Gerçek Müslüman Cihâd Eden ve Cihâda Teşvik Edendir

7. Sayı · 2007/3

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

“(Ey Mu­ham­med!) Artık Allah yo­lunda savaş. Sen, ken­din­den baş­kası (se­be­biyle) so­rumlu tu­tul­ma­ya­cak­sın. Mü­min­leri de teş­vik et. Olur ki Allah kâ­fir­le­rin gü­cünü kırar, (güç­le­riyle size zarar ver­me­le­rini önler). Allah’ın gücü daha çetin ve ce­zası daha şid­det­li­dir.

Kim iyi bir işe ara­cı­lık ederse onun da o işten bir na­sibi olur. Kim kötü bir işe ara­cı­lık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin kar­şı­lı­ğını ve­ri­ci­dir.” 1

Uhud sa­va­şın­dan sonra müş­rik­le­rin reisi olan Ebu Süf­yan, Ra­sû­lul­lah (s.a.v) ile ge­le­cek sene Bedr-i Suğra denen yerde har­bet­mek üzere söz­leş­mişti. Be­lir­le­nen vakit ge­lince Ra­sû­lul­lah (s.a.v) ci­hada davet etti. Ba­zı­la­rı­nın sa­vaş­tan çe­kin­me­leri üze­rine yu­ka­rı­daki Âyet-i Ke­ri­me­ler indi. Bu Âyet-i Ke­ri­me­lerde Allah (c.c.) sa­vaş­tan geri kalan mü­min­lere sitem etmiş, tek ba­şına da olsa Ra­sû­lul­lah (s.a.v) Efen­di­mizi sa­vaş­makla mü­kel­lef tut­muş ve Müs­lü­man­ları da sa­vaşa teş­vik et­me­sini emir bu­yur­muş­tur. Özel­likle savaş ko­nu­sunda ara­cı­lık yap­ma­nın büyük se­vaba ve­sile ola­cağı bil­di­ri­lir­ken, ci­had­dan alı­koy­ma­nın da büyük bir ve­bali ge­rek­tir­diği ifade edil­miş­tir.

Bir Hadis-i Şe­rifte Ra­sû­lul­lah (s.a.v) Efen­di­miz, bu yüce İslam dâ­vâsı için tek ba­şına da kalsa ölün­ceye kadar sa­va­şa­ca­ğını bil­di­re­rek biz­leri bu yolda ci­hada teş­vik ede­rek şöyle bu­yur­mak­ta­dır:

“Canım (kud­ret) elinde olan Allah (c.c.)’a yemin ede­rim ki, bu işim için (yani İslâm’ı hâkim kıl­mak için) boy­num be­de­nim­den ay­rı­lın­caya kadar kâ­fir­lerle sa­va­şa­ca­ğım ve el­bette Allah (c.c.) em­rini ye­rine ge­ti­re­cek­tir.” 2

Efen­di­miz (s.a.v)’in dün­ya­dan ay­rı­lı­şın­dan sonra, din­den dönme ha­di­se­leri vuku bul­du­ğunda mür­ted­lerle savaş ko­nu­sunda Ebu Bekr-i Sıd­dık (r.a)ın:

“Sağ elim, bu hu­susta bana mu­ha­le­fet ede­cek olursa el­bette sol elimle cihad ede­rim”3 sözü de bu da­va­daki azim ve ka­rar­lı­ğını gös­ter­mek­te­dir.

Aynı şe­kilde İran Se­feri sı­ra­sında or­duda be­li­ren gev­şek­lik üze­rine Yavuz Sul­tan Selim’in: “Ka­rı­la­rı­nın ya­nına dön­mek is­te­yen­ler dön­sün. Siz gel­mez­se­niz ben tek ba­şına gider sa­va­şı­rım” sözü de bu ruhla söy­len­miş bir söz­dür. Şüphe yok ki, mür­ted­lerle savaş ko­nu­sunda ashab-ı kiram Ebu Bekir (r.a)’in ya­nında yer al­dığı gibi Yavuz Sul­tan Selim’in or­dusu da ondan ay­rıl­ma­dı­lar ve za­fere ka­vuş­tu­lar,

Bu İslam da­vası, mal ve can is­te­yen yüce bir da­va­dır. Kor­kak­la­rın men­fa­at­çi­le­rin ve basit he­sap­lar pe­şinde olan­la­rın bu da­vada yeri yok­tur. Bun­dan do­layı Tevbe Sû­resi’nde Allah (c.c.) şöyle bu­yu­rur:

“Allah mü­min­ler­den, mal­la­rını ve can­la­rını, ken­di­le­rine (ve­ri­le­cek) cen­net kar­şı­lı­ğında satın al­mış­tır. Çünkü onlar Allah yo­lunda sa­va­şır­lar, öl­dü­rür­ler, ölür­ler. (Bu) Tev­rat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah üze­rine hak bir va­ad­dir. Allah’tan daha çok sö­zünü ye­rine ge­ti­ren kim var­dır! O halde O’nunla yap­mış ol­du­ğu­nuz bu alış ve­ri­şi­niz­den do­layı se­vi­nin. İşte bu, (ger­çek­ten) en büyük sa­a­det­tir.”4

Mekke’de ikinci Akabe Biatı sı­ra­sında En­sar­dan 70 kişi Ra­sû­lul­lah (s.a.v)’a biat eder­ler­ken iç­le­rin­den Ab­dul­lah b. Re­vaha, “Ya Ra­sû­lal­lah! Rab­bin ve senin için şart­la­rın nedir?” de­mişti. Ra­sû­lul­lah (s.a.v) bu­yurdu ki:

“Rab­bim için şar­tım O’na iba­det et­me­niz, O’na hiç­bir şeyi ortak koş­ma­ma­nız­dır. Kendi hak­kım­daki şar­tım da can­la­rı­nızı ve mal­la­rı­nızı nasıl mü­da­faa edi­yor­sa­nız beni de öyle sa­vun­ma­nız­dır.” Tek­rar so­ruldu: “Böyle ya­par­sak bize ne var­dır?” Ra­sû­lul­lah (s.a.v) “Cen­net var­dır” diye cevap verdi. Onlar da “Ne kârlı alış veriş! Bun­dan ne dö­ne­riz, nede dö­nül­me­sini is­te­riz.” de­di­ler. İşte yu­ka­rı­daki Âyet-i Ke­rime bun­lar hak­kında nazil oldu.

Ashab-ı kiram en kârlı alış ve­rişi ger­çek­leş­tir­mek için yarış ha­lin­deydi. Bir kısmı bu büyük alış ve­rişi ger­çek­leş­ti­ri­yor di­ğer­leri de sa­bır­sız­lıkla bek­li­yordu. Allah (c.c.) onlar hak­kında şöyle bu­yu­ru­yor:

“Mü­min­ler içinde Allah’a ver­dik­leri sözde duran nice erler var. İşte on­lar­dan kimi, sö­zünü ye­rine ge­ti­rip o yolda ca­nını ver­miş­tir; kimi de (şe­hit­liği) bek­le­mek­te­dir. Onlar hiç­bir şe­kilde (söz­le­rini) de­ğiş­tir­me­miş­ler­dir.

Çünkü Allah sa­da­kat gös­te­ren­leri sa­da­kat­leri se­be­biyle mü­kâ­fat­lan­dı­ra­cak, mü­na­fık­lara, di­lerse azap ede­cek yahut da (tövbe eder­lerse) töv­be­le­rini kabul ede­cek­tir. Şüp­he­siz Allah af­fe­dici ve mer­ha­met edi­ci­dir.”5

Tebuk se­fe­rin­den geri kalan mü­na­fık­la­rın acı son­la­rını haber veren Rab­bi­miz, Müs­lü­man ol­duk­ları halde geri kalan üç sa­ha­be­nin: Kaab b. Malik, Hilâl b. Ümeyye, Mü­rare b. Rebia, gün­lerce göz­yaşı döküp yal­var­dık­tan sonra töv­be­le­ri­nin kabul edil­di­ğini bil­di­re­rek Allah’ın di­nine yar­dım ko­nu­sunda sa­mimi Müs­lü­man­la­rın bir ve be­ra­ber ol­ma­la­rını em­re­de­rek şöyle bu­yu­rur:

“Ey iman eden­ler! Allah’tan kor­kun ve sa­dık­larla be­ra­ber olun.”6

Yani, ima­nında, ame­linde, ah­dinde, sö­zünde ve özünde doğru olan­ları, ha­ki­kat­ten ay­rıl­ma­yan­ları ter­cih ve il­ti­zam edin. Bu ko­nuda El­ma­lılı Hamdi Yazır şöyle der:

“Her hu­susta sadık olan­la­rın ma­i­ye­tinde bu­lu­nu­nuz, sa­dık­la­rın ve­la­yet ve re­fa­kat­le­rin­den ay­rıl­ma­yı­nız. Yani mü­na­fık­lar­dan sa­kı­nıp Mu­ham­med (s.a.v) ve as­habı gibi sa­dık­lara yar ve yaver olu­nuz. Onlar gibi özü doğru, sözü doğru, işi doğru olu­nuz, on­lara uyu­nuz.”

“Sa­dık­larla olu­nuz” ifa­desi “Siz de sa­dık­lar­dan olu­nuz, on­la­rın yo­lunda yü­rü­yü­nüz, bu yolda her türlü zor­luğa kat­la­nı­nız” şek­linde de izah edil­miş­tir.

Ta­rihte ol­duğu gibi gü­nü­müzde de İslam düş­man­la­rı­nın en büyük kor­kusu, sa­mimî ve sâdık müs­lü­man­lar­dır. Bun­dan do­layı, bütün ze­hirli ok­la­rını onlar üze­rine çe­vir­miş, on­ları da­ğıt­mak için her türlü hile ve ent­ri­kaya baş­vur­mak­ta­dır­lar. Bize düşen sa­mimî müs­lü­man­larla be­ra­ber Allah yo­lunda cihad etmek ve ci­hada teş­vik et­mek­tir. Zafer Allah’tan­dır.

  1. Nisâ 4/84–85 ↩︎
  2. Buhâri, Şurût:15, No: 2581, 2/975 ↩︎
  3. Kurtubi 5/189 ↩︎
  4. Tevbe 9/111 ↩︎
  5. Ahzâb 33/23–24 ↩︎
  6. Tevbe 9/119 ↩︎