NEFHA-İ MUHAMMED (SAV.) -CÖMERTLİK-

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الخُدْرِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: خَصْلَتَانِ لَا تَجْتَمِعَانِ فِي مُؤْمِنٍ: البُخْلُ وَسُوءُ الخُلُقِ.

Ebû Saîd el-Hudrîradıyallâhu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir mü’minin kalbinde şu iki haslet bir araya gelmez: Cimrilik ve kötü ahlak.

Tirmizî, Birr ve Sıla 41.

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ: شَرُّ مَا فِي رَجُلٍ شُحٌّ هَالِعٌ وَجُبْنٌ خَالِع.ٌ

Ebû Hureyre radıyallâhu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kişi de bulunan (huyların) en kötüsü, hırslı bir cimrilik ve şiddetli bir korkaklıktır.”

Ebû Dâvûd, Cihad 22.

عَنْ أَنَسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَهْرَمُ ابْنُ آدَمَ وَتَشِبُّ مِنْهُ اثْنَتَانِ: الْحِرْصُ عَلَى الْمَالِ، وَالْحِرْصُ عَلَى الْعُمُرِ

Enes b. Mâlik radıyallâhu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Âdemoğlu ihtiyarlarancak onda iki şey gençleşir: Mala karşı hırs ve hayata karşı hırs.” 

Buhârî, Rikâk 5; Müslim, Zekât 115.

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: خَطَبَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقَالَ: إِيَّاكُمْ وَالشُّحَّ، فَإِنَّمَا هَلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ بِالشُّحِّ، أَمَرَهُمْ بِالْبُخْلِ فَبَخِلُوا، وَأَمَرَهُمْ بِالْقَطِيعَةِ فَقَطَعُوا، وَأَمَرَهُمْ بِالْفُجُورِ فَفَجَرُوا.

Abdullah b. Amr radıyallâhu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize hutbe irâd etti ve şöyle buyurdu: “Cimrilikten sakının, muhakkak sizden öncekiler cimrilik sebebiyle helak oldular. Cimrilik onlara, (adeta) vermemeyi emretti onlar da vermediler, akrabaya iyiliği kesmeyi emretti onlar kestiler, onlara günah işlemeyi emretti onlar da günah işlediler.”

Ebû Dâvûd, Zekât 46.

عَنْ سَعْد بن أَبِي وَقَّاصٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: تَعَوَّذُوا بِكَلِمَاتٍ كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَتَعَوَّذُ بِهِنَّ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الجُبْنِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ البُخْلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُرَدَّ إِلَى أَرْذَلِ العُمُرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا، وَعَذَابِ القَبْرِ.

Sa‘d b. Ebî Vakkâs radıyallâhu anh’tan rivayet edildiğine göre o, şöyle dedi: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in dua ederken “Allah’ım! Korkaklıktan Sana sığınırım, cimrilikten Sana sığınırım, ihtiyarlığın rezillik dönemine düşmekten Sana sığınırım, dünya imtihanlarını kaybetmekten Sana sığınırım ve kabir azabından Sana sığınırım.”diyesığındığı bu şeylerden siz de sığının.

Buhârî, Deavât 43.

عَنْ أَنَسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا يَدَّخِرُ شَيْئًا لِغَدٍ.

Enes b. Mâlik radıyallâhu anh’tan rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yarın için bir şey biriktirmezdi.

Tirmizî, Zühd 38.

عَنْ جَابِر بْن عَبْدِ اللهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: مَا سُئِلَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ شَيْئًا قَطُّ فَقَالَ لَا.

Câbir b. Abdullah radıyallâhu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den bir şey istendiğinde asla yok demezdi.

Buhârî, Edeb 39; Müslim, Fezâil 56

عَنْ أَنَسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: أَنَّ رَجُلًا سَأَلَ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ غَنَمًا بَيْنَ جَبَلَيْنِ، فَأَعْطَاهُ إِيَّاهُ، فَأَتَى قَوْمَهُ فَقَالَ: أَيْ قَوْمِ أَسْلِمُوا، فَوَاللهِ إِنَّ مُحَمَّدًا لَيُعْطِي عَطَاءً مَا يَخَافُ الْفَقْرَ. فَقَالَ أَنَسٌ: إِنْ كَانَ الرَّجُلُ لَيُسْلِمُ مَا يُرِيدُ إِلَّا الدُّنْيَا، فَمَا يُسْلِمُ حَتَّى يَكُونَ الْإِسْلَامُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا عَلَيْهَا.

Enes b. Mâlik radıyallâhu anh’tan rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir adam gelerek iki dağ arasını dolduran bir koyun sürüsünü istedi. Peygamberimiz de hemen istediği koyunları verdi. (Koyunları alan) Adam kavmine geldi ve: “Ey kavmim! (derhal) Müslüman olun. Çünkü Muhammed, fakirlik korkusu duymadan veriyor.” dedi. Enes b. Mâlik sözlerine şöyle devam etti: “Bazı kimseler sırf dünyalık için Müslüman olurlardı. Fakat çok geçmeden İslam onların gözünde, dünyadan ve dünya üzerindeki her şeyden daha sevimli ve değerli hale gelirdi.”

Müslim, Fezâil 58.

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْه أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: يَقُولُ الْعَبْدُ: مَالِي، مَالِي، إِنَّمَا لَهُ مِنْ مَالِهِ ثَلَاثٌ: مَا أَكَلَ فَأَفْنَى، أَوْ لَبِسَ فَأَبْلَى، أَوْ أَعْطَى فَاقْتَنَى، وَمَا سِوَى ذَلِكَ فَهُوَ ذَاهِبٌ، وَتَارِكُهُ لِلنَّاسِ.

