İLİM TAHSİLİNDE ULEMÂDAN SABIR ÖRNEKLERİ

İlim tahsiline başlarken birçoğumuzun duyduğu güzel ve meşhur bir söz vardır:

“العِلْمُ أَوَّلُهُ مُرٌّ مِنَ البَصَلِ وآخِرُ أَحْلَى مِنَ العَسَلِ.”

“İlmin başı soğandan acı, sonu ise baldan daha tatlıdır.”

Bu söz bize, ilim yoluna giren bir talebenin bazı zorluklara katlanması gerektiğini ifade etmektedir. Âlimlerimiz bir talebede bulunması gereken birçok vasıf zikretmişlerdir.

Mesela İmâm Şafi (rh) bir şiirinde ilim talebesi için altı vasıf zikretmiştir. O şöyle demiştir:

أَخِي لَنْ تَنَالَ العِلْمَ إِلَّا بِسِتَّةٍ            سَأُنْبِيكَ عَنْ تَفْصِيلِهَا بِبَيَانِ

ذَكَاءٍ وَحِرْصٍ وَبُلْغَةٍ وَاصْطِبَارٍ               وَصُحْبَةِ أُسْتَاذٍ وَطُولُ زَمَانِ

“Kardeşim! Ancak altı şeyle ilim tahsil edersin.

Bunları sana bir bir sayacağım:

Zekâ, hırs, yeteri kadar rızık ve tam bir sabır.

Sonra da bir hocaya bağlılık ve uzun bir zaman.”

Burada zikredilen altı şarta üç önemli hususu daha ekleyebiliriz. Bunlar da iyi niyet, takvâ ve işi sağlam yapmaktır.

Niyet

Her işte olduğu gibi ilim tahsilinde de niyet güzel olursa âkibet de güzel olur. Belki de bu sebepten olacak İmâm Buhârî eserine şu hadis-i şerifle başlamıştır:

«إنَّمَا الأعمالُ بِالنِّيَّات.» “Ameller ancak niyetlere göre değerlendirilir.”

Her işin başında önce niyet güzel olmalıdır. Niyet Allah için olmalıdır. Eğer niyetimizde bir kusur varsa bu hemen tashih edilmelidir. Bazı âlimlere göre kitap telif edenler eserlerine bu hadis-i şerifle başlamalıdır ki talebe güzel bir niyetle okumaya başlasın.

Takvâ

İlim talebesinde bulunması gerek diğer bir husus ise takvâdır. Şu âyet-i kerimede ilim talebesinin günahlardan kaçınıp takvâ sahibi olması gerektiğine işaret vardır:

﴿وَاتَّقُوا اللَّهَ وَيُعَلِّمُكُمُ اللَّهُ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ﴾

“Allah’tan sakının ki Allah size (bilmediğinizi) öğretsin.”

Müfessirlerden Tâhir b. Âşûr’a göre ﴿وَيُعَلِّمُكُمُ اللَّهُ﴾ ifadesinin başındaki vâv harfi taʻlîl (sebep) içindir. Yani  (لِيُعَلِّمَكُمُ اللَّهُ) “Allah’ın sizi ilim sahibi yapması için” anlamına gelmektedir. Ona göre vâv harfine “ve” manası verilmesi yanlıştır.[1]

Bu konuda İmâm Şafi (rh)’nin şu beyitleri meşhurdur:

شَكَوْتُ إِلَى وَكِيعٍ سُوءَ حِفْظِي

فَأَرشَدَني إِلى تَركِ المَعاصي

وَأَخْبَرَنِي بِأَنَّ عِلْمَ اللَّهِ نُورٌ

وَنُورُ اللَّهِ لَا يُهْدَى لِلْعَاصِي

“(Hocam) Vekîʻe hafızamın kötülüğünden dert yandım.

Bana günahları bırakmamı tavsiye etti

Allah’ın ilminin bir nur olduğunu,

Bu nurun da günahkâra verilmeyeceğini söyledi.”

İşi sağlam yapmak

Efendimiz (sav) bizlere her işimizi sağlam yapmamızı şu hadis-i şerifiyle tavsiye buyurmuşlardır:

«إنَّ اللهَ عَزَّ وَجَلَّ يُحِبُّ، إِذَا عَمِلَ أَحَدُكُمْ عَمَلًا، أَنْ يُتْقِنَه»

“Allah (cc), sizden biriniz bir iş yaptığında, onu güzel yapmasını sever.”[2]

Bu hadis-i şerifte ilim yolcuları için de önemli dersler vardır. Hem hocanın hem de talebinin, işini önemsemesi, titiz olması ve en güzel şekilde vazifesini yerine getirmeye çalışması zaruridir.

Sabır

İlim tahsilinde en önemli hususlardan birisi de sabırdır. Sabırla derslere devam etmek, sabırla dersleri tekrar etmek ve sabırla okumaktır. Bu yolda başa gelecek sıkıntıları güzel bir sabırla karşılamaktır. Denir ki derslerde bir eşref saati vardır. Bu saati yakalayan talebenin ilmi bereketli olur. Bu saati kaçırmamak ve ilmin bereketinden mahrum olmamak için sabırla derslere devam edilmelidir.

Bu konuda şair ne güzel demiştir:

بِقَدْرِ الكَدِّ تُكْتَسَبُ الْمَعَالِي            وَمَنْ طَلَبَ الْعُلا سَهِرَ اللَّـيَـالِــي

تَــــرُومُ العِـــزَّ ثُم تَـــنَــامُ عَـنْـهُ             يَغُوصُ الْبَحْرَ مَنْ طَلَبَ اللَّآلِي

“Yücelikler yorgunluk miktarınca elde edilir.

Ancak yücelikleri talep eden geceleri uykusuz geçirir.

Sen izzet ve şeref istiyor, sonra da onu aramayı bırakıp uykuya dalıyorsun.

Hiç şüphesiz inci talep eden kimse uykuya değil deryaya dalar.”

Kadim âlimlerimizin ilim tahsilinde çektikleri meşakkat ve zorlukları anlatan kıymetli bir eser vardır. Bu eserin müellifi Suriyeli merhum âlim Abdülfettâh Ebû Gudde Hoca Efendi’dir. O, Safahât min Sabri’l-Ulemâ alâ Şedâidi’l-İlm ve’t-Tahsîl isimli eserinde bizler için sabır ve meşakkat noktasında nümûne-i imtisâl olacak birçok yaşanmış olayı zikretmiştir. Bunlardan bazıları şöyledir:[3]

Tâbiîn âlimlerinden Ebu’l-Âliye (ö. h. 93) şöyle demiştir:

“Biz Basra’da Rasûlullah’ın ashâbından rivâyet edilen bir hadis duyardık. Fakat içimiz rahat etmez, onların ağzından duymak için bineğimize atlar, tâ Medine’ye giderdik.”

Yine tâbiîn âlimlerinden Saîd b. Müseyyeb (ö.h. 94) şöyle demiştir:

“Ben tek bir hadisi öğrenmek için günlerce yolculuk yapardım.”

Başka bir tâbiîn âlimi, ilim ve takvâsıyla meşhur İmam Şaʻbî (ö.h. 103) üç hadis duymuş, belki Rasûlullah’la görüşmüş birisini görür de bu hadisleri sorarım ümidiyle Kûfe’den kalkıp Mekke’ye seyahat etmiştir.

Yine tâbiîn âlimlerinden Hasan el-Basrî ve Mesrûk’un bir hadis değil sadece bir kelimenin doğru şeklini öğrenmek için seyahat ettikleri rivayet edilmiştir.

Bütün bu rivayetler de kadîm ulemanın ilim tahsilinde hem sabır ve sebat sahibi olduklarını, hem de hadisleri tedvin ederken ne kadar hassas ve titiz davrandıklarını göstermektedir.

Bugün, kadîm ulemanın bin bir zahmetle ve büyük bir titizlikle derleyip bizlere aktarmış oldukları hadisleri, koltuklarına yaslanıp kolayca iki kelimeyle inkâr eden kimselerin, bu vb. sayısız olayın zikredildiği hadis tarihini, özellikle de “rihle fî talebi’l-hadîs” (hadis derlemek için yapılan yolculuklar) konusunu iyi okumaları gerekmektedir. Bizlere yakışan, bilgiyi en doğru şekilde gelecek nesillere aktarmak için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan bu kıymetli âlimleri tenkit ve şüpheyle değil; her şeyden önce şükranla, hürmetle ve rahmetle anmaktır.

[1] Tâhir b. Âşûr, Tefsîru’t-Tahrîr ve’t-Tenvîr,  ed-Dâru’t-Tûnûsiyye li’n-Neşr, Tunus 1984, III, 118.

[2] Taberânî, el-Muʻcemü’l-Evsat, hadis no. 897; Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, hadis no. 4929, 4930.

[3] Abdülfettâh Ebû Gudde, Safahât min Sabri’l-Ulemâ alâ Şedâidi’l-İlm ve’t-Tahsîl, Mektebü’l-Matbûâti’l-İslâmiyye, Halep-Beyrut 1974, s. 22-23.