LİDERE İTAATTE ÖLÇÜ

Selimiye camiinin meydana gelmesi için binlerce taşın birbirine bağlanması gerekir.

Bir şiirin oluşması için, harflerin kelimelerde, mana buğulu kelimelerin beyitlerde birbirine bağlanması gerekir.

Şelale milyonlarca damlanın birleşmesinden oluşur, deniz de, ırmakların birleşmesinden meydana gelir.

Tenimiz, trilyonlarca hücrenin birbirine bağlanmasından oluşur. Biz, varlığımızı bağlılığımıza borçluyuz. Hücrenin bir tanesi bağını koparsa, yalnız kendisi düşmekle kalmaz, başkalarının düşmesine de sebep olur.

Askerde er, onbaşıya bağlanır. Onbaşı, yüzbaşıya bağlanır. Yüzbaşı, binbaşıya bağlanır. Yarbay, Albay, Tuğgeneral, Tümgeneral, Korgeneral ve Orgenerale kadar devam eden bir birlik beraberlik oluşur.

Sevgili Peygamberimiz de imanlı insanlardan meydana gelen bir topluluk meydana getirirken, Rabbinin emirlerine uyarak, iman edenlerden biat/bağlılık sözü almıştır. Mekke’de iken Akabe biatleri, Hudeybiye’de iken Biat-ı Rıdvan’ı almış ve bu biat Rabbimiz tarafından onaylanmış:

“Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmiş olurlar. Al­lah’ın eli, onların ellerinin üstün­dedir. Kim sözünden dönerse kendi aleyhine dön­müş olur. Kim de Allah’a verdiği sözü tutarsa, ya­kında Allah ona büyük mükâfat verecektir.”[1]

Sevgili Peygamberimize olan bağlılığımız, Allah’a bağlılığımız demektir. Çünkü Peygamberimizi gönderen Allah’tır. Gönderilene saygı, gönderene saygı demektir. Rasûlullah’a elini verip bağlanan, Allah’a bağlanmış demektir.

Mutlu aile yuvalarını kurarken, “Allah’ın emri, peygamberimizin kavli ile” dedikten sonra nikâh kıyanın sorusuna “Evet” diyerek bağlanıyoruz. Dilde hafif, manada ve sorumlulukta çok ağır olan bu dört harfli “evet” kelimesi mutlu bir ailenin oluşmasında ve neslin devamının sağlanmasında bağ görevi görmektedir.

Alış-veriş yapılırken satana bâyi‘ denir, satın alana müşteri denir. “Bâyi‘” kelimesi ile “biat” kelimesi aynı köktendir. Parayı malla veya malı malla değişmek için elleri birleştirmeye tokalaşma,  hayırlaşma diyoruz ve (bey‘) akdi(ni) gerçekleştiriyoruz.

Yenişehirli Avni bir beyitinde bey‘ kelimesini şöyle kullanmıştır:

“Bir pula değmez benim indimde sûk-u kâinat

Âlemi ben hiçe sattım bir sebil-i bey-i bât”

Yani: “Benim yanımda kâinat/evren çarşısının tamamı bir pula değmez. Ben bu âlemi katî bir satışla bir hiçe veriverdim.” diyor.

Müslüman bir insan Allah’ın ve Rasûlünün  emir ve yasaklarına gönülden  bağlanırken canını, malını, makamını, maaşını, rütbesini, diplomasını ortaya koyarak bağlanıyor.

İyi insanlara olan bağlılığımızda da Rabbimiz bize bir ölçü veriyor: Bağlandığımız insanın emir ve yasakları Allah’ın emir ve yasaklarına ters düşmeyecek. Eğer bir kimse Allah’ın emir ve yasaklarına ters düşen  bir emir veya yasakla karşılaşırsa ona uymak mecburiyetinde değildir.

Bu konuda Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Ey Peygamber, Mü’mine kadınlar sana: “Al­lah’a hiç bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapma­mak, zina etmemek, çocuklarını öldür­memek, elle­riyle ayakları arasında bir iftira uydu­rup getirmemek, iyilikte sana isyan etmemek üzere biat etmek için gel­diklerinde, onla­rın bi­atını kabul et ve onlar için istiğfar et. Şüphesiz Al­lah affedici, merhamet edicidir.”[2]

Yani, “verdiğin emirler eğer doğru ise isyan etmeyeceğiz.” Rabbim, kıyamete kadar gelecek insanların devletle, valiyle, kaymakamla, müdürle, aile reisiyle, hocayla, şeyhle olan münase­betlerini düzenleyen bir kelimeyi söylüyor: “İyi, doğru olan emirlerinde sana karşı gelmeyecekleri konusunda biat al.”

Yahu Peygamber kötü emir verir mi? Peygamber kötü emir vermez. Ancak kıyamete kadar gelecek olan yöneticilerin kulağına da küpedir bu ayet. Aynı zamanda ümmeti uyarmadır. Yönetim, yani devlet yöneticileri, Allah’ın emrine ve yasağına zıt bir emir ve yasak verecek olurlarsa buna uymayacaksınız. Müslüman bir devlet başkanı da Allah’ın emrine, Rasûlünün sünnetine uygun emirler verecek olursa ona da karşı gelmeyeceksiniz. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v): “Allah’a isyan olan yerde isyanı emreden yaratığa itaat olunmaz” buyurmuş.[3]

Meşru zeminlerde eşimizle, çocuklarımızla, dostlarımızla, örnek ve önder insanlarımızla, bağlarımızı koparmadan, hatta biraz daha güçlendirerek devam edelim.

 

[1] Fetih, 48/10.

[2] Mümtehine, 60/12.

[3] Müslim, K. Emarât, 8; İbn-i Mâce, K. Cihad, 2864, 2865; Nesâi, K.bey’at, 34.

ÜMMETE VASİYET*

Hayyü’l Bâkî, lem yezel velâ yezâl olan Allah Zülcelâl ve’l Kemâl, Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine, celâl-ı zâtına, kemal sıfatlarına lâyık hamd u senâlar ve sonsuz şükürler olsun ki; bizlere hayat nimetini ihsan buyurup hidayet-i ilahisiyle…

KENDİ DİLİNDEN AHMED YAŞAR HOCAEFENDİ’NİN HAYAT HİKÂYESİ*

1934 tarihinde Of’un Ballıca (Melinos) köyünde, ailenin tek erkek evladı olarak dünyaya geldim. Babamın ismi Hüseyin, annem ise Elmas Hanım. Dördü kız olmak üzere beş kardeştik.

BİR RAHMET VESİLESİ “CEMAAT” (Mülâkat)

Prof. Dr. Cevat AKŞİT ile…  Muhterem Hocam, cami cemaatinin öneminden, cemaatle namaza devam etmenin hikmetlerinden, faydalarından bahsedebilir misiniz?

İSLAM’DA CEMAAT

Bismillahirrahmanirrahim Elhamdü lillâhi rabbil âlemin. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir