EMANET

Emanet, emniyet, iman kelimeleri aynı kökten gelirler.

İmanın olmadığı yerde emniyet olmaz.

Hocaefendinin biri suç yumağı haline gelmiş birini çözer ve onu imanın emniyeti içine alır. İki sene sonra bir ilçeye konferans için hocayla beraber gittiklerinde o adam, “Hocam, sen burada sohbet ederken ben emniyete kadar bir gideyim ve onlara bir şeyi ispat edeyim.” der ve emniyete varınca, müdür beye nüfus cüzdanını verir ve “Geçmişime bir bak” der.

Müdür bey onun geçmişine bakar ve “Ooooo, işlemediğin suç kalmamış.” deyince “Dikkat et, iki yıldır tek suç işlemedim. On beş yıldır, karakul, mahkeme, ceza evi beni suç işlemekten alıkoyamadı ama bir tek hoca, bana İslam’a göre yaşamayı öğretti ve ben iki yıldır suç işlemiyorum.” der.

Dağların ve taşların taşıyamamam korkusu taşıdığı Kur’an biz insanlara emanet edilmiş.

Kur’an’ımız, aklımız, kalbimiz, kalıbımız, gözümüz, elimiz, dilimiz hepsi bize emanettir.

Bunların hepsini bunlara  layık şekilde koruyacağız.

Bu tenler bizim değil.

Yaratan tarafından bize emaneten verilmiş.

Evimiz gibi, arabamız gibi bir gün yok olacak veya biz yok olup bu dünyadan asıl vatanımıza göç edeceğiz.

Emaneti sahibine şirksiz, suçsuz, günahsız olarak kirletmeden teslim etmekle görevliyiz.

Hani her ülkenin “emanet hukuku” vardır ya işte Allah’ın da emanet hukuku vardır ve bu can ve tene onun koyduğu kanunlara göre bakacağız.

Rabbimiz, “….Eğer birbirinize güvenirseniz, güvenilen kişi Allah’tan sakınsın emanetini versin….” buyurur. (Bakara, 2/283)

Cenabı Hakkın emanetlerine sahip çıktığımız gibi halkın emanetlerine de sahip çıkacağız.

Emanete hıyanet eden münafıklardan olmamaya gayret göstereceğiz.

Hukukumuzda Emanet/Vedia bölümü uzun yer almaktadır.

İslam hukukunda davalara bakan hâkimlerin de “Emin” olma şartı vardır.

Hâkimlerin, kararlarından emin olmak için sevgili peygamberimizin bize emanet olarak bıraktığı Kur’an ve Sünnete sımsıkı sarılmaları gerekir.

Zaman emanet, mekân emanet.

Mekânı kirletmeden, üstünde mülkün sahibine isyan etmeden, zamanı da “keşke” süngeriyle silmeye çalışmadan değerini bilmeli, kıyametin direği olan emaneti dik tutmalı ve Rabbin huzuruna varırken hıyanet yüküyle iki büklüm varılmamalı.

RABBİMİZİN İNSANA TESLİM ETTİĞİ EMANET

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla Ya Rabbe’l âlemin, Sana Senden senâ etsin lisanım. Seni bulsun, Seni bilsin cenânım (kalbim). O türlü (öyle bir) kalbe rabt et kalbimi ki onunla terk edem kibr u riyayı Onunla…

MÜSLÜMANIN İTİKADI

Kurtuluşa erecek olan Müslümanlar; bid’atlerden berî, Kitab’a ve Sünnet’e gereği gibi tutkun, dinî hükümleri kendi arzularına göre mânâlandırmak ve bozmaktan uzak, Müslümanlar arasına ayrılık düşürmekten çekinir oldukları için, kendilerine “Ehl-i Sünnet ve Cemaat” denilmiştir.

BİZ BİZE EMANETİZ

Emanet: Emniyet kökünden gelen bir kelimedir. Arapça’da “güvenmek, doğruluk, itimat etmek, korku ve endişeden emin olmak.” manasındaki “emin” mastarından gelen “emanet” kelimesi hıyanetin zıt anlamlısı olarak isim şeklinde kullanıldığı gibi “güvenilir olmak” anlamında mastar şeklinde…

FETVA EMANETİ

Fetva: “Bir sözün veya fiilin farz, vacip, sünnet, haram, mekruh, sahih, fasit, batıl… gibi kendine mahsus ıstılahlarla İslam’daki hükmünü tesbit etmektir”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.