ŞÜKRÜN KADAR MÜSLÜMANSIN!

Şükür şuurdur.

Neyin şuurudur?

Rabbini bilip tanımanın, kul olmanın şuurudur. Allah Teâlâ bir kudsî hadiste “Ben gizli bir hazine idim, bilinip tanınmak istedim; insanı yarattım.” buyurmaktadır. Şükür olmadan Rabbimiz tam manasıyla bilinemez, tanınamaz. İşte şükür, yaratılış amacımızı, gayemizi anlama şuurudur.

Çevremize dönüp şöyle bir baktığımızda, Rabbimizin sonsuz gücünü tanıtan sayısız güzelliklerle dolu kusursuz bir dünya görürüz. Tek tek bu güzellikleri saymaya kalksak ya da yazmak istesek; ağaçlar kalem, denizler mürekkep olsa yine de bitiremeyiz. Peki, insan bunun ne kadar idrakinde? Hayatı, sağlığı, beş duyusu, nefes aldığı hava, aklı ve bunlara benzer sayısız nimetlerin kendisine her an kesintisiz bir şekilde sunulduğunun, her anının nimet içinde geçtiğinin ne kadarının farkındadır?

Peki ya görünmeyen nimetleri; yokluğunu, yaşamadıkça fark edemediği nimetleri hiç düşündü mü acaba? “Nefsini bilen Rabbini bilir.” hükmü gereğince, kendinde olan nimeti anlayabilmiş midir?

Uzmanların hesaplarına göre, insan bedeni fiyata vurulsa yaklaşık kırk beş milyon dolar ediyor.  Gerçekten dünya şartlarına göre iyi para; aslında hepimiz milyoneriz ama kaçımız bunun farkındayız? Kemik iliği en pahalı organımız; kilosu yirmi üç milyon dolardan işlem görüyor. Hücrelerde bulunan DNA’ların gramı 1,3 milyon dolar… Vücuttan alınabildiği takdirde, antikorlar 7,3 milyon dolar ediyor. Akciğer 116 bin 400, böbrek 91 bin 400, kalp ise 57 bin dolar yapıyor.

Sakatatçı bakış açısı ile ele alındığında bile trilyonlarca lira eden, insan vücudu açısından birbirinden değerli olan bu organları almak için biz kaç lira verdik? Kaç paraya aldık gözümüzü, böbreğimizi, dalağımızı… Beş kuruş için insanların birbirini öldürdüğü bir zamanda, dünya bedeliyle bir servet niteliğindeki bu nimetlerin bedavaya bize verilmesi bir şükrü icap ettirdiğinin ne kadar idrakindeyiz?

Araştırmayı biraz daha derinleştirelim. İnsan vücudunda yedi kalıp sabun yapacak kadar yağ var. Yetişkin vücudunda, orta boy bir çivi yapacak kadar demir, bir kahve fincanını dolduracak kadar şeker, bir kümesi boyamaya yetecek kadar kireç, iki bin kibrit yakacak kadar fosfor, ufak bir topun atımına yetecek kadar potasyum bulunmaktaymış. Bu maddeleri ağız yoluyla vücudumuza alsak, hayatta kalma ihtimalinin olmadığını bildiğimiz gibi, bu maddeleri bize zarar vermeyecek şekilde vücudumuza koyup bize fayda sağlayanın da farkında mıyız?

İşte şükür bu farkındalığı bize kavratıyor, unutmuyor, unutturmuyor. Kulluğumuzun kalitesi şükrümüzün ölçüsü kadardır.

BİRİLERİNE ESİR OLMAK İÇİN Mİ OKUYORUZ?

İnsanoğlu, nereden geldiğini, nereye doğru gittiğini; her an, her nefes neler yapma mecburiyetinde olduğunu daima tefekkür etmelidir. Çünkü her nefesimiz o anda değerlendirilmesi gereken bir hayat parçasıdır. Alınan her nefesle beraber hayatımız eksilmektedir. Hayatımızın ne…

NEFHA-İ MUHAMMED (S.A.V) -ŞÜKÜR DAMLALARI-

عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، إِذَا صَلَّى قَامَ حَتَّى تَفَطَّرَ رِجْلَاهُ، قَالَتْ عَائِشَةُ: يَا رَسُولَ اللهِ أَتَصْنَعُ هَذَا، وَقَدْ غُفِرَ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ،…

BUNCA NİMETLERİN SAHİBİNİ TANIMAMAK EN BÜYÜK NANKÖRLÜKTÜR

Şükür, sözlükte “yapılan iyiliği bilmek ve onu yaymak, iyilik edeni iyiliğiyle övmek, ona minnettar olmak” demektir. Şükür kelimesinin ıstılâhî manası; “verilen herhangi bir nimetten dolayı bu nimeti verene karşı söz, fiil veya kalp ile saygı…

ŞÜKRÜN HAKÎKÂTİ

er-Râğib el-İsfehânî, Müfredât adlı eserinde şöyle diyor: “ Şükür; nimeti tasavvur etmek ve onu izhar etmektir. Şükrün zıddı küfürdür. Küfür ise nimeti unutmak ve onu örtmektir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir