Dergide ara

Yazı başlıkları, yazar adları ve sayı adları içinde arar. Şapka ve büyük harf fark etmez: “adalet” yazınca “Adâlet” de bulunur.

Göz atın: Sayılar · Yazarlar · Arşiv

Ölçülü Ol Selâmeti Bul

8. Sayı · 2007/4

2022

2021

2020

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

Ben­li­ği­mizi, şah­si­ye­ti­mizi ve bize ait her şey yi­tir­me­mi­zin adı olan; “garp­lı­laşma”, “av­ru­pa­lı­laşma”, “mu­â­sır­laşma” ve “çağ­daş­laşma” uğ­runa pek çok özel­lik ve gü­zel­lik­le­ri­mizi kay­bet­tik. Ka­yıp­la­rı­mızı da dün “gâvur” de­dik­le­ri­miz­den it­halle te­lâ­fiye ça­lış­tık. Bunun tabii ne­ti­cesi ola­rak da; nice sı­kın­tı­lar ve müş­kil­lerle ya­şa­maya mah­kûm olduk.

Dünya Müs­lü­man­ları ola­rak iç içe ya­şa­dı­ğı­mız prob­lem­le­rin kay­nağı; “hayat fel­se­fe­miz” deki sa­kat­lık­lar­dır. Yani bir bütün ola­rak dün­yaya ba­kı­şı­mızda mey­dana gel­miş olan çar­pık­lık­tır. Dün dün­yaya; Ahi­ret’in içe­ri­sinde ka­za­nı­la­cağı bir is­tas­yon gözü ile ba­kar­ken, bugün onu, her ka­resi ve her sa­ni­yesi ola­bil­di­ğince de­ğer­len­di­ril­mesi ge­re­ken bir fır­sat­lar me­kânı ola­rak görür olduk. Tıpkı yüz­yıl­lar boyu ken­di­le­rine “gâvur” de­dik­le­ri­miz gibi. Dün­yaya bu gözle ba­kınca, dünya ni­met­le­rine ve dün­ya­lık­lara da bizim gö­zü­müzle değil, on­la­rın göz­leri ile bakar olduk. Bakış açı­mız de­ği­şince; doğ­ru­la­rı­mız yan­lış, gü­zel­lik­le­ri­miz çir­kin­lik­ler ha­line geldi. Ha­yata; Kur’an ve Sün­net açı­sın­dan bak­mak en ya­kın­la­rı­mız ta­ra­fın­dan bile ya­dır­ga­nır oldu. Bü­yük­le­ri­miz gibi dav­ran­mak ve millî kül­tü­rü­müze uygun ya­şama gay­ret­leri, istihfaf/hor görme ve alay ko­nusu ha­line geldi. Zaten İs­lâmî has­sa­si­yete sahip ol­duk­ları zan­ne­di­len­le­rin kahir ekseriyeti/ezici ço­ğun­luğu; köke bağlı bir gay­reti akıl­la­rına bile ge­ti­re­me­di­ler. Onlar yay­gın uy­gu­la­maya ayak uy­dur­makta bir beis/engel gör­me­di­ler. Hatta gâvur tak­li­dini İslâm dışı ola­rak dü­şü­ne­me­di­ler bile.

Bun­dan do­la­yı­dır ki, temel me­se­le­lere yak­la­şımda; “Di­ni­miz ne diyor?” so­ru­sunu sor­mak, 21. yüz­yıl Müs­lü­man­la­rı­nın ha­re­ket nok­tası ol­mak­tan çık­mış oldu. Böyle olunca da; israf, lüks, sa­vur­gan­lık, öl­çülü ya­şama, tu­tum­lu­luk, cim­ri­lik ve ben­zeri ha­yatî ko­nu­larda da öl­çü­ler alt-üst oldu. Bun­la­rın alt-üst ol­ma­sıyla da; içtimâî/sosyal ha­yatta sa­yı­sız müş­kil­ler zuhur etti. Her şey­den önce “be­re­ket” or­ta­dan kalktı. Aile ha­ya­tı­mızda, ti­carî ha­yatta ve kamu ku­ru­luş­la­rında borç içe­ri­sinde ya­şa­mak tabii hale geldi. İşin tuhaf ta­rafı ise; mev­cut halin be­nim­sen­mesi ve has­ta­lığı te­davi etmek ye­rine onunla ya­şa­ma­nın âdet ha­line ge­ti­ril­me­si­dir. Buna, öl­çü­süz ya­şa­mayı ve var­lık­sız­lıkla var­lık­lı­nın bu ko­nuda bir­bir­leri ile ya­rış­ma­sını da ilave ede­bi­li­riz.

