, in­san­lığı en güzel sûret üzere ya­rat­mış, ona bir yan­dan en güzel şe­kilde ya­şa­ma­nın yol­la­rını bil­dir­miş diğer yan­dan da şah­si­ye­tine zarar ve­re­cek olan kötü ah­lak­ları haber ver­miş­tir.

Cenab-ı Allah Felek Sû­resi’nde:

“Ve hased et­tiği zaman hased ede­nin şer­rin­den (Allah’a) sı­ğı­nı­rım.” bu­yu­ra­rak ha­se­din kötü ah­lâk­la­rın en bü­yük­le­rin­den bi­risi ve in­san­la­rın al­dan­ma­sında belki de en te­sirli olanı ol­du­ğunu biz­lere bil­dir­miş­tir.

Allah Zül­ce­lâl Haz­ret­leri in­san­la­rın bu kötü ah­lak­tan be­şerî güç­le­riyle kur­tu­la­ma­ya­ca­ğını bil­diği için ayet-i ke­rime de biz­lere “Hased eden ki­şi­nin, hased et­tiği andan sana sı­ğı­nı­rım, sen­den yar­dım talep ede­rim.” du­a­sını öğ­ret­miş­tir.

“Hasûd” in­san­lar; hased et­tik­leri anda, el­le­rin­den gelen kö­tü­lük­leri yap­mak için sahip ol­duk­ları bütün im­kân­ları kul­la­nır­lar. Bu in­san­lar, maddî sa­hada is­te­dik­leri za­rarı ve­re­me­dik­leri tak­dirde kalp­le­rinde sak­la­dık­ları has­ta­lık­la­rı­nın ne­ti­cesi göz­le­rin­den dı­şa­rıya yan­sı­yan ha­set­lik ate­şiyle mu­ha­tap­la­rına daha da za­rarlı te­sir­lerde bu­lu­nur­lar.

Hased akla gelen is­yan­lar­dan belki de il­ki­dir.

Şey­tanı, bu­lun­duğu ma­kam­dan aşağı dü­şü­rüp şey­tan­laş­tı­ran şey de ha­sedi ol­muş­tur.

Me­lek­ler Hz. Âdem (a.s.)’e secde eder­ken, şey­tan, ha­set­li­ği­nin icabı Hz. Âdem’e secde et­mek­ten ka­çın­mış­tır.

Dünya ha­ya­tında da ilk isyan ha­set­ten mey­dana gel­miş­tir. Hz. Âdem’in ev­lat­la­rın­dan Kabil, kar­deşi Habil’i ha­set­li­ğin­den do­layı öl­dü­re­rek kı­ya­met sa­ba­hına kadar bütün ka­til­le­rin ce­zası kadar ce­zaya ken­dini müs­ta­hak kıl­mış­tır.

Hased, in­sanı öyle bir se­vi­yeye ge­ti­rir ki, eğer insan had­dini bil­mez ve Rab­bin­den afv di­le­mezse Rabbü’l iz­zete karşı ha­set­lik yap­maya ve âciz bir mah­lûk ol­du­ğunu dü­şün­me­den ken­di­sini Fi­ra­vun­lar, Nem­rut­lar ve ben­zer­leri gibi tanrı mer­te­be­sine koy­mak için mü­ca­dele et­meye baş­lar.

Dünya ha­ya­tına bak­tı­ğı­mızda; mü­ca­de­le­le­rin, kav­ga­la­rın ve da­va­la­rın temel esa­sı­nın pek ço­ğu­nun te­me­linde ha­se­din ol­du­ğunu gö­rü­rüz.

İnsan kendi makam ve mev­ki­ini ne kadar üstün gö­rürse o de­rece ha­set­lik yapar. Bu du­rum­daki kişi ha­set­li­ğin­den do­layı kar­şı­sın­daki ki­şiye elin­den gelen za­rarı ve­rici mu­a­me­latta bu­lun­mak­tan ve zarar ve­rici söz­leri ko­nuş­mak­tan çe­kin­mez. Ha­setçi insan ken­di­sin­den daha güzel mu­a­me­lede bu­lu­nan­la­rın iyi­lik­le­rini ka­ra­la­mak için ten­kit, tah­rik ve tah­kir­den de geri dur­maz.

