Dergide ara

Yazı başlıkları, yazar adları ve sayı adları içinde arar. Şapka ve büyük harf fark etmez: “adalet” yazınca “Adâlet” de bulunur.

Göz atın: Sayılar · Yazarlar · Arşiv

Nefsinle Meşgul Ol ki Rabbine Yaklaşasın!

55. Sayı · 2018/5

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

Ge­çici dünya ha­ya­tında im­ti­han edi­len Müs­lü­ma­nın temel he­defi, Rab­bi­nin rı­za­sını ka­zan­mak­tır. Bunun için Müs­lü­man, gü­cü­nün yet­tiği oranda kul­luk va­zi­fe­sini ye­rine ge­tir­meye ça­lı­şır. İş­le­diği hayır ve ha­se­nat, terk et­tiği gü­nah­lar ve sa­mimi ni­yeti ile Rab­bi­nin rı­za­sına ya­kın­la­şır. Ha­ya­tı­nın her ala­nını ku­şa­tan bir kul­luk bi­lin­cine sahip ol­duğu öl­çüde iyi bir kul kı­vamı elde ede­bi­lir. Fakat Müs­lü­ma­nın iyi kul ol­ma­sı­nın önünde bazı en­gel­ler var­dır.

Müs­lü­ma­nın, Rab­bine iyi kul­luk ya­pa­bil­me­si­nin önün­deki en­gel­ler­den biri de, baş­ka­la­rı­nın hal ve du­rum­la­rıyla meş­gul ol­masıdır. Bu ya­zıda bir fer­din baş­ka­la­rı­nın hal ve du­rum­la­rıyla meş­gu­li­ye­ti­nin, niçin Allah’a iyi kul­luk ede­bil­me­sine engel ol­duğu ve bunun Allah ka­tın­daki de­ğe­riyle iliş­kisi üze­rinde du­ru­la­cak­tır.

Allah Ra­sûlü (s.a.v.) bir hadîs-i şe­rîf­le­rinde şöyle beyan bu­yur­muş­lar­dır:

“Ki­şi­nin ken­di­sini il­gi­len­dir­me­yen şey­ler­den yüz çe­vir­mesi, onun güzel Müs­lü­man­lı­ğın­dan­dır.”1

Gü­ve­ni­lir hadis kay­nak­la­rında yer alan bu hadis, ih­tiva et­tiği bir­çok ha­ki­kat se­be­biyle dik­kat çe­ki­ci­dir. Ha­di­sin Arapça met­ninde yer alan mâ­lâ­yâni ifa­desi, bir fer­din dünya ve ahi­reti için bir fay­dası ol­ma­yan, ken­di­sin­den bir za­rarı def’ et­me­yen ve vakti de­ğer­sizce har­ca­maya neden olan ge­rek­siz şey­ler diye ta­nım­la­na­bi­lir. Geniş bir muh­te­vası olan mâ­lâ­yâni ifa­de­si­nin baş­ka­la­rı­nın hal ve du­rum­la­rıyla meş­gul olun­ma­ması yö­nüne temas edi­le­cek olan bu ya­zıda, ki­şi­nin ken­di­sini il­gi­len­dir­me­yen şey­lerle meş­gul ol­ma­sı­nın teh­li­ke­le­rine de dik­kat çe­kil­meye ça­lı­şı­la­cak­tır.

Ha­dis­ten açıkça an­la­şıl­dığı gibi, Pey­gam­ber Efen­di­miz (s.a.v), dış dün­ya­mızda ya­şa­nan­larla ancak ge­rek­tiği öl­çüde il­gi­len­meyi, ki­şiye fayda ver­me­ye­cek iş­ler­den uzak­laş­mayı, iç dün­ya­mıza yö­ne­lik ma­ne­vi­yatı ar­tı­rıcı ve ah­lâkı gü­zel­leş­ti­rici bir yol iz­le­meyi öğüt­lü­yor. Yine dünya veya ahi­re­tine yarar sağ­la­ma­yan şey­ler­den uzak dur­mayı em­re­di­yor.