İslâm, ha­ya­tı­mı­zın miyarı/ölçüsü ol­mak­tan çık­tı­ğın­dan beri, mil­letçe ve dev­letçe ik­ti­sadî kriz­ler­den kur­tu­la­ma­dık ve bu min­val üzere yü­rür­sek de kur­tu­la­ma­yız.

Kur’an-ı Mübîn”imiz; Allah’ı dış­la­yan bir kimse için geçim sı­kın­tı­sı­nın ka­çı­nıl­maz ol­du­ğunu beyan bu­yu­rur.1 Şu halde Rabb’imi­zin emir­le­ri­nin bir ke­nara itil­diği bir ha­yat­tan hayr ummak, ima­nı­mızla bağ­daş­maz. Öy­leyse ba­ka­lım Allah’ımız; israf, sa­vur­gan­lık, lüks, tu­tum­lu­luk ve cim­ri­lik gibi ha­yatî ko­nu­larda ne bu­yu­ru­yor:

  1. İSRAF
  2. Gereğinden fazla, normal dışı sarf ve tüketme
  3. Yersiz sarf etme ve lüzumsuz harcama
  4. Dikkatsiz sarf etme
  5. Tüketemeyeceğini alıp; kullanmamak, istif edip biriktirmek, yeyip içemeyeceği kadar alıp kokutup atmak gibi şeyleri hatırlatır

Zaman, ömür, ruh ve beden sağ­lığı, imkân, para, ser­vet, ilim, tabii kay­nak­lar, ham mad­de­ler, mamül mad­de­ler, enerji, ekmek ve yemek is­raf­ları; sa­vur­gan­lı­ğın ilk akla ge­len­le­ri­dir. Rabb’imiz: “…Ye­yi­niz, içi­niz ve israf et­me­yi­niz. Şüphe yok ki; Allah müs­rif­leri sev­mez.” bu­yu­rur.2

  1. TEBZİR
  2. Saçıp savurma, savurganlık
  3. Fazla harcama ve tüketme
  4. Hesapsız ve ölçüsüz harcama
  5. İrade dışı harcama

Kur’anî bir kav­ram olan “teb­zir” hak­kın­daki Ayet-i Ke­rime’de; “…saçıp sa­vurma!, sa­vur­gan­lar şey­tan­la­rın kar­deş­le­ri­dir.” bu­yu­ra­rak suçun aza­me­tine dik­kat­leri çek­mek­te­dir.3 Buna göre; şey­tanla kar­deş olmak is­te­me­yen­ler sa­vur­gan­lık­tan uzak du­ra­cak­lar­dır.

  1. TEREF
  2. Gösterişe yönelik harcama,
  3. Lüks harcama,
  4. Zevk ve safa harcaması,
  5. İhtiyaç için olmayıp, harcamış olmak için harcama
  6. Fantezi harcamaları,
  7. Sınırsız ve mantıksız tüketim,
  8. Tüketim şımarıklığı,
  9. Marka ve uçuk fiyat meraklılığı gibi. Allah Teala; “teref” in helak sebebi olduğuna işaret buyurur.4

“İsraf”, “Teb­zir”, “Teref” i de­ğer­len­di­rir­ken şüp­he­siz ki; bazı hu­sus­ları nazar-ı iti­bara almak icab eder:

  1. Varlık durumu: Mesela, herkesin aynı semt ve kıymette bir meskende ikameti gerekmez. Bu konuda imkânları zorlamak lüks özentisi olur ve yasağa girer.
  2. Bölge ve çevre şartları: Ülke, şehir ve iskân mahalleri arasında değerlendirme farkı tabiidir. Bir şehirde vasat sayılan bir mesken, diğerinde lüks kabul edilebilir.
  3. Zaman unsuru: Bir zaman İstanbul’da bile lüks sayılan kaloriferli ısınmanın, günümüzde pek çok şehirde normal ısınma tarzı olarak kabul edilmesi gibi.
  4. Ahval ve vaziyet: Misafir edeceğimiz insanla olan resmiyet veya samimiyete göre ikramın şekli değişir. Böylece birisi için lüks olan, diğeri için vasat sayılabilir.