Ha­set­liği öğ­ren­mek için ta­rihi, fikir sa­ha­nızda bir film şe­ridi gibi ge­çi­rin.

Ba­kı­nız; Hz. Yusuf’un ku­yuya atılma se­bebi ha­set­lik değil midir?

Yer­yü­zünde Allah’ın koy­duğu öl­çü­lere göre en güzel şe­kilde ya­şama gay­re­tinde olan in­san­lara karşı ta­kı­nı­lan ta­vır­la­rın temel se­bep­leri ha­set­lik değil midir?

Dünya üze­rin­deki ser­vet­ler, ni­met­ler, ma­kam­lar ve mev­ki­ler için ya­pı­lan kavga, dövüş ve mü­ca­de­le­le­rin se­bebi ha­set­lik değil midir?

Bun­la­rın içe­ri­sinde in­san­lar ta­ra­fın­dan en çok ar­zu­la­nan ve se­vi­len makam ve mevki için makam sa­hip­le­ri­nin bir­bi­rine karşı olan ha­set­lik­leri ta­rih­çi­ler ta­ra­fın­dan ya­zıl­makla bit­me­ye­cek kadar çok değil midir?

Dün­ya­nın ya­ra­tıl­dı­ğın­dan bu yana ha­set­lik se­bebi ile ba­ba­sını, kar­de­şini, ço­cu­ğunu, ha­nı­mını, dost­la­rını ve hatta ev­lat­la­rını öl­dü­ren­ler yok mudur?

Rasûl-i Ekrem (s.a.v) Efen­di­miz:

“Hased sa­hibi in­san­lar, efendi/idareci ola­maz­lar.” bu­yur­mak­ta­dır.

Çünkü onlar hased et­tik­le­rini elde et­me­nin azim ve gay­reti içe­ri­sinde ya­şar­lar.

Şunu da bi­le­lim ki ha­set­li­ğinde ısrar eden insan; ha­set­liği devam et­tiği müd­det şey­ta­nın Rab­bin­den uzak­laş­tığı gibi Rab­bin­den ve in­san­lık­tan uzak­la­şır durur ama hased et­tiği kim­sede bir nok­san­laşma mey­dana gel­mez. Şey­tan, Hz. Âdem (a.s)’i kıs­ka­nıp ona secde et­me­diği için Hz. Âdem bir za­rara uğ­ra­mış mıdır?

Hased hak­kında ki­tap­la­rı­mızda bir­çok misal var­dır, gelin on­lar­dan bi­rini ha­tır­la­ya­lım:

Hased sa­hibi bir insan eline bir taş alıp, kıs­kan­dığı ki­şi­nin ba­şına atar. Taş geri döner ve hased sa­hi­bi­nin ba­şına vurur, ba­şını yarar. Bun­dan do­layı ha­set­liği artar ve bir taş daha atar taş yine geri döner ve gö­zü­nün çık­ma­sına sebep olur. Hır­sın­dan do­layı bir taş daha atar o da geri dönüp diğer gö­zü­nün kör ol­ma­sına sebep olur.


Bi­li­yo­ruz ki;

Dün­yayı kana bo­ya­yan ha­set­tir,

Kar­deş­lik bağ­la­rını kesen ha­set­tir,

İn­sa­nın dünya ve ahi­re­tini harap eden ha­set­tir.

Ha­set­lik yapan ki­şi­le­rin diğer bir has­ta­lık­ları da ha­set­lik­le­rini daima bazı ba­ha­ne­lerle ge­çiş­tir­mek is­te­me­le­ri­dir. Bu gibi kim­se­ler ha­tayı asla ken­di­le­rinde gör­mek is­te­mez­ler.

Yine şey­tan­dan misal ve­re­bi­li­riz. Şey­tan is­ya­nın se­be­bini “Allah beni ateş­ten ya­rattı, Âdem’i ise top­rak­tan ya­rattı. Do­la­yı­sıyla ben Âdem’den daha fa­zi­letli ve kıy­met­li­yim.” şek­linde ifade et­miş­tir.

Tarih bo­yunca ol­duğu gibi gü­nü­müz dün­ya­sın­daki kav­ga­la­rın, ten­kit­le­rin ve öv­gü­le­rin temel se­bep­le­ri­nin ba­şında da ha­se­din gel­di­ğini gör­mek­te­yiz.

Eğer hak yolda mü­ca­dele ver­dik­le­rini iddia eden­le­rin kalp­le­rinde ha­set­lik ol­ma­saydı, bu kim­se­ler sa­mimi bir şe­kilde in­san­lı­ğın der­diyle dert­len­meyi dü­şün­sey­di­ler; bir araya gel­dik­leri vakit “Biz bu in­san­lığa nasıl fay­dalı olu­ruz, han­gi­miz daha fay­dalı olur.” diye fikir te­a­ti­sinde bu­lu­nur­lardı. Ama gö­rü­nen şek­liyle böyle bir dü­şünce or­tada yok­tur.

Evet, yu­ka­rıda da ifade et­ti­ği­miz üzere ilk iş­le­nen is­ya­nın se­bebi ha­set­lik­tir. Allah Teâlâ Haz­ret­leri de ha­set­lik­ten ko­ru­na­bil­me­miz için biz­lere Ken­di­sine sı­ğın­ma­mızı em­ret­mek­te­dir. Bu se­beple biz­ler her hu­susta ol­duğu gibi ha­set­lik­ten ko­run­mak için de Allah Teâlâ Haz­ret­le­rine yal­var­ma­lı­yız.

Yer­yü­zün­deki in­san­la­rın hiç­bir de­lile da­yan­ma­dan bir­bir­le­rini in­saf­sızca ten­kit­leri, ken­di­le­rini bir­bir­le­rin­den üstün gör­me­leri de ha­set­liğe bağ­lı­dır.

Rasul-i Ekrem Efen­di­miz (s.a.v) bir hadis-i şe­rif­le­rinde:

“Hased, iyi­lik­le­ri­nizi ate­şin kuru ça­lı­ları yakıp yok et­tiği gibi yakıp yok eder.” bu­yur­muş­tur.

Böyle teh­li­keli ve kötü bir ahlak olan ha­set­lik; in­san­lığı bir ta­raf­tan gıy­bet­ten, if­ti­raya sevk eder­ken diğer ta­raf­tan da ken­di­si­nin med­dâhı, hased et­tik­le­ri­nin de zem­mâmı yap­mış­tır. Bu da şey­tanî ah­lak­la­rı­nın ba­şında gelir.

İn­san­lık âle­minde Allah Zül­ce­lâl’ı kıs­ka­nıp, ken­di­le­rini onun ma­ka­mına yer­leş­tir­meye ça­lı­şa­cak kadar sa­pık­la­şan­lar var­dır. Allah Teâlâ din-i celîl-i mu­bini olan İslâm’ı biz­lere sa­pık­lığa düş­me­miz için gön­der­me­miş­tir.

Bir beşer ola­rak Allah’ın di­ninde ta­di­lat yap­maya, Allah Teâlâ’nın di­nini be­şerî inanç­la­rın se­vi­ye­sine in­dir­meye ça­lı­şan in­san­lar da bu nok­taya ha­set­lik­le­rin­den do­layı sü­rük­len­miş­ler­dir.

Biz­ler, ha­setçi kim­se­lere düş­tük­leri bu sapık du­rum­ları on­lara açık­la­ya­cak olur­sak, ne­fis­leri on­la­rın bu ha­ki­kati gör­me­le­rine mani olur. Der­hal ha­set­lik dü­şün­cesi iç­le­rinde dep­re­şir de bu in­san­lar hakkı söy­le­yen­ler­den da­rı­lır­lar.

Bi­li­niz ki Allah Teâlâ Haz­ret­leri Azîz’dir ve in­ti­kam sa­hi­bi­dir.