Yine ki­şi­nin ken­di­sini il­gi­len­dir­me­yen şey­ler­den uzak dur­ma­sını, Allah Ra­sûlü’nün (s.a.v), iyi Müs­lü­ma­nın özel­lik­le­rin­den biri ola­rak say­dığı an­la­şıl­mak­ta­dır. Çünkü il­gi­le­ri­nin ferd üze­rinde ha­yatî bir önemi var­dır. Dil­lerde söz­lere dö­kül­me­den veya dav­ra­nış­larla ey­leme dö­nüş­me­den önce de kri­tik bir et­kisi olan il­gi­ler, in­sana yön tayin et­mek­te­dir. Bu se­beple fer­din iyi bir kul ola­bil­mesi için il­gi­le­rini güzel ve meşru şey­lere yön­len­dirme gay­re­tinde ol­ması ve nef­si­nin al­dat­ma­ca­la­rına karşı te­yak­kuz ha­linde bu­lun­ması bek­le­nir. Aksi tak­dirde fay­da­sız ilgi, ki­şiyi far­kında ola­rak veya ol­ma­ya­rak gü­naha sevk eden et­ken­ler­den biri ola­bil­mek­te­dir.

Mez­kur hadis, Ahmed b. Han­bel’in Müs­ned isimli ese­rinde ise “Ki­şi­nin ken­di­sini il­gi­len­dir­me­yen şey­ler hak­kında az ko­nuş­ması, onun güzel Müs­lü­man­lı­ğın­dan­dır.”2 şek­linde geç­mek­te­dir. Bu iki ri­va­yet bir­likte dü­şü­nü­le­rek, “il­gi­len­mek” ve “ko­nuş­mak” ara­sında şöyle bir ilişki ku­ru­la­bi­lir. Kişi, ken­di­sini il­gi­len­dir­me­yen şey­lerle meş­gul ol­du­ğunda kulun yap­tığı ilk iş, il­gi­len­diği şey­ler hak­kında ko­nuş­mak ol­mak­ta­dır. Bu yüz­den ge­rek­siz ilgi, ki­şiyi ge­rek­siz ko­nuş­ma­lara gö­tür­mek­te­dir. Lü­zum­suz ko­nuş­ma­la­rın önemli bir kıs­mında ise gü­nah­lar bu­lun­mak­ta­dır.

Bir Müs­lü­ma­nın ken­di­sini il­gi­len­dir­me­yen şey­ler­den uzak dur­ma­sı­nın en büyük fay­dası ken­di­si­ne­dir. Ancak bu şe­kilde ken­di­sini bir­çok gü­nah­tan ko­ru­ya­bi­lir. Baş­ka­la­rı­nın hal ve ha­re­ket­le­riyle il­gi­len­mek, on­la­rın hata ve ku­sur­la­rını göz önüne ge­tir­mek, fer­din ken­di­sine günah ka­pı­la­rını açan bir anah­tar gi­bi­dir. Bun­dan sonra bir­çok gü­naha kapı ara­lan­mak­ta­dır.

Ge­nelde bir Müs­lü­ma­nın iş­le­diği gü­nah­lara ba­kıl­dı­ğında bun­la­rın büyük bö­lü­mü­nün, diğer in­san­larda bu­lu­nan ve ki­şi­nin ken­di­sini il­gi­len­dir­me­yen şey­lerle meş­gul ol­ma­sın­dan kay­nak­lan­dığı söy­le­ne­bi­lir. Ör­ne­ğin, gıy­beti ele ala­lım. Bi­lin­diği gibi bu günah şekli, baş­ka­sı­nın ku­su­runu veya yan­lış dav­ra­nı­şını konu edi­nip başka in­san­lara bah­set­meye da­ya­nır. Gıy­bet yapan Müs­lü­man, bu gü­nahı iş­le­me­den önce, kendi hata ve gü­nah­la­rını dü­şü­nüp dert­lense, baş­ka­sı­nın hâl ve du­ru­muyla faz­laca meş­gul ol­masa büyük ih­ti­malle gıy­bet yap­ma­ya­caktı. Fakat zi­hin­sel bir süreç ola­rak fer­din baş­ka­sı­nın du­ru­muyla olan meş­gu­li­yeti, ki­şiyi bu gü­nahı iş­le­meye sü­rük­le­yen adım­la­rın ilki ol­muş­tur.

