NEFSİNLE MEŞGUL OL Kİ RABBİNE YAKLAŞASIN!

Geçici dünya hayatında imtihan edilen Müslümanın temel hedefi, Rabbinin rızasını kazanmaktır. Bunun için Müslüman, gücünün yettiği oranda kulluk vazifesini yerine getirmeye çalışır. İşlediği hayır ve hasenat, terk ettiği günahlar ve samimi niyeti ile Rabbinin rızasına yakınlaşır. Hayatının her alanını kuşatan bir kulluk bilincine sahip olduğu ölçüde iyi bir kul kıvamı elde edebilir. Fakat Müslümanın iyi […]

BU ACELE NİYE?

Şükür ve sabır birbiriyle oldukça ilişkili iki kavram. Bir nimete nail olduğumuzda şükrederiz; bir musibete, hastalığa, kedere uğradığımızda da sabrederiz. Bu iki kelime hayata “Müslümanca bakış”ımızın temelini oluşturmaktadır.

İSLAMÎ ŞUURU UNUTTURAN RAHATLIK

İdeal Müslümanın hayatına “bir bütün olarak” bakıldığında özellikle şu iki hususun öne çıktığı görülür: Sabır ve şükür. Müslüman, hayatın çeşitli anlarında ya şükür makamındadır, ya da sabır.

KARAMSARLIK VE YALNIZLIK HARAMA SÜRÜKLER

Hepimiz biliriz ki, hayat kimse için tek düze devam etmez. İçerisinde farklı durumlar barındırır. Bazen sevinç, bazen hüzün, bazen coşkunluk, bazen donukluk, bazen iç huzuru, bazen de sıkıntı…

Gıybete Müdâhale ve Müslümana Destek

Müslümanların, birbirlerine karşı sorumlulukları vardır. Bunların en önemlilerinden birisi de Müslümanın şahsiyetine saygıdır. Bu yüzden Müslümanın malının çalınmasından daha kötü bir şey vardır ki o da Müslümanın “mü’min kimliğine” zarar verilmesidir. Mü’minin kimliğiyle oynamak ve mürû’etine halel getirmek olan gıybet, bu yüzden haram kılınmış ve bir Müslümanın işleyeceği en büyük kabahatlerden sayılmıştır.

Müslümanın “Reklam” ile İmtihanı

Kuru bir bilgi olarak değil de bir idrak, şuur ve bilinç olarak mülkün, haddi zatında Allah’ın olduğuna ve insanoğlunun elinde ise bir emanet hükmünde bulunduğuna iman eden Müslüman, bütün ticari muamelesini de bu anlayış üzerine inşa eder. Rızkın, Rabbinden geleceğini ve müşterilerinin yalnızca bir vesile olduğunu bilir. Allah dilemedikçe hiçbir maksadına ulaşamayacağına iman eder.

Bir Şöhret Aleti Olarak Muhalefet

Muhalif, okurken hüner görmek için değil, kusur yakalamak için okur; dinlerken faydalanmak için değil, hata bulmak için dinler; konuşurken insanlara “laf anlatmak” için değil, “laf atmak” için konuşur.

SEVGİMİZ; SÎNEDE YÜK MÜ, AHİRETTE AZIK MI?

Çoğumuz düşünmeyiz sevginin ve sevmenin hayâtî etkisini. Bir futbolcuyu, sanatçıyı, artisti sevmenin de bir bedeli olabileceğini. Sevmek, imanımız açısından ne anlam ifade eder? Sevginin de vebali var mıdır? Beğenmenin, hayran olmanın, hoşnut kalmanın ve razı olmanın…

MÜSLÜMANLAR, AİLEMİZDİR

Müslümanlar, büyük bir ailenin mensuplarıdır. Her Müslüman, bu büyük aileye kendini ait hisseder veya hissetmelidir. Müslüman, aynı anadan doğmasa da aynı babadan olmasa da diğer Müslümanı kardeşi bilir. Çünkü kardeşlik kararı ötelerden verilmiştir. Rabbimiz bizi, kardeş kılmıştır. Müslüman, Müslüman kardeşiyle ümmet olur. Gözünü onunla açar, büyür ve yaşar. Müslümanlar, değil mi ki aynı Allah (c.c)’a […]

İLİM KİMDEN ALINIR?

Allah Teâla, yüce kitabında kendisinden ancak hakkıyla âlim kullarının koktuğunu[1], bilenlerle bilmeyenlerin asla bir olmayacağını[2], kime ilim verildiyse ona hayırdan pek çok şey verildiğini[3], ilmin artması için nasıl dua edileceğini[4] ve kendisine ilim verilenlerin derecelerinin yükseltileceğini[5] beyan buyuruyor.