RUHUMUZU VE BEDENİMİZİ ARINDIRAN İBADET ABDEST

Efendimiz (Sallalâhu aleyhi ve sellem) bir gece rüyasında Hz. Bilal (radıyallâhu anh)’ı görür. Hz. Bilal Cennette Efendimizin önünde yürümektedir ve Efendimiz onun ayakkabılarının hışırtısını işitmiştir. Bu rüyayı gördüğü gece sabah namazının ardından Efendimiz Hz. Bilal’e dönerek: “Ey Bilal! Müslüman olduktan sonra en fazla sevap elde etmeyi umduğun amel hangisidir. Zira ben Cennette senin ayakkabılarının hışırtısını işittim.” diye sorar. Hz. Bilal şöyle cevap verir: “Yâ Rasûlallah! Ben gece veya gündüz ne zaman abdest alsam, bu abdestimle muhakkak Allah’ın dilediği kadar nafile namaz kılmışımdır. Nafile amellerim arasında bundan daha fazla ecir beklediğim bir amelim yoktur.”[1]

Bu hadîs-i şerîfin diğer bir rivâyetinde Bilal (radıyallâhu anh): “Yâ Rasûlallâh, ben abdestimi her bozduğumda yeniden abdest alırım ve iki rekat namaz kılarım.” buyurmaktadır.[2] Hz. Bilal hiç şüphesiz bu güzel amelleri kendisine örnek aldığı Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’den öğrenmiştir. Çünkü Âlemlerin Efendisi şöyle buyurmuştur: “Her kim benim aldığım şu abdest gibi abdest alır ve ardından nefsiyle konuşmadan (huşû ile) iki rekat namaz kılarsa geçmiş günahları afvolunur.”[3] “Eğer sizden biriniz abdestini tastamam alıp ardından ‘Eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve enne Muhammeden abdullâhi ve rasûlühû’ derse ona cennetin sekiz kapısı açılır ve o bu kapıların hangisinden dilerse ondan girer.”[4]

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) ümmetinden henüz kendisini görememiş, saadet asrından sonra gelecek kişileri “kardeşlerim” buyurarak tavsif etmiş ve kendilerine karşı kavuşma özlemini dile getirmiştir. Sahabe-i kirâm efendilerimiz: “Ey Allah’ın Rasûlü, ümmetinden henüz gelmemiş, seni görmemiş kardeşlerini kıyamet günü nasıl tanıyacaksın?” buyurunca, Efendimiz onlara: “Bir insanın simsiyah atlarının arasında alınları ak, ayakları sekili atları olsa, onları nasıl tanırsa ben de kardeşlerimi kıyamet gününde öyle tanırım. Onların dünyada iken almış oldukları abdestlerden dolayı yüzleri, elleri ve ayakkları parıl parıl parlayacaktır. Ben onlardan önce kevser havuzuna varıp onları orda bekleyeceğim.” buyurmuştur.[5]

Kıyamet gününde ümmetinin böyle bir şerefe nâil olacağını müjdeleyen Efendimiz (s.a.s), abdest azalarındaki nuru ve parlaklığı çoğaltmak isteyen kimselerin abdestlerini en güzel şekilde almalarını tavsiye buyurmuştur.[6]

Nefse ağır gelen zamanlarda güzel bir şekilde alınan abdest, günahların dökülmesine, hataların silinip atılmasına ve yüksek derecelere nâil olmaya vesîle olan ve sınır boylarında cihat için nöbet tutmaya denk olan üç ibadetten biridir.[7] Bir mümin abdest alırken yüzünü yıkadığında gözü ile işlemiş olduğu günahlar yüzünden dökülen son damla ile birlikte dökülüverir. Ellerini ve kollarını yıkadığında eli ile işlemiş olduğu bütün günahlar dökülüverir. Ayaklarını yıkadığında da ayakları ile işlemiş olduğu bütün günahlar dökülüverir. Abdestini bitirdiğinde günahlarından arınmış, tertemiz bir hale bürünür.[8]

Abdestsiz yemek yemek, su içmek, dolaşmak, yatmak gibi fiiller âlimlerin ittifakı ile kerâhetsiz câiz olmakla birlikte Efendimiz (s.a.s) biz ümmetine abdestin fazîletini anlatmış, abdest almayı teşvik etmiş, imkan buldukça sürekli abdestli bulunmayı ve abdestli olarak yatmayı tavsiye buyurmuştur.

Örneğin Efendimiz aleyhissalâtü vesselam Berâ b. Âzib (r.a)’a yatmadan önce abdest almasını, sağ tarafına yatıp şu duayı okumasını tavsiye etmiştir: “Allâhümme innî eslemtü nefsî ileyk ve veccehtü vechî ileyk ve fevvaztü emrî ileyk ve elce’tü zahrî ileyk, rağbeten ve rahbeten ileyk, lâ melcee ve lâ mencâ minke illâ ileyk. Âmentü bikitâbikellezî enzelte ve bi nebiyyikellezî erselte.”[9] Rasûlullah (s.a.s) Efendimiz bu duayı Berâ b. Âzib (r.a)’â öğrettikten sonra şöyle buyurmuştur: “Eğer bu duayı okuduktan sonra o gece ölürsen fıtrat üzere ölürsün. Eğer sabaha ulaşırsan hayra nâil olursun.”[10]

Allah Zü’l-Celâl Kur’ân-ı Kerîm’inde çok tövbe edenleri ve çok temizlenen kullarını sevdiğini bildirmektedir.[11] Bizleri de çok tövbe eden ve çok temizlenen kullarından eylesin. Aldığımız abdestler vesilesiyle hem bedenlerimizi hem de ruhlarımızı arındırmayı nasip etsin. Kevser havuzunun başında abdest azaları parıl parıl parlayan ve Efendimiz aleyhissalâtü vesselâma kardeş olma şerefine nâil olan kullarından eylesin. Âmin.

[1]. Buhârî, Teheccüd, 17; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 108.

[2]. İbn Huzeyme, Sahih, 2/213; Hakim, Müstedrek, 1/457.

[3]. Müslim Tahâret, 3.

[4]. Müslim, Tahâret, 17.

[5]. Müslim, Tahâret, 41.

[6]. Buhârî, Vudû, 3; Müslim, Tahâret, 35.”

[7]. Müslim, Tahâret, 41.

[8]. Müslim, Tahâret, 32.

[9]. Allah’ım!  (Rahmetini) isteyerek , (gazâbından) korkarak, kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana ısmarladım, sırtımı sana dayadım. Senden başka sığınacak, senden başka kurtaracak  yoktur. İndirdiğin kitabına ve gönderdiğin nebîne inandım.

[10]. Buhârî, Deavât, 6; Müslim, Zikr, 56.

[11]. Bakara 2/222.