Azîz olan Allah Teâlâ Haz­ret­leri dünya ve ahi­ret âle­minde bi­ri­nin be­lini kır­mayı murad ederse; onu in­san­lar nez­dinde hor ve hakîr yapar ve buna mani ola­cak hiç­bir güç ve kud­ret sa­hibi de yok­tur.

Bun­dan do­layı her ferd had­dini bil­meli ve şey­tan gibi “Ben daha üs­tü­nüm, Âdem’e secde etmem” ben­zeri id­di­a­lar­dan uzak dur­maya gay­ret et­me­li­ler. Ancak böy­lece hem ken­di­le­rini hem de masum in­san­ları ebe­di­ye­tin hüs­ra­nına uğ­rat­mak­tan kur­ta­rır­lar.

Hased in­sanı öyle bir nok­taya ge­tir­miş­tir ki bazı kim­se­ler be­şere karşı ha­set­liği bı­ra­kıp Allah’ın esma ve sı­fat­la­rına karşı ha­set­liğe baş­la­ya­cak denli şa­şır­mış ve ulû­hi­yet ma­ka­mına göz dik­miş­ler­dir.

Allah Teâlâ’nın öğ­ret­tiği, em­ret­tiği dinî ha­yatı bir ta­rafa bı­ra­ka­rak, adeta (hâşâ) biz daha iyi­sini ya­pa­bi­li­riz id­di­a­sıyla din­leri bir­leş­ti­re­cek­le­rini söy­le­yen­ler, dinin ye­gâne sa­hi­bi­nin Allah Teâlâ ol­du­ğunu bil­mi­yor­lar mı?

Ey in­sa­noğlu!

Şimdi Allah Teâlâ Haz­ret­le­ri­nin sana ver­diği akıl ni­me­tini en güzel şe­kilde kul­lanma za­ma­nı­dır.

Çünkü Allah Teâlâ Haz­ret­leri sana ihsan bu­yur­duğu aklı en güzel şe­kilde kul­lan­manı sana em­ret­miş­tir.

Ba­kı­nız me­lek­ler­den bi­risi şey­tan Âdem’e secde et­medi diye sec­deyi terk etmiş midir?

Eğer insan bunu idrak ede­me­ye­cek kadar akıl­sızsa, böyle kim­se­le­rin in­san­la­rın önüne ge­çe­rek reh­ber­lik et­meye hak­ları yok­tur. Böyle ah­mak­la­rın reh­ber­li­ğini kabul et­meye ise hiç kim­se­nin hakkı yok­tur.

Onun için Allah Zül­ce­lâl Haz­ret­leri sa­dece akıl ni­me­tine sahip olan­lara yani akıl­lı­lara hitap eder.

İnsan ancak ken­di­sine ihsan edi­len ak­lıyla Allah’ın mu­ha­ta­bı­dır.

Ak­lını kay­bet­miş olan insan asla Allah’ın mu­ha­tabı ola­ma­dığı için mah­lû­kun mu­ha­tabı olma zil­le­tine düşer.

Allah Teâlâ Haz­ret­leri bize ver­miş ol­duğu aklı, müs­ta­ki­len sa­dece hak­kın mu­ha­fa­zası için ver­miş­tir.

Bil­me­li­yiz ki mü’min­ler ola­rak biz­ler sa­dece Ha­li­kı­mı­zın, Rab­bi­mi­zin mu­ha­ta­bı­yız. Bunun için biz­ler de “Şey­tan niçin secde et­medi? Acaba bir bil­diği mi vardı?” şek­linde fâsid dü­şün­ce­lere ka­pıl­ma­ya­rak Allah’ın em­rine itaat eden me­lek­ler gibi Rab­bi­mize itaat ede­rek ma­su­mane bir şe­kilde ya­şa­maya gay­ret ede­lim.

Allah ma­su­mane bir şe­kilde hayat sür­meyi gaye edi­nen in­san­lara, dünya ve ahi­re­tin sa­a­de­tini vaad et­miş­tir. Selam bu va­a­din mu­ha­tap­ları üze­rine olsun.