Yine baş­kası hak­kında dü­şünmenin bir son­raki adımı olan baş­kası hak­kında yo­rum­lar yap­mak, ferdi gıy­bete gö­tü­ren en önemli et­ken­ler­den biridir.Zira in­san­lar, biri hak­kında yorum yap­maya baş­la­dık­la­rında şey­ta­nın ve nef­sin, in­sa­nın ak­lına ge­ti­re­ceği şey­ler ge­nel­likle o şah­sın olum­suz ta­raf­ları ol­mak­ta­dır. Soh­bet es­na­sında bahsi geçen ki­şi­nin gıy­beti ya­pıl­masa, yal­nızca o kişi hak­kında ko­nu­şul­muş olsa, bu du­rumda mubah olan bir işle iş­ti­gal edil­miş olur. Bu da bazen zaman kay­bı­dır.

Kalpte ma­nevî has­ta­lık ola­rak yer edi­nen bir­çok gü­na­hın al­tında baş­ka­sı­nın du­ru­muyla faz­laca il­gi­len­mek var­dır. Bu durum, bazen amel­le­ri­mi­zin zayi ol­ma­sına bile sebep ola­bil­mek­te­dir. Ör­ne­ğin, in­san­la­rın mal ve mül­küyle faz­laca il­gi­len­mek, elde et­tiği dün­yevî ma­kam­lar hak­kında ko­nuş­mak, sahip ol­duğu ni­met­ler­den çokça söz etmek ki­şide kıs­kanç­lık duy­gusu mey­dana ge­ti­re­bi­lir. Bu durum art­tıkça, in­san­daki kıs­kanç­lık duy­gusu ha­sede dö­nü­şe­bi­lir. Böy­lece bu günah, ki­şi­nin kendi güzel amel­le­rin­den hâsıl olan se­va­bın zayi ol­ma­sına neden olur. Ni­te­kim Allah Ra­sûlü (s.a.v) “Ha­sed­den ka­çı­nın. Zira hased, ate­şin odunu yiyip bi­tir­diği gibi, amel­leri yer bi­ti­rir.” bu­yur­muş­tur.3 Gö­rül­düğü gibi, amel­le­ri­mi­zin zayi ol­ma­sına sebep olan hased has­ta­lı­ğı­nın to­hum­ları, ilk ola­rak baş­ka­la­rı­nın dün­yevî im­kân­la­rına ge­rek­siz il­giyle atıl­mış­tır.

Bi­lin­diği gibi bir fer­din diğer in­san­lara yap­tığı bir­çok kö­tü­lü­ğün al­tında çoğu zaman hased, kin veya öfke gibi duy­gu­lar bu­lun­mak­ta­dır. Müs­lü­man, kal­bini bu kötü has­let­ler­den ko­ru­ya­bilse diğer in­san­larla mu­a­me­le­sinde kolay kolay büyük bir ha­ta­nın içine düş­mez. Dik­kat edi­lirse baş­ka­sına olan bu duy­gu­la­rın baş­lan­gıcı da -o ki­şi­den zulüm veya bir hak­sız­lık gör­me­nin ne­ti­ce­sinde olu­şan maz­lum olma du­rumu bir ta­rafa bı­ra­kı­lırsa- yine zihni, baş­ka­la­rı­nın tavır ve dav­ra­nış­la­rıyla meş­gul et­mekle ol­muş­tur.

Bu min­valde Allah Ra­sûlü’nün (s.a.v) “Allah sizin şe­kil­le­ri­nize ve mal­la­rı­nıza bak­maz, ni­yet­le­ri­nize ve amel­le­ri­nize bakar.”4 ha­disi de ha­tır­la­na­bi­lir. Pey­gam­be­ri­miz (s.a.v), niyet ve amele vurgu ya­pa­rak Allah Teâlâ’nın bu iki­sine değer ver­di­ğini, Müs­lü­man­la­rın değer yar­gı­la­rı­nın da mal-mülk veya gü­zel­lik-ya­kı­şık­lı­lık gibi ge­çici un­sur­lar ol­ma­ma­sına işa­ret et­miş­tir. Do­laylı ola­rak da baş­ka­la­rı­nın dün­yevî im­kân­la­rıyla çokça il­gi­len­me­nin doğru bir dav­ra­nış ol­ma­dı­ğını ifade et­mek­te­dir.

Di­ni­miz, Müs­lü­ma­nın kendi hal ve gi­di­şa­tıyla meş­gul ol­ma­sını, baş­ka­sı­nın günah ve ku­sur­la­rıyla il­gi­len­me­me­sini tav­siye et­miş­tir. Ni­te­kim Allah Ra­sûlü (s.a.v) “Ar­ka­da­şı­nın ku­sur­la­rını ha­tır­la­dı­ğında, kendi ku­sur­la­rınla meş­gul ol.”5 de­miş­tir. Çünkü nefis daima, kö­tü­lük ve ku­suru ken­di­sin­den öte­le­meyi em­re­der. Bir kavga veya hu­su­met du­ru­munda hata ve yan­lışı karşı ta­rafa nis­pet et­meyi öğüt­ler. Ken­di­sin­deki ha­tayı ve ku­suru unut­tu­rup, mu­ha­ta­bın yan­lı­şını gün­deme ge­ti­rir. Böy­lece fer­din öze­leş­tiri yap­ma­sı­nın ve kendi ha­ta­la­rı­nın far­kına var­ma­sı­nın önüne geçip ih­ti­la­fın de­rin­leş­me­sine katkı sağ­lar. Yine bu aşa­ma­lar olu­şur­ken prob­lem es­na­sında ki­şi­nin kendi hal ve ha­re­ket­le­ri­nin doğru olup-ol­ma­dı­ğını bı­ra­kıp baş­ka­sı­nın dav­ra­nış­la­rını tartma yan­lışı var­dır.

Diğer in­san­larda il­gi­le­nil­mesi ve örnek alın­ması ge­re­ken yön­ler de bu­lun­mak­ta­dır. Bun­lar ise, ferde dünya ve ahi­rette fayda sağ­la­ması bek­le­nen dav­ra­nış­lar­dır. Ör­ne­ğin, in­san­la­rın güzel huy ve dav­ra­nış­la­rını, iba­det ve takva yön­le­rini örnek almak Müs­lü­mana ya­ra­şan bir ta­vır­dır. Yine on­la­rın meşru dün­yevî ba­şa­rı­la­rını örnek almak için il­gi­len­mek de böyle de­ğer­len­di­ri­le­bi­lir.

Müs­lü­ma­nın, baş­ka­la­rı­nın hal ve du­rum­la­rıyla il­gi­len­meyi bı­ra­kıp kendi iç dün­ya­sına yö­nel­mesi vur­gu­la­nır­ken, bu du­ru­mun fer­din ben­cil­leş­me­sine yahut yal­nız­laş­ma­sına neden ol­ma­ması ge­rek­tiği ha­tır­la­tıl­ma­lı­dır. Ki­şiyi, aile, ak­raba ve çev­re­sine du­yar­sız biri ha­line de ge­tir­me­me­li­dir. Bir Müs­lü­man, kendi günah ve ku­su­ruyla meş­gul olan içe dönük bir dav­ra­nış şekli ge­liş­ti­ri­le­bi­lirse, işte o zaman çev­re­sin­de­ki­lere karşı daha mü­sa­ma­halı ve du­yarlı bir fert ola­bi­lir. Sos­yal ya­şan­tısı daha ka­li­teli bir nok­taya ula­şa­bi­lir.

Baş­ka­la­rı­nın hal ve du­rum­la­rıyla il­gi­len­me­mek, so­rum­lu­luk­la­rın ihmal, hak ve hu­ku­kun ihlal edil­me­sine ve ada­le­tin ze­de­len­me­sine sebep ol­ma­ma­lı­dır. Ki­şiyi, emr bi’l-maruf nehy ani’l-mün­ker ya­pıl­ması ge­re­ken yerde et­ki­siz kal­maya, söy­le­nil­mesi ge­re­ken yerde sus­maya gö­tür­me­me­li­dir. Ör­ne­ğin gıy­bet et­me­nin caiz ol­duğu yer­ler bu­lun­mak­ta­dır. Ken­di­siyle ti­ca­ret yap­mak, hı­sım­lık bağı kur­mayı dü­şün­mek gibi se­bep­ler­den do­layı bir şahsı onu ta­nı­yan ki­şiye sor­du­ğunda, o ki­şi­nin “Ben kim­se­nin gü­na­hıyla, hal ve dav­ra­nış­la­rıyla il­gi­len­mi­yo­rum…” di­ye­rek, olum­suz yan­la­rını dile ge­tir­me­mesi, so­ruyu soran Müs­lü­manı büyük bir za­rara sokma ih­ti­mali bu­lun­du­ğun­dan doğru bir dav­ra­nış sa­yı­la­maz.

Baş­ka­la­rı­nın yan­lış­la­rıyla meş­gul ol­ma­mak söz ko­nusu ol­du­ğunda, bazı Müs­lü­man­la­rın iti­kadî veya amelî bi­dat­le­riyle uğ­ra­şıl­ma­sı­nın ge­rek­li­liği de bunun dı­şında tu­tul­ma­lı­dır. Zira bu gibi in­san­larla ilmî ve fikrî sa­hada meş­gu­li­yet, bir ve­ci­be­dir. On­lara cevap verme so­rum­lu­lu­ğunu ise işin ehli in­san­lar üst­le­ne­cek­tir. Bunun ya­nında her Müs­lü­man­dan ilmi, gücü ve et­kisi ora­nında üze­rine düşen so­rum­lu­luğu ifa et­mesi is­te­nir.

Şunu ifade ede­lim ki, ki­şi­nin ken­di­sini il­gi­len­dir­me­yen her şey hak­kın­daki meş­gu­li­ye­ti­nin veya söz­le­ri­nin günah yahut yan­lış ol­duğu söy­le­ne­mez. Bun­lar içe­ri­sinde mubah, mek­ruh ve haram olan­lar var­dır. Her ha­lü­karda has­sa­si­yet sa­hibi Müs­lü­man, ömür ser­ma­ye­si­nin kıy­me­tini bil­meye ve vak­tini zayi et­me­meye ça­lı­şır. Ha­rama gir­me­mek en­di­şe­siyle il­gi­le­rini kont­rol et­meye ça­ba­lar. Nef­sini ıslah et­meye, gü­nah­la­rına tevbe et­meye gay­ret eder.

“Ki­şi­nin ken­di­sini il­gi­len­dir­me­yen şey­ler­den yüz çe­vir­mesi, onun güzel Müs­lü­man­lı­ğın­dan­dır.”6 ha­disi, ih­tiva et­tiği ha­ki­kat­ler iti­ba­riyle âlim­le­rin dik­ka­tini çek­miş­tir. Bir­çok âlim baş­ka­sı­nın ma­nevî ha­liyle il­gi­len­meyi, diğer in­san­la­rın gü­nah­la­rını ve ku­sur­la­rını di­line do­la­mayı, ömür ser­ma­yesi olan vakti boş ve fay­da­sız iş­lerle ge­çir­meyi Allah’ın o ki­şi­den yüz çe­vir­me­si­nin işa­reti ola­rak say­mış­tır. Ör­ne­ğin, Hasan-ı Basrî (r.a.) de: “Kulun ken­di­sini il­gi­len­dir­me­yen şey­lerle meş­gul ol­ması, Allah’ın ku­lun­dan yüz çe­vir­di­ği­nin ala­met­le­rin­den­dir.”7 de­miş­tir.

Allah’a iyi kul ol­ma­nın yol­la­rını ara­yan­lara bir fener olan “Kendi gü­nah­la­rınla ve dav­ra­nış­la­rınla meş­gul ol, baş­ka­la­rı­nın hal ve du­rum­la­rına gö­zünü kapat!” pren­sibi Müs­lü­mana ol­dukça kap­samlı bir kul­luk bi­linci aşı­la­ması ya­nında, Allah ka­tın­daki de­ğe­rini gör­mek is­te­yen­lere bir ipucu ver­mek­te­dir. Hasan-ı Basrî’nin ifa­de­sin­den mül­hem söy­le­ne­bi­lir ki, kulun Rabbi ka­tın­daki kıy­meti, il­gi­leri ve amel­le­ri­nin de­ğeri ora­nın­da­dır…

* Arş. Gör., Bülent Ecevit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi.

  1. Tirmizî, Sünen, 2317; İbn Mâce, Sünen, 3976; Malik b. Enes, Muvatta’, 2628. ↩︎
  2. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1732. ↩︎
  3. Ebû Davud, Sünen, 4903; İbn Mâce, Sünen, 4210. ↩︎
  4. Müslim, Sahîh, 2564; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 7827. ↩︎
  5. Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, 328. ↩︎
  6. Tirmizî, Sünen, 2317; İbn Mâce, Sünen, 3976; Malik b. Enes, Muvatta, 2628. ↩︎
  7. İbn Receb el-Hanbelî, Câmiu’l-Ulum ve’l-Hikem, s.116. ↩︎