Yu­ka­rı­daki is­tis­na­lar dı­şında kalan; israf, teb­zir ve teref; var­lıklı için de haram, fakat ih­ti­yaç sa­hibi için bir­kaç kat ha­ram­dır.

Gü­nü­mü­zün Sün­net, nişan ve düğün me­ra­sim­leri, Ra­ma­zan sof­ra­ları, açık büfe yemek tarzı ve “100 çe­şitli kah­valtı” lar; yu­ka­rı­daki ma­lu­mat açı­sın­dan ti­tiz­likle de­ğer­len­di­ril­me­li­dir. Geçim sı­kın­tı­sın­dan bah­se­den­ler, pa­ra­nın be­re­ket­siz­li­ğin­den şi­kâ­yetçi olan­lar da aynı titiz de­ğer­len­dir­meyi yap­ma­lı­dır­lar.

Unut­ma­ya­lım ki; dünya ni­met­leri; sı­nır­lı­dır, ge­çi­ci­dir, var­lık­la­rın ortak ma­lı­dır ve Öbür Âlem (Âhi­ret) de hesap ko­nu­su­dur.5 İnsan, ni­met­le­rin kay­nağı ve mâ­liki ola­rak ken­di­sini gö­rürse, çok büyük bir yan­lı­şın içe­ri­sine düş­müş olur. “Benim olan bir şeyi nasıl har­ca­ya­ca­ğıma kim ka­rı­şa­bi­lir?” gibi ma­ter­ya­list bir dü­şün­ce­nin ba­tak­lı­ğında bo­ca­lar durur. Böy­le­leri; hem mi­ras­çı­la­rın, hem top­lu­mun hak­kını yemiş ol­duk­ları gibi, zekât ta­sad­duk ve hayr har­ca­ma­la­rın­dan ya ta­ma­men uzak kal­mış veya ke­sinti yap­mış olur­lar. Bu ise büyük bir hu­kukî ve vic­danî ko­nu­dur.

Rabb’imi­zin var­lıklı-var­lık­sız biz­ler­den is­te­diği; har­ca­ma­la­rı­mızda orta yolu takip et­me­miz­dir. Yani ne israf ve lüks, ne de cim­ri­lik. “İk­ti­sad” ki; har­ca­ma­larda aşı­rı­lık­tan ka­çın­mak ve ge­rek­ti­ğinde, ge­rek­tiği kadar sarf et­mek­tir. İsrâ Sû­resi’nin 29. Ayet’inde; “…Cim­ri­lik yapma, büs­bü­tün de saçıp sa­vurma, sonra kı­nan­mış ve piş­man olmuş halde otu­rup ka­lır­sın.” buy­rul­muş­tur. Fur­kan 67’de ise; “har­ca­ma­larda is­rafla cim­ri­lik arası bir yol iz­len­mesi” öğüt­le­nir.

Tü­ke­tim ter­bi­yesi, eği­tim ko­nu­su­dur. Kay­nak ola­rak di­ni­mi­zin emir ve tav­si­ye­leri öne çı­ka­rı­lırsa ba­şarı ko­lay­la­şır. Bu eği­ti­min erken yaşta baş­la­ması icab eder. Ara ve­ril­mek­si­zin her ve­sile ile de­vamı ge­re­kir. İşin man­tıkî izahı ihmal edil­me­me­li­dir. Batı kay­naklı; tak­sitli alış­ve­riş­ler, pa­zar­la­ma­cı­lık, du­yurma (ilan) öl­çü­le­rini aşan rek­lâm­lar, vit­rin, süper ve hi­per­mar­ket­ler­den uzak dur­malı, akl-ı selim sa­hip­leri, medya ve dev­let; in­sa­nı­mı­zın tü­ke­tim çıl­gın­lı­ğın­dan kur­tarma gay­reti içe­ri­sinde ol­ma­lı­dır.

  1. Bkz. Taha, 20/124 ↩︎
  2. Bkz. A’raf, 7/31 ↩︎
  3. Bkz. İsrâ, 17/26–27 ↩︎
  4. Bkz. İsrâ, 17/16 ↩︎
  5. Bkz. Tekâsür, 102/ 8 ↩︎