Dergide ara

Yazı başlıkları, yazar adları ve sayı adları içinde arar. Şapka ve büyük harf fark etmez: “adalet” yazınca “Adâlet” de bulunur.

Göz atın: Sayılar · Yazarlar · Arşiv

Şükrün Kadar Müslümansın!

44. Sayı · 2016/4

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

Şükür şu­ur­dur.

Neyin şu­u­ru­dur?

Rab­bini bilip ta­nı­ma­nın, kul ol­ma­nın şu­u­ru­dur. Allah Teâlâ bir kudsî ha­diste “Ben gizli bir ha­zine idim, bi­li­nip ta­nın­mak is­te­dim; in­sanı ya­rat­tım.” bu­yur­mak­ta­dır. Şükür ol­ma­dan Rab­bi­miz tam ma­na­sıyla bi­li­ne­mez, ta­nı­na­maz. İşte şükür, ya­ra­tı­lış ama­cı­mızı, ga­ye­mizi an­lama şu­u­ru­dur.

Çev­re­mize dönüp şöyle bir bak­tı­ğı­mızda, Rab­bi­mi­zin son­suz gü­cünü ta­nı­tan sa­yı­sız gü­zel­lik­lerle dolu ku­sur­suz bir dünya gö­rü­rüz. Tek tek bu gü­zel­lik­leri say­maya kalk­sak ya da yaz­mak is­te­sek; ağaç­lar kalem, de­niz­ler mü­rek­kep olsa yine de bi­ti­re­me­yiz. Peki, insan bunun ne kadar id­ra­kinde? Ha­yatı, sağ­lığı, beş du­yusu, nefes al­dığı hava, aklı ve bun­lara ben­zer sa­yı­sız ni­met­le­rin ken­di­sine her an ke­sin­ti­siz bir şe­kilde su­nul­du­ğu­nun, her anı­nın nimet içinde geç­ti­ği­nin ne ka­da­rı­nın far­kın­da­dır?

Peki ya gö­rün­me­yen ni­met­leri; yok­lu­ğunu, ya­şa­ma­dıkça fark ede­me­diği ni­met­leri hiç dü­şündü mü acaba? “Nef­sini bilen Rab­bini bilir.” hükmü ge­re­ğince, ken­dinde olan ni­meti an­la­ya­bil­miş midir?

Uz­man­la­rın he­sap­la­rına göre, insan be­deni fi­yata vu­rulsa yak­la­şık kırk beş mil­yon dolar edi­yor. Ger­çek­ten dünya şart­la­rına göre iyi para; as­lında he­pi­miz mil­yo­ne­riz ama ka­çı­mız bunun far­kın­da­yız? Kemik iliği en pa­halı or­ga­nı­mız; ki­losu yirmi üç mil­yon do­lar­dan işlem gö­rü­yor. Hüc­re­lerde bu­lu­nan DNA’ların gramı 1,3 mil­yon dolar… Vü­cut­tan alı­na­bil­diği tak­dirde, an­ti­kor­lar 7,3 mil­yon dolar edi­yor. Ak­ci­ğer 116 bin 400, böb­rek 91 bin 400, kalp ise 57 bin dolar ya­pı­yor.

Sa­ka­tatçı bakış açısı ile ele alın­dı­ğında bile tril­yon­larca lira eden, insan vü­cudu açı­sın­dan bir­bi­rin­den de­ğerli olan bu or­gan­ları almak için biz kaç lira ver­dik? Kaç pa­raya aldık gö­zü­müzü, böb­re­ği­mizi, da­la­ğı­mızı… Beş kuruş için in­san­la­rın bir­bi­rini öl­dür­düğü bir za­manda, dünya be­de­liyle bir ser­vet ni­te­li­ğin­deki bu ni­met­le­rin be­da­vaya bize ve­ril­mesi bir şükrü icap et­tir­di­ği­nin ne kadar id­ra­kin­de­yiz?

Araş­tır­mayı biraz daha de­rin­leş­ti­re­lim. İnsan vü­cu­dunda yedi kalıp sabun ya­pa­cak kadar yağ var. Ye­tiş­kin vü­cu­dunda, orta boy bir çivi ya­pa­cak kadar demir, bir kahve fin­ca­nını dol­du­ra­cak kadar şeker, bir kü­mesi bo­ya­maya ye­te­cek kadar kireç, iki bin kib­rit ya­ka­cak kadar fos­for, ufak bir topun atı­mına ye­te­cek kadar po­tas­yum bu­lun­mak­tay­mış. Bu mad­de­leri ağız yo­luyla vü­cu­du­muza alsak, ha­yatta kalma ih­ti­ma­li­nin ol­ma­dı­ğını bil­di­ği­miz gibi, bu mad­de­leri bize zarar ver­me­ye­cek şe­kilde vü­cu­du­muza koyup bize fayda sağ­la­ya­nın da far­kında mıyız?

İşte şükür bu far­kın­da­lığı bize kav­ra­tı­yor, unut­mu­yor, unut­tur­mu­yor. Kul­lu­ğu­mu­zun ka­li­tesi şük­rü­mü­zün öl­çüsü ka­dar­dır.