Ebû Hureyre radıyallâhu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanoğlu, “Malım malım!” der. Halbuki onun için malından ancak şu üç şey vardır: Yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve sadaka verip edip önden gönderdiği. Gerisini ölümle terk eder ve insanlara bırakır.”

Müslim, Zühd 4.

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: لَأَنْ يَتَصَدَّقَ الْمَرْءُ فِي حَيَاتِهِ بِدِرْهَمٍ خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَتَصَدَّقَ بِمِائَةِ دِرْهَمٍ عِنْدَ مَوْتِهِ.

Ebû Saîd el-Hudrîradıyallâhu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimsenin hayatında iken bir dirhem sadaka vermesi, ölüm anında yüz dirhem sadaka vermesinden daha hayırlıdır.”

Ebû Dâvûd, Vasâyâ 3.

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: أَتَى رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَجُلٌ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، أَيُّ الصَّدَقَةِ أَعْظَمُ؟ فَقَالَ: أَنْ تَصَدَّقَ وَأَنْتَ صَحِيحٌ شَحِيحٌ، تَخْشَى الْفَقْرَ وَتَأْمُلُ الْغِنَى، وَلَا تُمْهِلَ حَتَّى إِذَا بَلَغَتْ الْحُلْقُومَ قُلْتَ: لِفُلَانٍ كَذَا، وَلِفُلَانٍ كَذَا، أَلَا وَقَدْ كَانَ لِفُلَانٍ.

Ebû Hureyre radıyallâhu anh’tan rivayet edildiğine göre o, şöyle dedi: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve:“Ey Allah’ın Rasûlü! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür?” dedi. Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Sıhhatin yerindeyken, cimriliğin üzerinde, fakir düşmekten endişe etmekteyken, daha büyük zengin olmayı arzularken sadaka vermenin (sevabı daha büyüktür). (Bu işi) can boğaza gelip de “Falana şu kadar.”, “Filana bu kadar.” demeye bırakma. Zaten o mal vârislerden şunun-bunun olmuştur.”

Buhârî, Zekât 11, Vasâyâ 17; Müslim, Zekât 92.

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: السَّخِيُّ قَرِيبٌ مِنَ اللَّهِ قَرِيبٌ مِنَ الجَنَّةِ قَرِيبٌ مِنَ النَّاسِ بَعِيدٌ مِنَ النَّارِ، وَالبَخِيلُ بَعِيدٌ مِنَ اللَّهِ بَعِيدٌ مِنَ الجَنَّةِ بَعِيدٌ مِنَ النَّاسِ قَرِيبٌ مِنَ النَّارِ، وَالْجَاهِلُ السَّخِيُّ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ عَابِدٍ بَخِيلٍ.

Ebû Hureyre radıyallâhu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cömert kimse Allah’a yakındır, cennete yakındır, insanlara yakındır ve cehennemden de uzaktır. Cimri olan ise Allah’a uzaktır, cennete uzaktır, insanlara uzaktır ve cehenneme yakındır.  Cömert bir cahil, ibadete düşkün bir cimriden Allah’a daha sevimlidir.”

Tirmizî, Birr ve Sıla 40.

عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: الشَّحِيحُ لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ.

İbn Ömer radıyallâhu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:“Cimri kimse cennete giremez.”

Taberânî, el-Evsat, 4/234.

عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْها قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: فِي الْجَنَّةِ بَيْتٌ يُقَالُ لَهُ: بَيْتُ السَّخَاءِ.

Hz. Âişe radıyallâhu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cennette öyle bir ev vardır ki, o eve “cömertlik evi” denir.”

Taberânî, el-Evsat, 6/43.

İNSAN NEDEN HAKK’I GÖREMEZ?*

Allah Zü’l-Celâl ve’l-Kemâl Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine Celâl Zâtına, Kemal Sıfatlarına lâyık hamd ü senâlar, Rasûl-i Ekrem Efendimiz’e (s.a.v) sayısız sonsuz salât u selamlar olsun.

SEHÂVET-HISSET* – (Mehmed Hilmi)

Hazırlayan: İbrahim Pulat “Sehâvet” Türkçe cömertlik mânâsına geldiği gibi, “hısset” ise buhl[1] ve imsak[2], yani nâkeslik[3], cimrilik demek olur. Nefsini ve âilesini iâşeye[4] âit nafaka-i yevmiyyesinden fazla nukûd ve eşyâya mâlik olanların emvâl-i mezkûreyi vatan…

NEDEN CİMRİ OLMAMALIYIM?

1. Cömertlik, Allah’a güvenmek, Allah’ın dediğine inanmak; cimrilik şeytana inanmak ve şeytanın dediğine aldanmaktır. Bu dediğimin doğru olduğunu ispat eden delil şu âyet-i kerîmedir:

CÖMERTLİK ALLAH’IN BİR LÜTFUDUR – Mülâkat: MAHMUT TOPTAŞ

Mülâkat: Ahmet Çinar – Ahmet Er Muhterem Hocam, dergimizin bu sayıda dosya konusu; cömertlik. Bu konuda konuşalım istedik. Cömertlik denildiğinde aklınıza neler geliyor? Bu vasıf nasıl kazanılır? Araya girmemek için soruma bir madde daha ekleyerek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir